birgün

9° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 23.08.2021 10:23

Kalem her zaman iktidarı korkutur

Yazının insanlık üzerindeki etkisini türlü biçimlerde kullanmaya devam edeceğini belirten yazar Nur Yazgan, iktidarların korktuğu kaleme kadınların sahip olmasının her zaman avantaj olacağını vurguluyor.

Kalem her zaman iktidarı korkutur

Meltem DAĞCI

Nur Yazgan, Lal Kitap romanıyla 2007 Duygu Asena Roman Ödülü’nü aldı. Yazgan ile İstanbul’un geçmiş dönemlerinde geçen masalsı ve iç içe geçmiş öykülerin harmanlandığı son kitabı Leyla hakkında konuştuk.

2008 ve 2012 yıllarında Zamanın Kokusu ve Lal Kitap romanlarınız yayımlandı. Epey uzun süreden sonra Leyla ile yeniden okurla buluştunuz. Leyla’nın kitaba dönüşme fikri nasıl gelişti, bu süreci bizimle paylaşır mısınız?
Leyla oluşum süreci uzun yıllar alan bir kitap. Yazmaya 2015’te başladım. Bir salgın ortasında geçen bu kitabı yazmaya başladığımda henüz ülkemizde koronavirüs salgını da yoktu. Aklımda bir Leyla ile Mecnun hikâyesi oluştu. İstediğim Leyla’nın pasif rolde olmadığı bir Leyla ile Mecnun hikâyesi yaratmaktı. Kadınların yok sayıldığı efsanelerden rahatsızlık duyuyordum. Kadınlar öncelikle kendi efsanelerini yaratmayı başarmalıydılar.

Leyla bir nevi novella aslında. İki romanla başlayan yazı serüveninizin novella ile devam etmesi bilinçli bir tercih miydi? Mesela bir gün öykünüzü okur muyuz?
Leyla’yı yazarken tür ayrımı gözetmedim. Kitabın uzaması hikâyenin romanlaşmaktan çok tavsaması anlamına gelecekti. Yoksa oldukça uzatılabilir romanlaştırılabilir olay örgüsü var Leyla’nın. Bir gün öykü yazmak gibi bir düşüncem olmadı. Yine de değişik türleri denemeye kapalı değilim.

Kitapta tüm şehri saran salgın teması söz konusu. Perizat salgın ve depremle baş etmeye çalışan güçlü bir kadın ve aynı zamanda hamile. Müezzin babası ve ailesinden bu durumu gizleyerek bir çözüm arayışına giriyor. Topluma ayna tutan bir kadının aile ve yaşadığı çevreyle olan mücadelesi halen zor bir durum değil mi?
Leyla’nın hikâyesinin geçtiği zamanlar padişahlık dönemlerinde ve bugünden hemen hemen hiç farkı yok. Kadınlar hâlâ ağır toplumsal baskılarla yaşıyorlar. Zaten hikâyenin zamanını özellikle belirsiz tuttum çünkü bugün her ne kadar görünüşte saltanat altında yaşamıyor olsak da kadınlara yönelik baskı açısından bir fark göremiyorum. Perizat ise güçlüden çok başına gelenlerden sebep çözüm arayışında olan bir karakter. Ve direnmekten çok kaçış yolları üzerinde yoğunlaşıyor. Bir de toplumsal baskılar bir müezzinin kızı olan gencecik bir kadın için hayatı zorlaştırıyor.

Leyla’nın dedesi Abidin, yedinci yaş gününde hediye ettiği hokka ve divit için ona mürekkep hediye ediyor. Leyla kalemleri ve yazmayı çok seven biri. Bu karakteri yaratırken kendi yazma deneyimlerinizden etkilendiğiniz oldu mu hiç?
Evet, tamamıyla kendi yazma deneyimimden etkilendim. Leyla’yı yazarken karakterleri adım adım yaratırken birden Leyla’ya dönüşüyordum. Bir de Leyla kendimden çok özellik kattığım ilk karakterim. Bu sefer hem kendimin güçlü yanlarından bir karakter yarattım hem de kadınların ezilmişliğini yenilgiyle değil zaferle vurgulamak istedim. Bizi umutsuzluğa sürüklemek ezilmişliğimize çare değil.

Leyla ve Karz’ın sıradışı sevda hikâyesi sürerken bir yandan mecmua çıkarılır. Mecmuada sert, tepki çekecek yazılar yer alır. Son sayıları kimse tarafından okunamadan sarayın gizli bölmesinde saklı kalır. Hikâyenin bu kısmı bana bir dönem yakılan, toplatılan kitapları anımsattı. Kalem halen en güçlü zırhımız, ne dersiniz?
Kalem iktidar sahiplerini her zaman en korkutan güç olmuştur. Bu yüzyıllar geçse de değişmeyecektir. Cahil kesim bile Arap harfleri ile yazılmış kâğıtları büyü, tılsım, muska gibi şeyler için kullanır. Yazı insanlık üzerindeki etkisini türlü biçimlerde kullanmaya devam edecektir. Bu nedenle sadece kadınların haklarını dile getirmek için bir mecmua çıkarılması sarayda bir devrimdir aynı zamanda. Kadının kaleme sahip olması kadınlar için her zaman avantaj olacaktır.

Son olarak Duygu Asena Roman Ödülü sahibi olarak edebiyat ödülleri, atölyeler ve dergiler için düşünceleriniz neler?
Ben de iyi bir edebiyat ödülüyle ilk kitabımı yayınladım. İlk kitabım böyle ödülle basılmasaydı uzun yıllar kitaplarını yayınlamak için çabalayan biri olabilirdim. Hakkaniyetli bir biçimde verildiği sürece, özellikle yeni yazarlar için, edebiyat ödülleri yetenekli yazarların keşfinin önünü açıyor. Atölyeler birikimli, donanımlı kişiler düzenlediğinde katılımcıya çok şey katabilir ama yazmak tek başına bir eylemdir. İyi yazmak çok okunmakla edinilen bir yetenektir. Edebiyat dergilerine sempatiyle bakıyorum. Çoğu çok zor koşullarda ayakta durmaya çalışıyor ve ciddi edebiyat aşkıyla tutunuyorlar bu kapitalist dünyaya. Özellikle de öykü ve şiir dergiler sayesinde yeni isimlere kavuşuyor ve bu edebiyat sevgisi benim içimi ısıtıyor.