‘Kalıcı’ karanlığa mahkûm edildik
Avrupa kış saatine geçerken Türkiye 9 yıldır “kalıcı yaz saati” uygulamasında ısrar ediyor. BirGün yazarı Özgür Gürbüz, “Yaz saati insanları daha çok enerji tüketmeye zorluyor. Bu sadece enerji değil, sosyal bir sorun” dedi.

Ebru ÇELİK
Avrupa ülkeleri bu sabah, saatleri bir saat geri alarak kış saati uygulamasına geçiş yaptı. Türkiye'de ise AKP iktidarı 2016 yılında aldığı kararla yaz saati uygulamasını kalıcı hale getirerek, yurttaşları karanlıkta işe, okula gitmeye mahkûm etti. Kalıcı yaz saati uygulamasıyla Türkiye’de milyonlarca insan güne güneş doğmadan uykulu gözlerle başlamak zorunda kalıyor. Uzmanlar, bu durumun hem çocukların güvenliği hem de çalışanların ruhsal sağlığı açısından ciddi etkiler yarattığına dikkat çekti. Sabahın erken saatlerinde, hava hâlâ karanlıkken başlayan yaşam temposu, özellikle büyük şehirlerde kışın sabah trafiğinde riskleri artırdı. 2016’dan bu yana Türkiye, kışın Avrupa ülkeleriyle saat farkını ikiye çıkaran bu sisteme halk yıllardır tepkili.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, uygulamanın “enerji tasarrufu sağladığı” iddiasını sürdürüyor. Ancak enerji uzmanları, bu iddianın hiçbir somut veriye dayanmadığını, aksine enerji tüketimini artırdığını söyledi.
ENERJİ BAHANE EDİLİYOR
BirGün yazarı Özgür Gürbüz ise uygulamanın yalnızca teknik değil, toplumsal ve psikolojik bir sorun haline geldiğini söyleyerek “Yaz saatiyle devam etmek insanları karanlıkta ve soğukta kalkmaya, dolayısıyla daha çok enerji tüketmeye zorluyor. Uykusuz yola çıkan insanların hem psikolojisi etkileniyor hem de çalışma verimi, isteği düşüyor. Belki de bu yüzden kaza oranı bile artıyor olabilir” diye konuştu.
İktidarın bu uygulamayı tartışmaktan kaçındığını belirten Gürbüz, “Hükümet yaz saati uygulamasındaki ısrarının teknik gerekçelerini açıklayamıyor. Bu konuyu tartışmaktan da özellikle kaçıyor. Amaç gerçekten elektrik tasarrufu yapmaksa, yaz aylarında siesta uygulaması getirmek çok daha akıllıca olurdu” dedi.
AMAÇ ŞİRKETLER KAZANSIN
Gürbüz, yaz saatinde ısrarın enerji lobilerinin çıkarına hizmet ettiğini şu sözlerle dile getirdi: “Elektrik dağıtım ve üretim şirketleri daha fazla para kazansın diye yapılmış bir değişikliğe benziyor. Halkını değil birkaç şirketi düşünen bir uygulama hissi veriyor. Siz halkın güneşle uyanmasını, aydınlanmış sokaklarda güvenli bir şekilde okula, işine gitmesini mi istiyorsunuz; yoksa gözünü açamadan yola çıkmasını mı?”
Bu uygulamanın enerji tasarrufu değil, enerji tüketimini artıran bir sistem olduğuna dikkat çeken Gürbüz, “Türkiye’nin elektrik üreten santrallerinin kurulu gücünün beşte biri güneş enerjisi. Güneş santralleri güneşin doğmasıyla üretime başlıyor ama biz güneş doğmadan hayata başlıyoruz. Böylece güneşten değil, ithal kömür ve gazdan üretilen elektriği kullanıyoruz” diye konuştu.
HAYAT AKIŞIMIZ ETKİLENİYOR
Türkiye’nin kalıcı yaz saatinde ısrarı, Avrupa ile olan ekonomik ve sosyal bağları da zayıflatıyor. Kış döneminde Türkiye ile Avrupa arasındaki saat farkı ikiye çıkıyor. Bu fark, hava trafiği, canlı yayınlar, finans işlemleri ve futbol karşılaşmaları gibi alanlarda aksamalara neden oluyor.
Gürbüz bu konuşmasına şu şekilde bir örnekle devam etti: “Takımlarımız Avrupa saatiyle maç yaptıkları için bazen gece yarısına doğru maç izliyoruz. Hayat akışımız bile etkileniyor.”
∗∗∗
ENERJİ TÜKETİMİNİ DAHA DA ARTIRDI
14 Mart 2016 tarihli ve 8589 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 30 Ekim 2016’da saatlerin geri alınması uygulaması yürürlükten kaldırıldı. Enerji Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar “Enerjiden tasarruf” diyerek Türkiye’de yaz saati uygulaması sürekli hale getirildiğini aktarmıştı. Özgür Gürbüz ise yaz saati uygulamasının kalıcılaştırıldığı tarihten önceki iki günün tüketim verileriyle hemen ardından gelen iki günün verilerini karşılaştırdı. Karşılaştırılan günlerde hava sıcaklığının aynı olması önem gösteren Gürbüz, elektrik tüketiminin çok olduğu Batı bölgesinin iki merkezindeki sıcaklıkların aynı olduğu günleri seçerek şu şekilde bir tablo çıkarttı:



