birgün

28° AÇIK

EĞİTİM 13.12.2019 07:50

Kalabalık sınıflar daha mı başarılı? PISA bu konuda ne diyor?

Az mevcutlu sınıflarda okuyan öğrencilerin daha başarılı olacağına inanılır. Büyük çoğunluk (Bir oran verecek olursak yüzde 90 hatta 99 diyebiliriz), kalabalık sınıfların başarıyı engellediğini düşünür. Neden öyle düşündüğümüzü bilmeyiz, ama düşünürüz!

Biri kalkıp kalabalık sınıflar daha başarılı diyecek olsa ne dersiniz? Göstereceğiniz bilimsel bir araştırma var mı elinizde? Yok, fakat “Sınıf mevcudunun az olması hem öğretmene hem de öğrenciye birçok yararlar sağlar” gibi dayanaksız genel yargı içeren istemediğiniz kadar makale gösterebilirsiniz.

Birinin bize, sınıf mevcudu OECD ortalamasının (21) iki katı (40-60) olan Çin’in eğitimdeki başarısını izah etmesi gerekiyor.

Küçük sınıfların başarılı olup olmadığı değil konu. Bize, kalabalık sınıfların başarıyı olumsuz yönde etkilediği öğretildi; sahiden öyle mi, bunu bilmek istiyoruz. Bilirsek, sınıf mevcudunu 12 ile sınırlayan özel okullara bir etek dolusu para ödediğimiz halde sınavlarda neden döküldüklerini de anlamış olacağız! Daha da önemlisi neden işbirliğine dayalı bir toplum olamadığımızı da…

Bizim için sosyal bir kavram olsa da toplumun büyük bir kesimi için eğitim artık iktisadi bir kavram. Ekonominin büyümesi eğitime yapılan yatırıma bağlanıyor; bu doğru. Öyleyse eğitimi olumlu ve olumsuz etkileyen faktörleri doğru belirlemek gerekmez mi?

Sınıf boyutunun asgari ve azami sınırını öğrenim kademesi, dersin özelliği, öğrenim güçlüğü çeken çocukların hangi ortamlarda daha kolay öğrenebildiği gibi parametreler belirlemeli. Matematik az sınıflarda daha kolay öğrenilirken edebiyat kalabalık sınıfta daha zevkli olabilir mesela...

Son yarım yüzyılın eğitim bütçelerini sünger gibi emen sınıf mevcudunun ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısının azaltılmasına dönük yatırım politikalarının dayanağı nedir? Büyük sınıfların eğitim başarısını olumsuz yönde etkilediği konusunda bilim insanları tam bir fikir birliğine sahip değil. Buna karşın eğitimin özelleştirilmesini savunan politikacılarla eğitim yatırımcıları sınıflar küçüldükçe eğitimdeki başarının artacağı konusunda gayet net fikirlere sahipler! Bizim bu konudaki yargımızı şekillendiren de araştırmalar değil, onlar oluyor.

Glasgow Üniversitesinden (İngiltere) Abeer A Alharbi ve Gijsbert Stoet, PISA 2012 verilerini sınav sonuçlarıyla karşılaştırmış ve mevcudu az sınıflardaki çocukların okuma anlama problemlerini çözmede kalabalık sınıflardakilerden daha düşük performansa sahip olduğunu bulmuşlar. Bu da onları kalabalık sınıfta öğrenci olmanın potansiyel avantajlarının göz ardı edildiğini düşünmeye sevk etmiş. Çin’in açık ara önde olduğu PISA 2018 onları bir kez daha doğruluyor. Ülkeler arasındaki başarı farkının ekonomik ve sosyal gelişimle ilgili olduğunun altını çizen araştırmacılar, ortaokullar için küçük sınıfların dezavantajına dikkat çekiyorlar. Demek oluyor ki sınıf mevcudu başarının anahtarı değil!

Makalede (https://openjournals.library.sydney.edu.au/index.php/IEJ/article/view/10321/11179), farklı sonuçların elde edildiği başka araştırmalardan da söz ediliyor: Küçük sınıfların “Özerkliğe önem veren” Batı kültürüne, kolektivizme yatkın Doğu toplumlarına ise kalabalık sınıfların daha uygun olduğu sonucunu çıkaranlar var. Güvenirliği tartışmalı da olsa anketle elde edilmiş bu sonuç ilginç geldi bana. İnanç sistemleri, birbirine tutunma ihtiyacı veya başka zorluklar Doğuluları grupta kalmaya zorluyor olabilir.

Az mevcutlu sınıfların öğrenciye, öğretmene, okul yönetimi ve okula birçok avantaj sağladığı doğru. Okulu öğrenciye konfor sunan temiz bir yer, öğretmenin öğrenciyle daha fazla ilgilendiği sükûnetli bir ortam olarak düşünüyorsanız mesele yok. Bu durumda çocuğunuzu evinizde tutabilir, okula bile ihtiyaç duymayabilirsiniz. Ama okulunuzdan eğitim-öğretim başarısı bekliyorsanız, çocuğun sosyal bir varlık okulun da sosyal ortam olduğu fikrindeyseniz, sınıf veya okul mevcudunun eğitime etkisini düşünmek durumundasınız.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız