birgün

13° PARÇALI BULUTLU

SİYASET 18.08.2021 06:27

Kaostan kurtuluş laiklik ile mümkün

Afganistan, gerek emperyalizmin gerekse onun bir yönetim aparatına dönüşen siyasal İslamcı rejimlerin halklar için ne kadar büyük bir tehlike olduğunu gösterdi. Laikliğin savunulmasının önemine vurgu yapan akademisyenler Taliban’ın zaferinden heyecan duyanlara karşı “Kimseye lokum dağıttırmayalım” diyor.

Kaostan kurtuluş laiklik ile mümkün

POLİTİKA SERVİSİ

On binlerce Afgan’ın, yönetimi ele geçiren köktendinci Taliban güçlerinden kaçarken havaalanı ve otoyollarda oluşturduğu izdiham ve can pazarı tüm dünyada gündem oldu. Bir yanda emperyalist ülkelerin yıllar süren işgali öbür yanda emperyalizmin var ettiği gerici Taliban rejimi bölge halkını uçuruma sürükledi. Taliban sözcüleri şeriat yasaları dışında kadınların haklarına dokunmayacaklarını ve ülkeyi kapalı bir rejimle yönetmeyeceklerini söylese de 20 yılı aşan pratik bunun tam tersini gösterdi. Afganistan, gerek emperyalizmin gerekse onun bir yönetim aparatına dönüştürülen siyasal İslamcı rejimin halklar için ne kadar büyük bir tehlike olduğunun en güncel örneği oldu.


Yaşananlar Türkiye’de laiklik tartışmasını da yeniden gündeme getirdi. Sosyal medyadan yapılan binlerce paylaşımda laikliğin toplumlar için bir yaşam sigortası olduğu hatırlatıldı. Özellikle Ortadoğu’da İslamcı rejimlerin emperyalist devletler tarafından desteklenip iktidara taşınması laiklik meselenin emperyalizmden bağımsız ele alınamayacağı gerçeğini de bir kere daha hatırlattı. Konuya ilişkin değerlendirmelerini aktaran akademisyenler emperyalistlerin hiçbir zaman laiklik derdi olmadığını, gericiliğin de bizzat emperyalistler eliyle desteklendiğine dikkat çekiyor.

HİÇ KİMSEYE LOKUM DAĞITTIRMAYALIM

Akademisyen Yasin Durak: “Afganistan’da yaşananlar Batılı emperyalist entegrasyonun ikiyüzlülüğünü bir kere daha gözler önüne seriyor. Yirmi yıllık işgalini sonlandırırken ne Afgan halkının can güvenliğini ne de bölgede cihatçı bir egemenliğin kurulmasını sorun eden ABD ve NATO güçleri, işbirlikçilerini dahi geride bırakarak kaçtı. Şu anda kadınlara eğitim hakkı vereceğini ve vatandaşların can ile mal güvenliğini sağlayacağını söyleyerek yenidünya düzenine göz kırpan Taliban ise Afganistan İslam Emirliği olarak tanınmak istiyor. Göreceksiniz ki Siyonist İsrail’i, şeriatçı Arap emirliklerini ve göreli olarak İran’daki molla rejimini dahi içerebilen bu uluslararası toplum, insanlık dışı uygulamalarıyla nam salan Taliban rejimini de tanıyıp bağrına basacaktır. Afganistan’dan kaçan kimi insanların neden yalnızca Taliban’a değil, kendilerini Taliban’ın insafına terk eden tüm dünyaya, tüm insanlığa isyan ettiklerini anlamak gerekiyor.

