Kadınlığı sorgulamanın dayanılmaz arsızlığı
Barış Akpolat Barış Akpolat
Deniz Koloğlu’nun 23 kadınla söyleşi yaparak hazırladığı, Kara Plak Yayınları’ndan çıkan “Müzikle Yaşayan Kadınlar” kitabı daha ilk sayfasını açtığım anda pek çok şey düşündürdü. Kitabın ilk cümlesi Kalben’e ait: “Çok basit, erkek müzisyenlere hiçbir zaman erkek müzisyen olmanın zorluğu sorulmaz.”

Kendimi bildim bileli müzik dinledim. Ergenliğin ortalarında iletişimle ilgili bir meslek yapmayı seçmiştim. Kafam kesinlikle sayısal mevzulara basmadı, hala basmaz. Müzik dinleyip kasetler çeker arkadaşlarla o kasetleri okulda değiş tokuş yapar sonra da o şarkılar hakkında bildiğimiz kadarıyla konuşurduk. Bugün bu olayın şekli şemali değişti ama altındaki merak ve dinleme dürtüsü hala aynı hararete sahip.


Hayatımı hep müzikli işlerden kazanmaya çalıştım. Konserlerde vestiyerde durdum, yer göstericiliği yaptım. Üniversite 1’inci sınıfta Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda çalıştığım için her gün az 1 konser izliyordum. Sonra 2’nci sınıfta Hürriyet gazetesi ile bağlantı kurdum. Bir şekilde başlamam gerekiyordu yazıp çizmeye, bu işin acemiliği çoktur, diplomamı aldığımda acemiliği geçmiş olmak istiyordum. Röportajlarla başlamadım tabii ki işe. Sürekli fırça yiyerek müzikle pek de alakalı olmayan ufak tefek haberler yazdım. Sonra bir şekilde alternatif müziğin sularında işler yapmaya başladım. Daha doğrusu o sularda yüzmeme izin verildi. Yol açanlara selam olsun...

Farklı tarzlarda üreten sanatçıların vizyonunu anlamaya çalışırken sorularımı çok dikkatli seçmeye çalıştım. Arada elbette hatalarım olmuştur. Son günlerde bu sorularımı bana düşündüren, hatırlamaya çalışmama sebep olan bir kitap okuyorum. Deniz Koloğlu’nun çok ciddi bir çalışma sonucunda ortaya çıkardığı “Müzikle Yaşayan Kadınlar”, erkek olarak bakmayı es geçtiğimiz bazı konuları, doğru sorular sayesinde kadınlara anlattıran bir eser.

kadinligi-sorgulamanin-dayanilmaz-arsizligi-642077-1.
Deniz Koloğlu
Fotoğraf: Selva Uçansu


Konu, kadınlar ve herhangi bir alandaki varlıkları olunca memlekette bu mevzu erkekler tarafından tartışılır, kadınlara söz vermeden elbette... Daha geçen günlerde bir kadın ped markasının reklamı üzerine erkeklerin türlü aforizma ve fikirlerini okuduk sosyal medyada. İnsan sınırlarını bilmeli, her konuda da atıp tutmayın be beyler!

Yıllarca kadın müzisyenlere kadın olmanın zorlukları soruldu medyada. Açıklama yapmaları istendi. Bazısı soruya tepki gösterdi bazısı da ses çıkarmadı. Aynı sorular tekrar tekrar sorularak zorla içselleştirildi mi bilemiyorum fakat bu soru bir gerçek. Toplum olarak hala bu soru kalıbı pek çok yazı ve röportajda karşımıza çıkıyor ne yazık ki.

Kitaba dönüyorum. Yirmi bir söyleşiden oluşan kitapta Ah! Kosmos, Aslı Akıncı, Aslı Kobaner, Ayşe Tütüncü, Başak Yavuz, Ceylan Ertem, Elif Çağlar, Ezgili Kevser, Gaye Su Akyol, Gülay Diri, İlknur Yakupoğlu, Kalben, kim ki o, NADA, Nil Karaibrahimgil, Pİ, Ruşen Alkar, Saadet Türköz, Selen Gülün, Sıla ve Sumru Ağıryürüyen gibi isimler yer alıyor. Ciddi bir çalışma var kitabın ardında. “Müzikle Yaşayan Kadınlar” Ah! Kosmos söyleşisi ile başlıyor. Bu söyleşiyi baştan sona okuduğumda kadın olmaktan aile müzisyenin ailesiyle olan ilişkisine kadar farklı konularda gözlem yapma fırsatı yakaladım. Fakat ilgimi esas çeken söyleşilerde sorulan “Kadın Müzisyen’ tamlamasıyla ilgili hissiyatın nedir?” sorusu oldu. Her sanatçının bu soruya karşı tepkisi ve fikri farklı olmuş. Kimi tek cümle ile özetliyor durumu kimi ise bir paragrafla anlatıyor derdini.

kadinligi-sorgulamanin-dayanilmaz-arsizligi-642078-1.

Kalben’in düşüncelerine spotta yer vermiştim. Gaye Su Akyol ise bu soruya: “Buna ihtiyaç duyulmayacak eşit ve özgür günler hayal ediyorum” diye cevap vermiş. NADA’dan Miray Kurtuluş ise: “Bu tamlamanın içinde olmak beni rahatsız etmiyor. Kadınların yaşadıkları bu sürecin müzikler ilgili kısmında farklı bir yol oluyor diye düşünüyorum. Bence bu özelde bir şeyler konuşuyor olmak anlamlı” diyerek cevaplıyor bu soruyu.

Kitaba devam ettikçe benzer sorulara verilen cevapların ne kadar da insanın doğası ve geçmişiyle ilgili olarak değiştiğini de gözlemlemek mümkün. Kitabın sunuş kısmında Deniz Koloğlu’nun yaptığı açıklamalar soracak soru bırakmadı bana. Kapağı açtığım anda aklıma gelen sorular bir bir cevaplandı o yazıyla. Bu arada Deniz’in en çok kıskandığım sorusu ise “Müziğiniz ne renk?” oldu. Bunca yıl söyleşi yaptım fakat aklıma bu soru gelmemişti. Sorunun çıkış noktasını, sanatçıların buna ne cevaplar verdiğini ise ben anlatmayayım. Çünkü yirmi bir söyleşiden oluşsa da bütün olarak net bir anlama varıyor kitap. Tabii ki bu anlam herkese göre değişecektir. Uzun zamandır bu kadar zihin açıcı bir kitaba başlamamıştım.