Kaldırılan Bosch reklamının arka planı: 'Kutsal aile' kıskacı
AKP iktidarı, ekonomik çöküşün ve toplumsal çözülmenin faturasını kadını eve hapsederek kesmeye çalışıyor. “Aile ve Nüfus On Yılı” genelgesiyle başlayan, 2025’i “Aile Yılı” ilan ederek doruğa ulaşan bu ideolojik kuşatma; reklam filmini yasaklama istemine kadar gitti. Avukat Yurtbilir, “Kadının asli vazifesinin kutsal annelik olduğu dayatılıyor” dedi.

“Aile ve Nüfus On Yılı” genelgesiyle kadını ve LGBTİQ+'ları hedefe koyan AKP iktidarı, şimdi de bir reklam üzerinden 'anneliği' tartışmaya açtı.
Bosch, Anneler Günü nedeniyle içinde hayvan sevgisi temasının da olduğu bir reklam filmi hazırladı. Filmde, bir kadının köpeğine sarılarak "Oğlum" dediği görüldü. Bunun üzerine son dönemde hem hayvanı hem de kadını benzer politikalarla hedef alan iktidar ve ona yakın gazetecilerden tepki geldi.
Türkiye’de iktidar, yönetemediği ekonomik krizi, "kutsal aile" söylemiyle örtmeye çalışmaya devam ediyor. Kadın kazanımlarına karşı yürütülen sistemli politikalar; artık sadece yasalarla değil, reklam filmlerinden sosyal medya paylaşımlarına kadar her alanda "ahlak bekçiliği" üzerinden yürütülüyor. Kadın kazanımlarına karşı yürütülen bu sistemli politika; sadece yasalarla, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasıyla veya 6284’ün hedef alınmasıyla sınırlı kalmıyor. Reklam filmlerinden sosyal medya paylaşımlarına kadar her estetik ve kültürel üretim alanı, iktidarın "nüfus bekçiliği" üzerinden denetleniyor.
REKLAM APAR TOPAR KALDIRILDI
Hayvan sevgisini "aile karşıtı küresel bir komplo" olarak kodlayan yandaş Yeni Şafak Gazetesi, reklamı “Çocuk yerine köpek propagandası” başlığıyla hedef tahtasına oturttu. İktidarın ve yandaşlarının bu hezeyanı, aslında sevginin özgürleşmesinden, kadının annelik vasfını biyolojik bir zorunluluktan çıkarıp bir tercih haline getirmesinden duyulan korkunun en somut dışavurumu oldu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş da “Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir! Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın —biyolojik ya da koruyucu— gerçek bir annedir. Bu bağ; sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir. Annelik gibi derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz. Annelik; bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur” diye yazdı.
Reklam apar topar yayından kaldırıldı. RTÜK, inceleme başlattığını duyurdu: Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olarak aile kavramı üzerinden ekranlarda bir değer erozyonuna hiçbir suretle izin vermeyeceğimizi önemle hatırlatıyor, ilgili reklam filmi hakkında Üst Kurulumuzca inceleme başlatıldığını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.
"KADIN BEDENİ ÜZERİNDE TAHAKKÜM KURUYOR”
Konuyu BirGün’e değerlendiren Avukat Sema Yurtbilir, bu saldırgan dilin tesadüf olmadığını, kadın ve hayvan politikalarının aynı merkezden beslendiğini vurguladı. Yurtbilir, şu saptamalarda bulundu:
"Burada iktidarın genel politikasından farklı bir şey görmüyoruz. Hayvanların yaşam hakkına saygısı olmayan zihniyet ile kadını hedef alan politika birbiriyle doğrudan bağlantılı. 2025’in Aile Yılı, ardından Aile On Yılı ilan edilmesiyle iktidar, kadın bedenini kontrol etme hakkını kendisinde görüyor. Kadınların nasıl doğuracağına, kaç çocuk yapacağına karışan bir politika yürütülüyor. Nüfus ve aile odaklı politikalar el ele vererek kadın bedeni üzerinde tahakküm kuruyor."
"Kadının asli vazifesinin kutsal annelik olduğu dayatılıyor” diyen Yurtbilir, iktidarın aile tanımını ise şöyle anlattı:
“Hayvanseverlerin kendi hayvanlarına çocuğu gibi muamele etmesi, iktidarın bu 'üreme odaklı' politikasını orta yerden kırıyor. Onların aile dediği; eşitlikçi olmayan, kadının itaatini temin eden, patriyarkal reisli aile modelidir. Bu reklam, o modelin kutsallığına ters gidiyor. Evlenmeyen, çocuk doğurmayan ama hayvan sahiplenen kadın profili kâbus haline gelmiş durumda. Çünkü bu kadınlar, sistemin onlara biçtiği 'itaatkâr anne' rolünü reddediyor."
AİLE VE NÜFUS ON YILI DAHA FAZLA YASAK GETİRİYOR
AKP iktidarı, “Aile ve Nüfus On Yılı” genelgesiyle kadınlara daha fazla bakım emeği, fedakârlık, işsizlik ve yoksulluk dayatırken LGBTİ+’lara ise daha fazla yasak ve baskı vaat ediyor. Genelge, nüfus politikası adı altında kadınların ve LGBTİ+’ların eşit yurttaşlık haklarını hedef alan ideolojik bir program işlevi görüyor.



