Kalkınmada yeni rota arayışı
Yedinci Sagalassos Çalıştayı’nda kalkınmanın yeni yolları tartışıldı. Çalıştay’da gelir dağılımındaki bozulmalar ile emeğin güvencesizliği ele alındı.

Havva Gümüşkaya
havvagumuskaya@birgun.netİstanbul Teknik Üniversitesi Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İTÜESAM) tarafından düzenlenen Sagalassos Çalıştayı’nın yedincisi 29-31 Ocak tarihlerinde gerçekleştirildi.
Adını Burdur’un Ağlasun ilçesinde bulunan Sagalassos Antik Kenti’nden alan çalıştayın bu yıl ki konusu “Yeni bir kalkınma paradigması mümkün mü” sorusu oldu. Çalıştay bu yıl 2025’te yaşamını yitiren Prof. Dr. Ömer Faruk Çolak’ın anısına düzenlendi.
İTÜ İşletme Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Öner Günçavdı ve Doç. Dr. Ayşe Aylin Bayar koordinasyonunda yapılan çalıştayda, sunum ve tartışmalar her yıl olduğu gibi belirli bir tema etrafında şekillendi. İki gün boyunca kalkınma, bölgesel eşitsizliklerden teknoloji-politika ilişkisine, gelir dağılımından girişimcilik ekosistemlerine uzanan geniş bir yelpazede farklı açılardan ele alındı. Ekonomik kalkınma alanındaki çalışmalarıyla bilinen akademisyenlerin sunumları ile gerçekleşen Çalıştay’da akademisyen, milletvekili ve gazetecilerden oluşan 30 kişilik katılımcı da katkı sundu.
Çalıştay, Hacettepe Üniversitesi’nden Aykut Attar’ın ‘Doğum yanlı söylemden yaşam yanlı kalkınmaya: Türkiye’de bölgesel eşitsizlikleri yeniden düşünmek’ başlıklı sunumu ile başladı. Attar sunumunda sosyal adalet vurgusunun yıllar içerisinde azaldığına vurgu yaparken kalıcı eşitsizliklerin sadece Doğu-Güneydoğu sorunu olmadığını savundu. İlçe düzeyinde yapılan hesaplamalarda kalıcı eşitsizlerin en yoğun yaşandığı ilçeler arasında Doğu ilçelerinin olmadığını söyleyen Attar, bölgesel gelişmişlik farklarına sahip olunduğunun altını çizdi. TÜİK’in ilçe düzeyinde Sosyo-Ekonomik Seviye (SES) verilerini örnek gösteren Attar, eşitsizliğin Sivas’ın Doğanşar ilçesinde en yoğun olduğunu kaydetti.
Cambridge Üniversitesi’nden Özge Öner de ‘Bölgesel kalkınma tuzağı’ üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Öner, bölgesel kalkınma tuzağının bir bölgenin ekonomik performansının uzun bir dönem boyunca düşük bir denge etrafına sıkışması olarak tanımladı.
Bölgesel kalkınma tuzaklarının yalnız yoksulluk ya da geri kalmış bölgelerde görülmediğini kaydeden öner, orta gelirli, saniyeleşmiş, hatta uzun süre büyüme yaşayan bölgeler de teknolojik dönüşüme ve yeni üretim biçimlerine uyum sağlayamadıkların kalkınma tuzağına düşebileceğini ifade etti. Bu nedenle tuzağın mutlak gelir seviyesiyle değil gelecek üretkenlik potansiyeliyle ilgili olduğunun altını çizdi.
‘Tek tip’ kalkınma modellerinden vazgeçilmesi gerektiğini savunan Öner, her bölge için aynı sanayileşme hedefinin, ihracat stratejisinin, teknoloji söyleminin teknik olarak hatalı olduğunu savundu. Öner ayrıca bölgesel politika ile ulusal politikanın uyumsuzluğunu kabul etmek gerektiğini belirtti.
Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Pınar Büyükbalcı da ‘Yenilikçi Teknolojiler ve Girişimcilik Ekosistemleri- Ülke Ekonomisinin Yeni Lokomotifleri’ başlıklı sunum gerçekleştirdi. Büyükbalcı sunumunda kalkınmayı artık tekil sektörlerin değil teknoloji, girişimcilik ve ekosistem birlikteliğinin sırtladığına dikkat çektii.
Öner Günçavdı ise “Yeni rejimde kimler kazandı, kimler kaybetti?” sorusu ile ülke ekonomisinin gelir dağılımında başladığı yere geri döndüğüne vurgu yaptı. Özellikle düşük ve orta gelir gruplarındaki haneler halkları olması gerekenlerden daha az gelir elde ettiğini ifade etti. Seçim ekonomisinin de bu alanda işletebileceğine değinen Günçavdı, sistemin eşitsizliği besleyen bir düzen yarattığını belirtti.
DEMOGRAFİ BÖLGELERDE FARKLI DÖNÜŞÜYOR
Çalıştay’ın ikinci gününde Başkent Üniversitesi’nden Osman Berke Duvan, ‘Türkiye’de Kapanan Demografik Fırsat Penceresi ve Bölgesel Kalkınma Dinamikleri’ başlıklı sunumunu yaptı. Duvan sunumunda Türkiye’nin demografik bir kavşakta olduğuna vurgu yaptı. Genç nüfus avantajının sona erdiğini belirterek bu sürecin iyi yönetilememesi halinde avantajın bir yüke dönüşebileceğine dikkat çekti. TÜİK’in verilerine göre 2030 yılında Türkiye’nin demografik penceresini kapanacağını ifade eden Duvan , tüm bölgelerde bu sürecin homojen yayılmadığını kaydetti. Çalışma çağındaki her 100 kişi başına düşen bağımlı nüfus oranı ve büyüme verileri arasında karşılaştırma yapan Duvan, çocuk ve yaşlı bağımlılık oranlarında ciddi farkları olduğuna dikkati çekti. Yaşlı bağımlı oranının Doğu Karadeniz ve Batı Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu ifade etti. Buna karşın çocuk bağımlılık oranının Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde çok yüksek olduğunu kaydetti.
Demokratik dönüşüm büyümeye katkısını inceleyen Duvan, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli ve Doğu Karadeniz de demokratik dönüşümün büyümeye katkısının negatife dönüştüğünü bu bölgelerde demografik fırsat penceresinin kapandığını ifade etti. Ankara dahil üç bölgede de büyümeye katkının sıfıra indiğini kaydetti.
Demografik fırsatın yönetilmesi gereken bölgelerde altyapı ve emek-yoğun sektörlerde yatırım kapasitesinin artırılmasının kritik önemde olduğunun altını çizdi.
Çalıştay’ın son sunumunu Bilgi Üniversitesi’nden Haluk Levent ‘Teknoloji ve Kalkınma’ sunumunda dikkat çeken çalışmalara atıf yaptı. Teknolojik devrim ile birlikte çalışma saatlerinin de arttığını belirten Levent, freelance uzaktan çalışma ve yapay zekâ çalışmalarının güvencesizliği artırdığına dikkat çekerek ABD’de 2024 yılında freelance çalışanların sayısının yüzde 35’i aştığını ve bu çalışanların yüzde 40’ının sağlık sigortasının olduğuna dikkat çekti. ‘Yeni sınıflı topluma giriş’ yapıldığını kaydeden Levent, mahremiyet hakkı terk edilmesi ile iş yaşamı ve özel yaşam farklılaşmasının ortadan kalktığına değindi.