kaostan-kurtulus-laiklik-ile-mumkun-911438-1.
Yasin Durak - Akademisyen



VESAYET SAVAŞLARINA BAHANE EDİLİYOR

Dikkat edilmesi gereken şey, “Orta Doğu’ya özgürlük getirmek için mücadele ettiği” yalanını atıp duran ABD’nin yıllardır bir “terör örgütü” olarak tanımladığı Taliban’la “anlaşarak” bölgeden geri çekilmesidir. Batılı emperyalist entegrasyon bunu her yerde ve her zaman yapmış, kendi çıkarları söz konusu olduğunda her türden gerici unsurla işbirliği kurabilmiştir. Gerçekte Batılı burjuva demokrasiler, hatta insan hakları mefhumunu diline pelesenk etmiş olan batılı kamuoyu dahi Afganistan gibi ülkelerde yaşananları sorun etmiyor. İşin aslı, Afganistan’da laik ve güvenli işleyişe dayanan bir hükümet kuracağını söyleyen ABD’nin hiçbir zaman böyle bir niyeti olmadı. Zaten, laiklik emperyalistler eliyle sağlanamaz, onlar için yalnızca rakip gördükleri diğer küresel güçlere karşı giriştikleri vesayet savaşlarındaki bir bahanedir.

Nitekim görüyorsunuz ki Türkiye’de yaşanan hak ihlalleri ya da dinci bir tiranlığın iktidarda olması da Batılı kamuoyu için pek önemli değil, mültecilerin burada tutulmasından gayrısını umursamıyorlar. Üstelik bu yeni bir durum da değil, kimilerinin “olumlu gelişme” olarak gördüğü o Tanzimat döneminden bu yana Batı’nın Türkiye’ye yaklaşımı buydu. Emperyalistler Türkiye’deki ulusal kurtuluş mücadelesi sırasında da en gerici unsurlarla işbirliği içerisindeydi, daha sonraki dönemlerde de. ABD tarafından desteklenen sağcıları, NATO beslemesi kontra-gerillayı, batılı fonlarla açılan kuran kurslarını söylemeye bile gerek yok.

Türkiye’de laikliğin neden anti-emperyalizm söz konusu olmadan mümkün olmadığını bir kere daha anımsamakta bu nedenle fayda var. Zira laiklik bu ülkede yalnızca saltanat ve hilafet muhiplerine karşı değil, Anadolu’daki feodal ağları işbirliğine almış emperyalistlere, onların aparatları olan mandacılara karşı da kazanılmış bir zaferdi. Bu nedenle laiklik Türkiye’nin kuruluşunda yapısal bir unsur, hatta bir devlet felsefesiydi. İşte bundan, düzen muhalefetinin unsurları gibi laikliği salt hukuki kaidelerle tanımlayarak, artık yazboz tahtasına dönüştürülmüş anayasanın ilkeleriyle teminat altına alabileceğini sananlar yanılıyor. Türkiye’de laikliğin üst yapısal bir mefhum olarak anlaşılması AKP iktidara geldiğinden bu yana aynı sorunu doğuruyor. Anayasada hala yer alan laiklik ilkesi, bilhassa alt sınıfların kamu yaşamında iktidar tarafından de facto hükümsüz kılınıyor.

AKP İŞBİRLİĞİNE ODAKLANIYOR

Ancak tüm bunlara rağmen, yıllar boyu aşınmış, bugün yok olmaya yüz tutmuş olsa dahi, yurttaşlık haklarına dair pek çok tartışmanın hala en azından yapılabiliyor olmasını sağlayan şeyin laiklik olduğunu unutmamak gerekiyor. Mamafih Taliban’ın katı şerri yönetiminden kaçmak isteyen insanların hava alanındaki paniklerini gören yurdum insanı, yıllardır pek telaffuz edilmeyen şu “yarım yamalak laikliğimize” dahi şükrediyor. AKP’li aparatların ve iktidarın yaklaşımı ise Taliban rejimiyle “ters bir yanımız yok” diyerek açıkça belirttikleri bir işbirliğine odaklanmış durumda. Saray iktidarı, Türkiye’deki Afgan mültecileri hem batıya karşı bir koz olarak kullanmak, hem de Taliban’la flörtünün gerekçesi olarak göstermek niyetinde. Siyasi olarak ise dikkat etmemiz gereken daha önemli bir şey var: Taliban zaferini bir cihat olarak gören İslamcıların Türkiye’de tıpkı İran’daki molla zaferinin ardından olduğu gibi (ki o tarihlerde bu denli dinci propaganda imkânları dahi yoktu) coşkunlukla el yükseltmeye başlaması. Özetle Taliban’ın bütün pisliklerini teşhir etmek, AKP iktidarı ve medyası aracılığıyla olumlu gösterilmesine karşı durmak ve en önemlisi sokakta kimseye lokum dağıttırmamak gerekiyor!”

***

Tekrar soruyoruz: Taliban sizin neyiniz oluyor?

SOL Parti’den yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Taliban ile farkımız yok” çıkışına bir kez daha tepki gösterildi.

Açıklamada “ABD ve NATO’nun emperyalist stratejileri gereği Taliban kontrolüne bırakarak çekildiği Afganistan’da arabuluculuk görevini üstlenen Saray Rejimi’nin, şeriatçı ve insanlık dışı uygulamalarıyla nam salmış olan Taliban’la halkımız adına diyalog kurmasını kabul etmiyoruz” dendi. SOL Parti, yaptığı değerlendirmede “Geçtiğimiz haftalarda Erdoğan’ın ‘bir farkımız yok’ diyerek yeşil ışık yaktığı cihatçı rejimin Türkiye’ye verdiği ‘din kardeşliği’ mesajı Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu tarafından da hayırhah bir tutumla karşılandı.

Hükmettiği her yerde insan haklarına aykırı uygulamaları hayata geçiren, özellikle kadınlara yönelik zulüm politikasıyla insanların yüreklerini dağlayan Taliban Rejimini bu kadar kısa sürede ve kolayca tanımak için mültecileri bahane eden hükümet sözcüleri halkımızın iradesini yansıtmıyor” denildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “ABD ve NATO’nun yeni Asya-Pasifik stratejisi gereği el verdiği cihatçı örgütlerin tüm Müslüman coğrafya üzerinde hegamonya kurmak istiyor. Her yaptıklarının İslam adına kabul edilmesini isteyen, gerekli gördükleri anda şiddete ve katliamlara kolayca başvuran bu unsurlar Türkiye’ye bilhassa da laikliğe tehdit oluşturduğu tartışma götürmez bir gerçek olarak karşımızda duruyor.

SOL Parti olarak, emperyalizmin maşası olmaktan başka bir misyonu olmayan bu İslamcı AKP iktidarının, Taliban’la ve diğer cihatçı örgütlerle giriştiği işbirliğini halkımız için açıkça tehlikeli buluyor ve Erdoğan’a geçtiğimiz hafta yönelttiğimiz soruyu şimdi tekrar tüm mümessillerine soruyoruz: Taliban sizin neyiniz oluyor?”

***

Karanlığı yenmek için dünyayı yeniden kurmak zorundayız

Akademisyen Nurbanu Karataş: Emperyalizmin yıllarca savaş koşullarında yaşamaya mecbur ettiği ve savaştan en çok zararı gördüğünü bildiğimiz kadınlar ve çocuklar şimdi aynı güçlerin beslediği köktendinci Taliban yıkıntısının altında bırakıldı.

kaostan-kurtulus-laiklik-ile-mumkun-911439-1.
Nurbanu Karataş- Akademisyen



Birçok kadın “bizi öldürecekler” diyerek yardım isterken, Taliban’ın kadın hareketi içerisinden 15 kadını öldürdüğü, birçok kadının intihar ettiği haberleri geliyor. Bu cehennemde hala sesini duyurmaya ve başkalarını kurtarmaya çalışan kadınlar var.

Özgürlük ve insan hakları naraları atarak talan eden emperyalizmin asıl yüzü, on beş yaşından büyük bütün kadınlar üzerinde hak iddia eden Taliban’dır. Gericiliğe bir kez taviz verildiğinde, önü kesin bir biçimde kesilmediğinde karşımıza çıkacak olan şey, Tayyip Erdoğan’ın ters düşen hiçbir şeyi olmadığını açıkça söylediği Taliban’dır.

Bu yüzden laikliğin inşa edilmediği bir dünyada kadınların eşitliğinin mümkün olmadığını söylüyoruz. Afganistanlı kadınların karşı karşıya kaldığı korkunç karanlığın kökten kazınabilmesi için bu dünyayı kurmak zorundayız.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol