Google Play Store
App Store

Kanser büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık. Ancak kamu hastanelerindeki yoğunluk, randevu krizi, hayati ilaçlara erişimde yaşanan zorluklar erken tanıyı da tedaviyi de zorlaştırıyor. Hastalar zor durumda .

Kanser değil sistem öldürüyor
Fotoğraf: AA
Sibel Bahçetepe
Sibel Bahçetepe
sibelbahcetepe@birgun.net

Kanser, erken tanı ile tedavi edilebilen bir hastalık olmasına karşın Türkiye’de özellikle kamu sağlık sistemindeki yapısal sorunlar nedeniyle her geçen gün daha ölümcül bir tabloya dönüşüyor. Randevu krizleri, onkoloji servislerindeki yoğunluk, kür aralarının açılması ve hayati ilaçlara erişimde yaşanan aksaklıklar, kanser hastalarını zamanla yarışmak zorunda bırakıyor. Parası olan özel hastanelere yönelirken, kamuya mahkûm milyonlarca yurttaş için tedavi süreci bir hayatta kalma mücadelesine dönüşüyor. Hekimler, ‘‘Kanser, yalnızca bireysel bir hastalık değil; sağlıkta piyasalaşmanın ve eşitsizliğin doğrudan sonucu olan bir halk sağlığı sorunu’’ dedi.

TABLO AĞIR

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey eski üyesi, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Halis Yerlikaya, kanserin kalp-damar hastalıklarından sonra en önemli ölüm nedenlerinden biri olduğunu söyledi. Kanserdeki artışın yalnızca tanı olanaklarının gelişmesiyle açıklanamayacağını söyleyen Yerlikaya, tütün kullanımı, obezite, hava kirliliği, sağlıksız beslenme ve güvencesiz çalışma koşullarına da dikkat çekti. Yerlikaya “Kanseri bireysel yaşam tarzına indirgemek, çevresel ve politik sorumluluğu görünmez kılar. Kanser tıbbi olduğu kadar sosyal ve politik bir halk sağlığı sorunudur’’ dedi. Yerlikaya’ya göre Türkiye’de ulusal kanser tarama programları kâğıt üzerinde var, sahada işlemiyor. Meme, serviks (rahim ağzı) ve kolorektal (bağırsak) kanserler için ücretsiz taramalar tanımlı olmasına karşın katılım oranları düşük. “Birçok hasta ileri evrede başvuruyor. Bunun temel nedeni taramaların etkin kullanılmaması ve erişim engelleridir’’ diyen Yerlikaya, taramaların ‘başvuran gelsin’ anlayışıyla yürütülemeyeceğini söyledi.

Kanser tanı ve tedavisinde bölgesel eşitsizlikler, doğrudan yaşam süresine yansıyor. Patoloji, görüntüleme ve radyoterapi olanakları ülke genelinde eşit dağılmıyor.

1 AYLIK GECİKME BİLE OLMAZ

Yerlikaya ‘‘Türkiye’de sağlıkta eşitsizlikler, sadece bireysel mağduriyetler değil; sistematik, yapısal ve politik bir sonuçtur. Onkolojide yalnızca bir aylık gecikme bile ölüm riskini artırabiliyor’’ diyerek yol parası, refakatçi ihtiyacı ve konaklama masraflarının özellikle yoksul hastalar için tedaviyi fiilen imkânsızlaştırdığını anlattı. Kanser ilaçlarında kullanılan düşük avro kurunun özellikle ithal ilaçlarda arz sorunlarına yol açtığını belirten Yerlikaya’ya göre bu durum teknik değil, politik bir tercih.

Öte yandan onkolojide tedaviler hızla gelişirken SGK geri ödeme listeleri bilimsel kılavuzların gerisinde kalıyor. Yerlikaya, şöyle devam etti: “Onkolojide tedavi seçenekleri çok hızlı değişiyor. Ancak SGK geri ödeme listeleri bu bilimsel hızla paralel ilerlemiyor. Bir ilacın uluslararası kılavuzlara girmesi ile Türkiye’de geri ödeme kapsamına alınması arasında çoğu zaman yıllar süren bir boşluk oluşuyor. Bu gecikme, kanser hastaları açısından sadece teknik bir mevzuat sorunu değil; doğrudan yaşam süresi ve yaşam kalitesiyle ilişkili bir sorun. Temmuz 2025’te bazı immunoterapi ilaçlarına erişim olanağı oluşsada hastalar bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış ve standart kabul edilen tedavilere yeterince erişemiyor. Bir kısmı bu tedavilere kendi imkânlarıyla ulaşmaya çalışıyor, büyük bir kısmı ise erişemediği için daha eski, daha az etkili ya da yan etkisi daha fazla tedavilere mahkûm kalıyor. Bu da sağlıkta eşitsizliği derinleştiriyor. Parası olanla olmayan arasında bir ‘yaşam şansı farkı’ oluşuyor. Kanser tanısı almış bir hastanın günlerce, bazen haftalarca ilk değerlendirme için beklemesi kabul edilebilir değil. Kemoterapi ünitelerinde, radyoterapi cihazlarında ve yataklı servislerde kapasite sorunları var. Yaşam tasarruf konusu yapılamaz.”

***

MERKEZLERİN DAĞILIMI EŞİT DEĞİL

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Banu Atalar, radyoterapi alanında güçlü bir teknolojik altyapı bulunduğunu ve pek çok merkezde dünya standartlarında cihazların kullanıldığını ancak cihaz sayısının ve merkezlerin dağılımında eşitsizliklerin bulunduğunu söyledi. Atalar, ‘‘Bazı kamu hastanelerinde hasta yoğunluğu nedeniyle tedavi planlamaları ve uygulamalarında zaman zaman gecikmeler yaşanabilmekte. Gecikmeler tedavi sonuçlarını olumsuz etkileyebilir" dedi. Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Gökşen İnanç İmamoğlu da erkeklerde akciğer, kadınlarda meme kanserinin ilk sırada geldiğini kaydetti.

  • Yeni kanser vakası: 240 bin
  • Kanserden ölüm: 129 bin
  • Son 5 yılda tanı alıp hayatta olan kişi sayısı: 679 bin