birgün

10° PARÇALI BULUTLU

Kamu görevlileri hesap vermeli

Raziye Oskay, Dilara Yıldız ve Elvan Sözkesen… Devlet bu üç kadının hayatının tehlikede olduğunu biliyordu. Şimdi sorumluluğu bulunan kamu görevlileri hesap verecek mi, merak konusu.

KADIN 14.01.2022 07:15
Kamu görevlileri hesap vermeli
Abone Ol google-news

Fotoğraf: Raziye Oskay - Dilara Yıldız - Elvan Sözkesen

HABER MERKEZİ

Avukat Dilara Yıldız’ın 6 kez savcılığa şikâyet ettiği ve hakkında uzaklaştırma kararı çıkarttığı eski nişanlısı Oktay Dönmez tarafından katledilmesinden yalnızca bir gün sonra bu kez Ordu’da Elvan Sözkesen adlı bir kadın, eskiden evli olduğu Erkan Emiroğlu tarafından evinin önünde yakılarak ağır yaralandı. Sözkesen’in de olaydan önce adliyeye giderek fail hakkında suç duyurusunda bulunduğu, hatta olayın olduğu gün imza için adliyeye gideceği ortaya çıktı.
Mersin’de ise 4 gün önce eski nişanlısı Raziye Oskay’ı sokak ortasında vurarak katleden Barış Can Uçuk’un 5 yıl önce kadının evine silahla saldırdığı, bu nedenle 1,5 ay tutuklu kaldığı öğrenildi. Üstelik Uçuk, cezaevinden çıktıktan sonra da tehditlerini sürdürmüş, uzaklaştırma kararlarını sürekli ihlal etmiş ama kadının tüm şikâyetlerine rağmen tutuklanmamıştı.


Bu yaşananlar, koruma kararlarının etkisizliğini ve yasaları uygulamayan kamu görevlilerinin kadın cinayetlerindeki sorumluluğunu bir kez daha gündeme getirdi.

KORUMA KARARI DAVALARINDA ARTIŞ

Her yıl erkek şiddetine maruz bırakılan çok sayıda kadın, öldürülme tehlikesine karşı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’ya başvuruyor ve koruma kararı çıkarıyor. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, yasanın yürürlüğe girdiği 2012 yılında koruma kararı için 40 bin dava açılmıştı. 2020 yılında bu sayı neredeyse 3’e katlanarak 116,5 bine ulaştı. Bu veriler, erkek şiddetinin vardığı boyutu ve gerici kesimler tarafından sık sık hedefe konulan 6284 sayılı yasanın önemini gözler önüne seriyor.

Öte yandan bu yasanın etkin şekilde uygulanmaması nedeniyle her yıl onlarca kadın, fail hakkında şikâyetçi olmasına ve koruma kararı çıkartmasına karşın öldürülüyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2021 yılında erkeklerce katledilen 280 kadının en az 33’ü, fail hakkında uzaklaştırma veya koruma kararı çıkarmış ya da polise, savcılığa şikâyette bulunmuştu.

İSİMLERİ DEĞİŞTİRMEYİ BİLE UNUTUYORLAR

Hukukçular, yasayı uygulamayan kamu görevlilerinin sorumluluğuna dikkat çekiyor. Av. Hülya Gülbahar şöyle diyor: “6284 sayılı yasanın etkili şekilde uygulanmadığı ortada. Kâğıt üzerinde demek bile yetersiz kalıyor; çünkü kâğıt üzerinde kalan bu koruma kararları bile süre yönünden, önlemler yönünden tamamen etkisiz. Matbu karar örneklerini yazıcıdan çıkartıp veriyorlar. Bazen isimleri değiştirmeyi unuttukları bile oluyor, bu kadar dikkatsiz, özensiz yaklaşılıyor çünkü.”

Yüksek yargının en tepesinde yer alan bir hukukçunun, Yargıtay Başkanı Mehmet Akarcı’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı “Sanki sadece Türkiye’de kadın cinayetleri işleniyormuş gibi bir algı yaratılıyor” şeklindeki açıklama, bu “dikkatsizlik ve özensizliğin” ardında yatan zihniyete işaret ediyor.

GÖREVİNİ YAPMAYAN YETKİLİLER YARGILANSIN

Bu zihniyetin bir sonucu olarak kadınların öldürülmesine seyirci kalan, katillerin yolunu açan kamu görevlilerine çoğunlukla dokunulmuyor. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) geçen eylül ayında aldığı Serpil Erfındık kararı, kadınların yaşam hakkı için büyük önem taşıyor.

Akademisyen Serpil Erfındık, ısrarla koruma talebinde bulunmuş ama korunmamıştı. Boşandığı erkek tarafından 2013 yılında, erkeğin hakkındaki önleyici tedbir kararının sona erdiği gün öldürüldü. AYM, kadının yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Kararda koruyucu ve önleyici tedbirlerin kamu görevlilerinin ihmali ile etkin olarak uygulanmaması sonucunda bu cinayetin meydana geldiği belirtildi ve kamu görevlilerinin yargılanması istendi.

Bu karara dikkat çeken hukukçular ve kadın örgütleri, anayasal ve yasal görevi olduğu halde koruma ve koruyucu tedbirlerin almayan; alınmış tedbirleri ve yasaları etkin biçimde uygulamayan kamu görevlilerinin de cinayetlerden sorumlu olduğunu, bu nedenle yargılanması gerektiğini vurguluyor.

***

‘Cezasızlık politikalarından vazgeçin’

Diyarbakır’da boşanmak isteyen P.M. adlı kadını, koruma kararlarına rağmen defalarca darbeden ve ağır yaralayarak öldürmeye çalışan Abdullah Memiş’in “basit yaralama” suçundan yargılandığı dava ertelendi. P.M.’ye destek veren kadınlar yetkililere “Cezasızlık politikalarından vazgeçin” diye seslendi.
MA’nın haberine göre, P.M.’nin aldırdığı üç koruma kararını 6 kez ihlal eden, bu süreçte 4 ayrı tarihte şiddet uygulayan ve kadını öldürmeye çalışan fail hakkında “basit yaralama” suçundan açılan dava, dün Silvan Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı. Duruşmayı baro ve kadın örgütleri de izledi. Sanığın bir sonraki duruşmada hazır bulundurulmasına karar veren mahkeme, davayı 20 Ocak’a erteledi. Ardından Silvan Kaymakamlığı önünde açıklama yapan kadınlar, Memiş’in bugüne kadar sadece iki kez birkaç saatliğine gözaltına alındığına dikkat çekerek, “Yasal koruma kararları ve başvurular karşısında pasif davranan devlet ve tüm resmi kurumlar tüm kadın katliamlarından sorumludur ve birinci derecede suçun failidir” dedi.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol