birgün

20° KAPALI

KÜLTÜR SANAT 14.01.2020 09:36

Kalbi “O Viran Evler” gibiydi

Gomidas Vartabed doğumunun 150’nci yılında eserleriyle, onun için düzenlenen etkinliklerle anıldı. Ama belki de Vartabed’in müzik çalışmaları daha önce de kulağınıza çalınmıştır. Onun 2014 yılında Kalan Müzik’ten çıkan ve çoğunlukla önceden bilinmeyen Ermenice, Kürtçe ve Türkçe derlemelerinin düzenlemelerinden oluşan “Yerkaran” albümünü dinlemiş olabilirsiniz. Ari Hergel ve Burcu Yıldız tarafından hazırlanan albümün repertuvarı, Gomidas Vartabed’in 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı ve Rus İmparatorlukları’nda yaşamış kaynak kişilerden ve yazılı kaynaklardan derlediği binlerce şarkı içinden seçilmişti.

Sonra da Gomidas Vartabed’in müzikoloji mirasının önemini Türkiyeli okurla paylaşmayı amaçlayan “Kalbim O Viran Evlere Benzer: Gomidas Vartabed’in Müzik Mirası” adlı kitap geldi. Birzamanlar Yayıncılık tarafından onun doğumunun 150. yılında yayınlanan kitapta Vartabed’in değişik coğrafyalardaki çalışmaları ve bunların tarihsel arka planını veriyor. İstanbul yıllarından da mektup, fotoğraf, belge ve anıları var ki, onun dünyasını, ortamını tanımamızı asıl sağlayan da bunlar. Gomidas’ın dansçılığı ve komedyenliğiyle ilgili anekdot gibi…

Hraçya Acaryan: “Gomidas cesur bir dansçıydı,” diyor. “Aynı zamanda komedi oyunculuğuna da yatkınlığı vardı. Taklit etme ve lehçeleri aynen kopyalama yeteneğine sahipti. Okulda kendi aramızda toplandığımızda, ricamız üzerine, memleketinden bildiği Türk oyun havalarını söyler ve dans ederdi. Bizim için çok eğlenceliydi. Parmak şıklatmalarına ve türlü türlü salınımlarına alkışlarla eşlik ederdik. Okuldaki öğretmenler arasında en ünlü dansçıydı. Cesur, atik, ağır salınımlı veya kılıçlarla yapılan erkek danslarından köylü kadınların barlarına (dans) kadar, hepsi kendilerine özgü iniş çıkışlarıyla, el ve vücut hareketlerinin zarif ifadesiyle sonsuza kadar hatırlanacak.”

İki etnomüzikolog, Melissa Bilal ve Burcu Yıldız, kitapta onun derleme çalışmaları ile araştırmalarının tarihsel arka planından, Türkiye müzikoloji tarih yazımındaki sessizleştirilme sürecinden tutun da, Vartabed’in istediği ve oluşturduğu müzikal estetiğe varana kadar pek çok konuyu birincil kaynaklardan yararlanarak ele almış.
26 Eylül 1869’da Kütahya’da doğan, 20 Ekim 1935’te Villejuif’te bu dünyaya veda eden Gomidas Vartabed ya da Soğomon Kevork Soğomonyan, rahip, müzisyen, besteci ve eğitimciydi. Yalnızca Ermeni halk müziği üzerinde değil, genelde müzik üzerinde izi kalmıştır. “(…) Ermenilerin insanlığa faydalı bireyler olduğunu göstermek için yaratıcı güçlerini sergilemenin zamanı geldi,” diyordu. “İstikbalimizin ve kurtuluşumuzun tek yolunun bu olduğunu düşünüyorum.” Gomidas sadece Ermeni müziğini dünyaya tanıtmakla kalmadı, bu müziğin diğer halk müzikleriyle bağlantısını da araştırdı, Anadolu köylerinden ezgiler topladı.

Musikişinas bir ailenin oğluydu, kendisi de “12 yaşında, kilisede güzel sesiyle dikkat” çekti. Klasik Batı müziğinin yanı sıra, Ermeni kilise müziği tarih ve teorisi ile tanıştığı Kevorkyan Cemaran’da Gomidas adını ve Vartabed (rahip) rütbesini aldı. Tiflis’teki çalışmalarının ardından bursla Berlin’e gitti, 1899’a kadar orada kaldı. 1910’da Galata Surp Krikor Lusavoriç kilisesi muganni heyetinin daveti üzerine İstanbul’a geldi. Pangaltı’da ressam Panos Terlemezyan’la kaldıkları ev, aydın ve sanatçıların uğrak yeri oldu. 1913’ta ev arkadaşının yaptığı çok güzel bir de resmi vardır. Bu arada, araştırma ve notalandırmalarını sürdürdü, korolar kurmuş, konserler vermişti. İstanbul’da da öğrencileriyle semt kiliselerinin mugannilerinden oluşan 300 kişilik Kusan (Ozan) korosunu kurdu, konserler verdiler.

Ama İstanbul’da kurmak istediği konservatuvara ilişkin çalışmalar, siyaset iklimi değişince yarıda kaldı. 24 Nisan 1915’te de yüzlerce aydınla birlikte tutuklanıp Çankırı’ya gönderildi. ABD Büyükelçisi ve Mehmet Emin Yurdakul’un çabalarıyla kurtarılan Gomidas, oradan geri dönebilen on iki (belki sekiz) kişiden biriydi. “1919’da arkadaşlarının tavsiyesiyle Fransa’ya gitti; o dönemden ölümüne dek neredeyse hiç piyano çalmadı, beste yapmadı.” (alıntılar, “Kalbim O Viran Evlere Benzer”den).

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız