birgün

4° PARÇALI AZ BULUTLU

GÜNCEL 27.12.2019 15:07

Kanal İstanbul'un iptali için yapılan itirazlar Türkiye'ye yayılıyor

Kanal İstanbul projesinin iptali için Çanakkale ve Artvin halkı dilekçe verdi. Çanakkaleli yurttaşlar, İstanbul İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne iletilmek üzere Çanakkale İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü önünde uzun kuyruklar oluşturdu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, bakanlıkların baskıları ile başvuruların değiştirildiğini belirtti.

Kanal İstanbul'un iptali için yapılan itirazlar Türkiye'ye yayılıyor

EREN AŞNAZ / DİLAN ŞAHİNBAŞ

Çanakkaleliler, Kanal İstanbul projesinin iptali için Çanakkale İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne İstanbul İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne iletilmek üzere dilekçe verdi. Yurttaşlar dilekçelerini vermek için il müdürlüğü önünde uzun kuyruklar oluştururken, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan, CHP Çanakkale İl Başkanı İsmet Güneşhan, Saadet Partisi İl Başkanı Süleyman Saçıkara, CHP Merkez İlçe Başkanı Ali Uyanık ile çok sayıda Çanakkaleli vatandaş da hazır bulundu.

“KANAL İSTANBUL DEĞİL, KATAR İSTANBUL”

Başvuru dosyalarının değiştirildiğini belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, “Bu bir demokrasi mücadelesidir. Bu keyfiliğe karşı, tek adam sistemine karşı, hukuksuzluğa karşı önemli bir mücadele. Türkiye’nin her yerinde bu duyarlılık var. Çanakkale’de de böyle yüksek bir katılımla çevreye sahip çıkılması, bu hukuksuzluğa karşı bir duruş gösterilmesi önemli. Biz zaten Kanal İstanbul projesini en başından beri ciddi şekilde takip ediyoruz. Çevre Bakanlığı’ndaki bürokrasinin üzerinde öyle ağır baskılar var ki; Ulaştırma Bakanlığı’nın da, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın da, diğer bakanlıkların da, orada görev yapan uzmanlara bürokrasi üzerinden çok ağır bir baskı var. Niçin var? Başvuru dosyasındaki raporlar değiştirildi arkadaşlar. Biz o raporları gördük, okuduk. Başvuru dosyasında Devlet Hava Meydanları’nın verdiği raporda ‘İstanbul yeni havalimanı kullanılamaz hale gelir’ diyor. DSİ’nin verdiği raporlar var; ‘İstanbul su kaynaklarını kaybeder’ diyor. Bu raporların hepsi değiştirildi. Şu anda dosyada yok. Böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu Kanal İstanbul değil, bu ‘Katar İstanbul’, bu ‘Talan İstanbul’ ne derseniz deyin… Bu memlekette milyonlarca aile açlık sınırının altında yaşıyor. 8 milyon asgari ücretli var" ifadelerini kullandı.

Erkek, açıklamalarına şöyle devam etti: "Türkiye’de çalışanların yüzde 40’ı ya asgari ücret alıyor ya da asgari ücretin altında maaş alıyor. Bir milyon 250 bin üniversite mezunu işsiz. Resmi rakamlara göre işsiz rakamları 4 buçuk milyon, gerçek rakamlar 8 milyondur. İşsizlik, yoksulluk büyüyor. Bu memlekette her üç çocuktan biri şiddetli yoksulluk çekiyor; yeterli protein, nitelikli eğitim alamıyor. Biz, Kanal İstanbul’un peşindeyiz, ama bizim öncelikli sorunumuz işsizlik, yoksulluk, adaletsizlik… Bu proje son derece tehlikeli. Çılgın proje diyorlar ya, bu gerçekten büyük bir çılgınlık. Türkiye’nin önceliği bu değil. Bu proje yapılacak diye nerelere, neler peşkeş çekilmiş? 2011 yılından bu yana o Kanal İstanbul’un iki tarafında da arsa spekülasyonlarını taşınmazları nasıl el değiştirdi incelemek lazım. Orası için araştırma önergesi verdik. Toprağımızı, suyumuzu, coğrafyamızı korumaktır asıl vatanseverlik."

canakkaleliler-kanal-istanbul-un-iptali-icin-dilekce-verdi-667553-1.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek

"MONTRÖ'YÜ DELECEK EYLEM VE İŞLEMİN İÇİNDE OLMAMALIYIZ"

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Sadece Boğazlar değil; Marmara da, Montrö de Boğazlar Sözleşmesi'ne tabidir. Çanakkale Boğazı ve İstanbul Boğazı Montrö Sözleşmesinin birer parçasıdır. Dolayısı ile Montrö Sözleşmesi'ni pasifize etmek, ikinci alana atmak noktasında bir hareket olarak algılanıyor ki… ben de bu düşüncedeyim. Çünkü buradaki en önemli unsur bizim açımızdan, Karadeniz’de yüksek tonajlı savaş gemilerinin geçmesinin engellenmesidir. Biliyorsunuz Romanya ve Bulgaristan AB üyesi oldular ve Amerika özelikle Romanya’ya hava, kara ve deniz üssü kurmak peşinde ve oraya yüksek tonajlı savaş gemisi geçiremiyor. Bunun olması noktasında bir hareket olarak görülüyor. Yoksa ticari anlamda bir faydası olacağını düşünmüyorum. Boğazdan geçişlerde azalmış. Burada yarın uluslararası sorunlarla karı karşıya kalacağız. Montrö bizim güvencemiz, dolayısı ile buna alternatif bir olasılığı olan bir suyolunun açılması ile yarın Amerika’ya karşı, baskılara nasıl direneceğiz. Bir telefonla rahibi saldığımız noktada ve baskıya boyun eğdiğimiz noktada o kanaldan yüksek tonajlı gemilerin geçmesini nasıl engelleyeceğiz sorusu gündemde. Bunu geçirdiğimiz zaman Rusya’yı nasıl muhatap alacağız. Montrö bir diplomasi ve Türkiye’nin güvenliği konusudur. Montrö güvenliğimiz. Bunu delecek herhangi bir eylem ve işlemin içinde olmamalıyız. Çanakkale’den boğazın geçişinde aynı kısıtlara tabi. Ancak burada temel olan İstanbul Boğazı çünkü Karadeniz’e son çıkış noktası. Bunun için çok dikkatli olmamız lazım” dedi.

canakkaleliler-kanal-istanbul-un-iptali-icin-dilekce-verdi-667554-1.

Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan

"ARAP SERMAYESİ BURADAN ARSA VE TARLA KAPATTI"

Rant kısmını ise ayrıca değerlendirmek gerektiğini belirten Başkan Gökhan, “Ne hikmetse Arap sermayesi buradan arsa ve tarla kapatmış. Bu çok önemli. Niye benden ve hangi amaçla alıyorlar? Bunların hepsi soru işareti. Güya güzergâhı belli değildi, söylenmeyecekti. Ancak herkes arsasını almış. Şu anda, ‘kim ne kadar zaman önce buralardan yer almış’ diye araştırıyorlar. Bence de doğru yapıyorlar. Çanakkale’den bir örnek verim. Karacaören’de biliyorsunuz yeni bir imar alanı açtık. O zaman oradaki arsa, tarla sahiplerinden 5 yıl öncesinde kimler almış ve satmış onları tespit ettik ve 5 yıl içerisinde tarlasını satanları tek tek çağırdık. ‘Sen buranın imara açılacağını biliyor muydun?’ diye sorduk. Burada ona göre işlem yaptık. Bununa aynısını İstanbul’da da yapmaları gerekirdi ama maalesef tam tersi olmuş. Bence karar verildiği noktada oradaki her türlü gayrimenkul alım satımının durdurulması gerekirdi. O zaman iyi niyeti anlardık. Madem ki 2011’de irade ortaya konmuş, buradaki arsa ve tarla alım satımı kısıtlanmalıydı. Bir tarafta rant, bir tarafta Montrö Anlaşması riski sebebi ile bütün Türkiye ayağa kalkmış durumda” dedi.

canakkaleliler-kanal-istanbul-un-iptali-icin-dilekce-verdi-667562-1.

ARTVİNLİLER ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK MÜDÜRLÜKLERİNE AKIN ETTİ

Yeşil Artvin Derneği çağrısı üzerine, Artvin’deki vatandaşlar, Kanal İstanbul Projesinin nihai ÇED kararına itirazlarını belirterek dilekçelerini Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne teslim etti. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde uzun kuyruklar oluşurken, Yeşil Artvin Dernek Avukatı Bedrettin Kalın,” Bu proje ülkeyi borç batağına batıracak dehşet bir rant projedir” dedi.

Yeşil Artvin Dernek Avukatı Bedrettin Kalın yaptığı açıklamada, “Bugün Kanal İstanbul projesinin nihai ÇED kararına karşı itirazlarımızı bildirmek üzere Artvin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne dilekçelerimizi veriyoruz. Esasen bu kanal projesi değil çılgın, yağma ve rant projesi giderek anlaşılan basına düştüğü kadarıyla Araplara çoktandır pazarlanmış olan bir kanal projesinden söz ediliyor. Bu proje ülkeyi borç batağına batıracak dehşet bir rant projesi, ülkenin satış projelerinden birisidir. Böyle pervasızca bir projeyle karşılaşmış değiliz. Bu nedenle bütün ülke bu projeden etkilenecek olduğundan Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Artvin’de vatan sevgisi yurttaşlık bilinci olan herkesin yapması gereken bu projeye itirazlarımızı bildiriyoruz. Bu anlamda çevre ve şehircilik il müdürlüğüne dilekçelerimiz veriyoruz” ifadelerini kullandı.

canakkaleliler-kanal-istanbul-un-iptali-icin-dilekce-verdi-667563-1.

canakkaleliler-kanal-istanbul-un-iptali-icin-dilekce-verdi-667564-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız