birgün

22° AÇIK

GÜNCEL 15.03.2021 09:03

Kapitalizme karşı direniş

Kapitalizme karşı direniş

İLKAY ÖZ

Pandemiyle birlikte daha da derinleşen ekonomik krizde, adeta canlarını hiçe sayarak çalışmak zorunda bıraktırılan ya da, işsizler ordusuna dahil edilen emekçilerin yaşam mücadeleleri can yakıcı bir hâl aldı. Oysa kapitalizmin ateş çemberinde olsa bile sermayenin çıkarları dışında işçilerin üretimden gelen güçlerini kullanabilecekleri üretim kooperatifleri ve keza piyasanın dayattıklarının ötesine geçerek güvenilir, ucuz, sağlıklı gıdaya aracısız bir şekilde ulaşabilecekleri tüketim kooperatifleri mevcut. Kapitalizmin hüküm sürdüğü dünyada kooperatiflerin tek başına piyasayla mücadele etmesi, emekçilerin yaşam koşullarını arzu edilen seviyeye çekmesi pek mümkün görünmese de kooperatif deneyimleri üreticilerin söz sahibi olduğu emeğin dünyasına önemli bir ışık tutmakta. Yazı dizimizin amacı kooperatif mücadelesine solun bakış açısından ayna tutmak ve var olan önemli deneyimleri aktarmak. Bu anlamda yazı dizimiz kooperatifçiliğin istismarına dayalı, sistem içi, şirket gibi yönetilen kooperatifçilik anlayışını değil, kapitalizme, sosyal, ekonomik, kültürel karşı çıkış arayışı içinde olan deneyimler ve tartışmaları okuyucuyla paylaşmayı amaçlıyor.

Marx ve Kooperatifçilik

Karl Marx, partisinin 1850 Mart’ında yayınlanan, Kuruluş ‘Çağrı’sında Britanya sermaye sınıfına karşı proletaryanın iki önemli zafer elde ettiğini ilan etmişti. İlki işçilerin çalışma sürelerini sınırlandıran On Saat Yasası’nın İngiliz parlamentosunda kabul edilmesiydi. İkincisiyse Robert Owen’ın öncülüğündeki kooperatif hareketinin zaferiydi. Bu kooperatif deneyimi tüm eksikliklerine rağmen ortaklaşa emeğin kölelik ve ücretli emek karşısındaki üstünlüğünü net bir şekilde ortaya koymuştu. Marx, burjuva devletin ulusal kooperatifleşmenin önüne koyacağı engelleri işçilerin ancak ulusal sınırları aşarak birleşmesi ve siyasal iktidarı ele geçirmesiyle aşabileceğinin vurgusunu da yapmıştı.*

Owen’in New Lanark İşçi Köyü Modeli ve New Harmony

Marx’ın Kapital’de ‘kooperatif fabrikalarının ve mağazalarının babası’ olarak tanımlayacağı Owen yöneticilik görevinde olduğu İskoçya New Lanark’taki pamuk fabrikası ve değirmenlerde çalışan işçiler için oluşturulan kendine yetebilen yaşam alanından esinlendi. Owen, burada kazandığı bütün servetiyle 1824’te ABD’nin Indiana eyaletinde 5 bin kişiyle birlikte New Harmony (Yeni Uyum) adlı eşitlikçi bir topluluk kurdu. Bu deneyimle ilgili olarak Marx, Owen’ın ‘10 saatlik işgünü uygulaması’, ‘üretici çalışmayla çocuk eğitiminin birleştirilmesi’ ve ‘işçi kooperatifleri’ fikirlerinin New Lanark’tauygulanmasıyla komünist ütopya olarak dalga geçildiğini ancak bunlardan ilk ikisinin fabrika yasalarında resmiyet kazandığını üçüncüsü olan işçi kooperatiflerinin ise ‘gerici dolandırıcılıklar için örtü hizmeti’ gördüğünü söylemişti. Bu deneyimin başarısız olmasıyla Owen servetini kaybederek İngiltere’ye geri döndü. Burada da fabrika işçilerini tüketim kooperatifi kurmaya teşvik etti. Kârın bölüşülmeyip ortak bir yaşam için kullanılmasını öngördüğü kooperatiflerin sayısı 700’e ulaşmış ancak yine de kısa sürede dağılmaktan kurtulamadı.

Rochdale Öncüleri

Konunun diğer ayağı ise tüketim kooperatifleri. Engels’in 19. yüzyıl İngiltere’sinin emekçilerini merceğe aldığı İngiltere’de Emekçi Sınıfın Durumu’nda bahsettiği işçilerin sağlıklı gıdaya ulaşma konusunda yaşadıkları tüketim kooperatifi fikrini doğurdu. 1844’te yine İngiltere’de, Rochdale’de 28 dokuma işçisi tarafından tüketim kooperatifi mağazası kuruldu. Rochdale Öncüleri olarak anılan bu ilk tüketim kooperatifi, margarin, şeker, un ve mum gibi temel ihtiyaç̧ maddelerinin satışını yapmıştı. 28 üyeyle başladıkları kooperatif ilk yıl sonunda 74 üyeye çıktı. Ardından İngiltere’nin çeşitli yerlerinde yaklaşık 100 kooperatif kuruldu. Rochdale deneyimi pratik bir başarının dışında üyelerinin hazırladığı ilkelerle kooperatifçiliğe önemli bir çerçeve sundu.

1-Herkese açık üyelik,

2-Her üyenin 1 oy hakkına sahip olduğu demokratik kontrol

3-Üyelerin ekonomik katılımı

4-Otonomi ve bağımsızlık,

5- Kooperatifler arası dayanışma-işbirliği

6-Eğitim ve bilgilendirme çalışması,

7- Kendi toplumlarına katkıda bulunmak.


*August H. NIMTZ, Demokrasi Savaşçıları Olarak Marx ve Engels, çeviren Can Saday, Yordam Kitap, 2012, s. 262-263.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol