Google Play Store
App Store

Arter’de açılan yeni grup sergisi ‘Hah!’ın küratörü Delfin Öğütoğulları anlatıyor: “Video mecrasının zamanı bükebilen yapısı, otoriter sistemlerin ileriye doğru akan çizgisel zaman kurgusunu sekteye uğratabiliyor.”

Kahkaha da bir direniş biçimidir

Deniz Burak BAYRAK

Arter’de açılan ‘Hah!’ sergisi, kahkahayı bir müdahale biçimi olarak konumlandırıyor. Delfin Öğütoğulları’nın hazırladığı sergideki 11 video eser; sanat piyasasından kurumsal yapılara, toplumsal cinsiyet normlarından sermaye ilişkilerine uzanan geniş bir iktidar haritasını hiciv yoluyla söküyor.

Sergideki işler dışarıdaki güç yapılarının yanında bizzat sergilendikleri mekânı da tartışmaya açıyor. Müzenin steril ve tarafsız olduğu varsayımını reddeden bir yaklaşım net olarak görülüyor. Ayrıca kahkaha burada sistemin çatlaklarını görünür kılan politik bir araç olarak yansıyor. Öğütoğulları ile videonun zamansal direnişini, mizahın dönüştürücü imkânlarını ve sanatın kendi kurumlarıyla giriştiği gerilimi konuştuk.

Delfin Öğütoğulları / fotoğraf: Fırat Rüzgar
  • Video mecrası serginin omurgası. Bu mecra otoriter sistemlerin zaman algısıyla nasıl bir gerilim kuruyor?

Çağdaş sistemlerin zaman algısı daima ilerleme, verimlilik ve büyüme umudu veren bir yapıya sahip. Bu da aslında lineer zaman algısından geliyor. Video mecrasının zamanı bükebilen, manipüle edebilen yapısı, otoriter sistemlerin ileriye doğru akan çizgisel bir yapı olarak kurguladıkları zamanın akışını sekteye uğratabiliyor ve gerilim yaratıyor. Örneğin, Braco Dimitrijevic’in sergide yer alan ‘Simyacıların Dirilişi’ adlı videosunda sanatçı bir âna kilitlenmiş durumda; konuşmasına devam etmeye çalışsa da ekran üzerinde kayan piyasa bantları yavaş yavaş sanatçıyı ekranın sağ üst köşesine sıkıştırıyor. Sonunda sanat piyasasının otoriter sesinin sanatçının sesini kesmesine şahit oluyoruz. Ekonomi ve piyasa dili sürekli gelişme vaadi sunsa da tekrar eden ve içinden çıkılması güç bir döngüye sıkışmış durumdayız.

  • Sergideki işlerin önemli bir kısmı kurumsal yapılarla ve sermaye ilişkileriyle hesaplaşıyor. Bu eleştirinin bir  müzede kurulmasının anlamı nedir?

Aslında eleştirdikleri yapılarla doğrudan temas ettikleri bir gerilim yaratıyor. Eserlerin çoğu sanat kurumlarını eleştiren, bazen izleyiciyi de buna ortak eden bir dile sahip. Bu sayede mekân, steril bir arka plan olmaktansa sergide işlerin bizzat eleştirdiği bir unsur hâline geliyor. Hicvi bir yaklaşım olarak benimseyen, içeriden ve ironik eleştiriler mekânla bir araya gelince sanatın kendi koşullarını sorguladığı öz-düşünümsel bir alan oluşturuyor. Eserler sergi mekânı, izleyici, piyasa dâhil olmak üzere sanat alanının tüm aktörlerini eleştirel bir düşünme alanına davet ediyor. Bu anlamda müze, eleştirinin dışında duran bir yapı olmaktan ziyade, bu tartışmanın kamusal olarak kurulabildiği bir zemin işlevi görüyor.

MİZAH, CİDDİYET, HİCİV

  • Sergi bugün politik sanatın ‘didaktik’ olması eleştirisine nasıl bir karşılık veriyor?

Sergi, tekil bir mesaj vermek veya belli doğruları dayatmak yerine, sistemlerin absürtlüklerini ve eksikliklerini açığa çıkaran bir yaklaşım benimsiyor. Mizah ve ciddiyet arasında salınan eserler, sistemleri yapısöküme uğratmaya çabalıyor. Eserlerin ortaya attıkları sorular ve mizahi yaklaşımları izleyicinin bahsedilen mücadeleyi daha empatik ve kişisel bir yerden anlamasına imkân tanıyor. Video mecrası sayesinde parçalı, kesintili ve çok sesli anlatılar izleyiciyi edilgen konumlarından çıkarıp kendi çıkarımları için bir alan yaratıyor.

TUTARSIZLIKLARI AYDINLATMAK

  • Sergi hicvin bilinen ifade biçimi algısını dönüştürüyor mu?

Hah!, hicvin farklı ifade biçimlerini benimseyen bir yapıya sahip. Hiciv önce bir edebî tür olarak ortaya çıksa da sinema, performans, görsel sanatlar gibi farklı alanlarda kullanılmaya başlıyor. Sergi, hicvin video mecrasındaki kullanımına bakan ve video sanatı ile hicvin birleştiği noktalarda eleştirel alanın alaycı yapısöküm işlevini öne çıkaran bir yapıya sahip.

  • Toplumsal cinsiyet ve iktidar ilişkileri sergide önemli yer tutuyor. Hiciv bu alanlarda gerçekten dönüştürücü olabilir mi?

Hiciv toplumsal cinsiyet normlarının eksikliklerini ve iktidar ilişkilerinin çelişkilerini öne çıkarmak ya da normların ve yaklaşımların tutarsızlıklarını aydınlatmak için harika bir eleştiri aracı. Video mecrasının biçimsel ögeleriyle hicvin birleşimi sayesinde de bazen sanatçının sesinin doğrudan bizimle konuştuğu ve onların mücadelesiyle özdeşleşebildiğimiz bir alan oluşuyor. Hicvin dönüştürücü etkisi, kesin çözümler sunmaktansa farkındalık ve beklenmedik bir dayanışma hissi uyandırmasından geliyor.

Sergi 12 Nisan 2026’ya kadar ziyarete açık. Perşembe günleri sergi girişleri tüm ziyaretçiler için ücretsiz.