birgün

27° AÇIK

GÜNCEL 27.07.2017 08:17

Kahrolsun İstibdat yaşasın hürriyet

Komik iddialarla öne çıkan Cumhuriyet davasına konuşan Ahmet Şık: Cumhuriyet gazetesinde aradığınız ‘örgüt’ şu anda Türkiye’yi yönetiyor. Kahrolsun istibdat yaşasın Hürriyet

Kahrolsun İstibdat yaşasın hürriyet

ZEYNEP KURAY zeynokuray@gmail.com @zeynokuray

Çizimler: Zeynep Özatalay

Cumhuriyet gazetesinin 11’i tutuklu 17 çalışanının yargılandığı davanın dün gerçekleşen üçüncü duruşmasına Gazeteci Ahmet Şık’ın yaptığı savunma damgasını vurdu. Cemaat’i bugünlere taşıyanların bizzat AKP hükümeti olduğunu vurgulayan Şık, “Cumhuriyet gazetesinde aradığınız ‘örgüt’ şu anda Türkiye’yi yönetiyor” dedi. Şık sözlerini, ‘Kahrolsun istibdat yaşasın Hürriyet’ diye sonlandırdı.

Davanın ilk gününde Akın Atalay ve Kadri Gürsel savunma yaparken, ikinci gününde ise Murat Sabuncu, Bülent Utku, Güray Öz, Önder Çelik Ve Mustafa Kemal Güngör suçlamalara cevap verdi. Davanın üçüncü gününde ise Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve köşe yazarı Hakan Kara, Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki Yayın Yönetmeni Turhan Günay ve Ahmet Şık savunmalarını gerçekleştirdi.

İddianamedeki tüm iddiaları reddediyorum
Davada ilk savunmayı Hakan Kara yaptı. 34 yıldır Cumhuriyet’te çalıştığını ifade eden Kara “Gazetede bugün kadar 2 bini aşkın haber, röportaj, söyleşi ve köşe yazım yayınlandı. Bunların arasında FETÖ’yü öven tek bir yazı yok. Gazetecilik yaşamım boyunca ne FETÖ’yü ne de başka bir terör örgütünü öven tek satır yazı yazmadım. Ne FETÖ ile ne de başka bir dinci cemaat veya tarikat ile hiçbir ilişkim olmadı, olamaz da. Çoğulcu, katılımcı demokrasiyi, laikliği, sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını, kadın-erkek eşitliğini, temel hak ve özgürlükleri savunan bir gazeteci olarak bu iddianamede yer alan tüm iddiaları reddediyorum. Hiçbir şeriatçı, terörist ve darbeci örgüte yardım etmedim” dedi.

Dün FETÖ’cüler bugün Ergenekon’cular…
Kara FETÖ’yle kendisinin ve Cumhuriyet’in hiçbir ilişkisinin olmadığını belirterek şöyle devam etti: “Bugün Cumhuriyet yazar ve yöneticileri hapiste. Hem de FETÖ’cülükle suçlanıyorlar. Eğer 9 aydır hapiste olmasam bu iddiaları ciddiye bile almaz güler geçerdim. Dün FETÖ’cüler Cumhuriyetçileri Ergenekonculukla suçlayıp hapse attılar. Bugünse Cumhuriyetçiler FETÖ’cü diye suçlanıyorlar ve yine hapisteler.”

kahrolsun-istibdat-yasasin-hurriyet-326556-1.

Savcı İnam özgür peki biz?
Soruşturmayı başlatan savcının FETÖ şüphelisi olduğunu hatırlatan Kara “Sayın İnam, bir yandan yargılanırken diğer yandan savcılık mesleğini sürdürmeye devam ediyor. Oysa ben gazeteciyim, mesleğimi yapamadığım gibi mektup yazmam mektup almam bile yasak. Ne yazık ki, FETÖ’cü çetenin geçmişte ODATV, Balyoz, Ergenekon gibi davalarda uyguladığı yöntemlerin benzerleri bugün muhalif sesleri kısmak için uygulanıyor” diye konuştu.

12 milyon suçlu mu var?
İddianamede Bylock kullanan kişilerle konuşmanın suç sayıldığına değinen Kara “Bylock’çularla görüşmenin suç olarak nitelendirilmesi de ayrı bir garabettir. Beni arayan kişinin BYLOCK kullandığını nereden bilebilirim? Ben gazeteciyim sayın yargıç müneccim değilim ki? Türkiye’de 200 bin Bylock’çu var. Her biri 2014’ten bu yana 2 yıl içinde 60’ar telefon kaydı oluştursa şu anda Türkiye’de 12 milyon suçlu var demektir” ifadelerini kullandı.

170’i aşkın gazeteci hapiste
“Türkiye bugün dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine dönüştü” diyen Kara sözlerini şöyle sürdürdü: “170’i aşkın gazeteci hapiste. Basın özgürlüğünde Uganda’nın gerisindeyiz. Bu Türkiye’ye yakışan bir durum değil. FETÖ ile mücadele görüntüsü altında, hükümetin hoşlanmadığı haberler yapan gazeteciler hapse atılıyor. Bağımsız gazeteciliğin kökü tümüyle kazınmak isteniyor. Oysa basın özgürlüğü halkın haber alma özgürlüğüdür. Basın özgürlüğünün olmadığı yerde demokrasi de olmaz” dedi.

Vakıf üyesi değilim
Kara’nın ardından savunma yapan Turhan Günay ise şunları söyledi: “1985’te başladığımda Cumhuriyet dürüst gazetecilik yapılan tek yerdi. Halen de öyledir. Cumhuriyet’e Hasan Cemal ve Okay Gönensin’in davetiyle geldim. 25 yıldır Kitap Eki’ni yönetiyorum. İlk davamın üzerinden neredeyse 40 yıl geçti. Bütün davalarım beraatle sonuçlandı. Hiçbir zaman vakıf üyesi olmadım ama dosyada vakıf yönetim kurulu üyesi olduğum yazıyor. Kitap fuarlarına davet için çağrıldığım telefon konuşmaları suça delil sayılmış. Sırf bu nedenle 267 gündür tutukluyum, şaka gibi.

Cemaat hiç engellenmedi
Davaya damga vuran savunma ise Gazeteci Ahmet Şık tarafından yapıldı. AKP-Cemaat ilişkisini masaya yatıran Şık, Cemaat’in bugünlere bizzat Erdoğan ve AKP iktidarı tarafından taşındığını tarihten örnekler vererek gözler önüne serdi. “Cumhuriyet gazetesinde aradığınız ‘örgüt’ şu anda Türkiye’yi yönetiyor” diyen Şık, Gülen Cemaati’nin AKP iktidarında herhangi bir engelle karşılaşmadan nihai hedefine yol aldığını vurguladı. Kendi yazdığı “Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda ” kitabının ön sözünü okuyarak savunmasına başlayan Şık, kanlı darbe dönemine nasıl gelindiğini teker teker örneklendirerek anlattı.

Utanç vesikası
“Evet, tarih bir kez daha bizden yana” diyen Şık, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ne Cumhuriyet gazetesinden bir illegal örgüt ne de bizlerden terörist çıkaramayacaksınız. Bu siyasi operasyonun kanuni kılıfını hazırlayan metnin başında ‘iddianame’ yazması, çöp muamelesi yapılması gereken bu utanç vesikasını hukuki kılmıyor. Tıpkı, öncesi ve sonrasıyla bu siyasi operasyonda görev ve rol üstlenen kimi kişilerin adlarının önünde hâkim savcı yazmasının kendilerini hukukçu kılmadığı gibi.”

Aradığınız örgüt ülkeyi yönetiyor
“Cumhuriyet gazetesinde aradığınız örgüt, siyasi parti kılığında ülkeyi yönetiyor” diyerek sözlerine devam eden Şık, havuz medyasının da bu organize kötülük örgütünün yalanlarını gerçekmiş gibi sunduğunu; suçlarını perdeleyip, kötülüğün yaygınlaşıp sıradanlaşması görevini yerine getirdiğini, örgüt propagandası yaptığını vurguladı. “Bu kirli düzen, bu suç hanedanlığı hep sürecek zannedenler yanılıyorlar” diyen Şık, “Tarihin sayfalarını karartan tüm diktatörlüklerde olduğu gibi, kinlerinin ve hırslarının doymak bilmez açlığıyla yol almaya çalışanlar her zaman kendi sonunu hazırlar. Kimsenin kuşkusu olmasın, tüm kişi ve kurumlarıyla organize kötülük örgütünün bu ablukası da dağıtılacak. Çünkü bu ülkede; demokrasi düşmanlarına inat, kalıcı ve yaygın bir demokrasi için mücadele edenler var, hukuku katledenlere inat, hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edenler var, menfaat düzenlerini sürdürmek için savaşı ve ölümü kutsayanlara inat, barışı ve yaşamı esas kılmaya çalışanlar var, çocukları katledenlere, pedofilleri koruyanlara inat çocukların düşlerini gerçek kılmak için çabalayanlar var ve hakikati boğmak isteyenlere inat gazetecilik yapmaya devam edenler var” diye konuştu.

Hiçbir zalim tarihin akışını engellemez
Gazeteciliğin suç olmadığının altını çizen Şık, gazetecilik faaliyetlerini suçlama konusu yapmanın totaliter rejimlerin ortak özelliği olduğunu hatırlattı. Türkiye gibi demokrasiyle sıkı bağlar kuramamış ve giderek daha da totaliterleşen rejimlerde gazetecilik yapmak demenin çizgiyi aşmak demek olduğunu söyleyen Şık, şöyle savunmasını şöyle sonlandırdı: “Ne ben, ne de dostları olmaktan onur duyduğum Dışarıdaki Gazeteciler, her kim olursanız olun hiç birinizden korkmuyoruz. Çünkü zorbaları en çok korkutanın cesaret olduğunu biliyoruz. Ve zorbalar da şunu bilsin ki, hiçbir zalimlik, tarihin akışını engelleyemez. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet.”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız