Kar eden Zonguldak batağa gömülecek (2)

13.07.2004 01:55 ARŞİV
Danıştay kararının üzerinden iki yıl geçmesine rağmen maden ocaklarında üretim sürüyor, kömür tüm hızıyla çıkıyor. Atölyeler tüm ihtiyacı karşılıyor. Sadece devlet kurumlarının değil, Zonguldak'ın ihtiyacını da karşılıyor ...

Her şey, bu gün unutulmuş olan, dört işçinin ölümüyle sonuçlanan bir grizu faciasıyla başlamıştı. 7 Ekim 2000 tarihinde, Gelik beldesindeki bir ocakta, 4 işçinin ölümüyle sonuçlanan grizu faciası Ankara'nın da dikkatini çekiyordu. Facianın gerçekleştiği ocak, rödovansla özel şirkete kiralanan bir sahadaydı. Yerel gazeteler haberi ''kaçak ocak faciası'' diye veriyordu. TTK yetkilileri yeterli denetimi yapmamakla suçlanırken, ocak sahibi de tutuklanıyordu. Dönemin Devlet Bakanı Hasan Gemici ''Devam eden bu cinayetlere seyirci kalmayacaklarını'' söylüyor, ''işçilerin sosyal güvencesiz ve hiç bir güvenlik önlemi alınmadan çalıştırıldıklarını'' açıklıyordu. MHP milletvekili İsmail Hakkı Cerrahoğlu ''Tek suçlu Ocak sahibi olamaz. TTK'nın denetim eksikliği var. Çünkü, facianın gerçekleştiği ocak kaçak değil rödovanslı'' derken, Hasan Gemici konuyu Bakanlar Kurulu'na taşıyordu.

MADEN OCAKLARI ÖZEL SEKTÖRE İŞLETTİRİLEMEZ

Zonguldak bu konuyu tartışırken gelen müfettişlerin raporu konuyu Danıştay'a kadar götürüyordu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş teftiş Kurulu'nca hazırlanan inceleme raporunda ''TTK'nın ana statüsünün 4. maddesinin 2. bendindeki yetkisine istinaden taşkömürü havzasının belli bölümlerinde, 1988 yılında başlattığı rodövans işletmeciliğinin 30.5.1940 tarih ve 3867 sayılı kanunun 1. maddesi gereğince vazgeçilmiş olan 15.10.1940 tarih ve 2/14547 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına aykırı olduğu, bu nedenle anılan rodövans sözleşmelerinin iptal edilerek, rodövans uygulamalarına son verilmesi gerektiğine ...'' yer veriliyordu.

Ama kömür çıkıyor ve işçiler bir kaza olduğunda, sorumlusunun belli olmayacağı ocaklarda kömür çıkarmağa devam ediyorlardı. Çok geçmeden beklenen, Danıştay Birinci Daire 2002/37 Esas ve 2002/62 numaralı kararı geliyordu. Karar ''Bakanlar kurulu kararıyla tespit edilen Taşkömürü Havzası sınırları içinde kalan alanda bulunan taşkömürünün Türkiye Taşkömürü Kurumunca rödovans sözleşmesiyle işlettirilmeyeceği...'' şeklindeydi.

KİT KOMİSYONU DANIŞTAYA KARŞI

Herkes ne olacağını sabırsızlıkla beklerken KİT komisyonundan TTK'ya gelen rapor, anlaşmaların iptal edilmemesini, özel sektörün çalışmasını, en önemlisi de yeni çıkacak olan Maden Kanunu'na kadar beklenmesini istiyordu. Bu süreci ,Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürü Rıfat Dağdelen anlatıyor:

''Danıştay devlet tarafından işletileceği şeklinde bir rapor yazmış. Bunun üzerine bu firmaların anlaşmaları iptal edilmiş.Ama anlaşmaları iptal edince bir sürü insan işsiz kalacak.Üretilen kömür elde kalır. KİT komisyonu bu sahaların Maden Kanunu'nda değişiklik yapılıncaya kadar,hataların ihya edilmesini,mukavelelerin iptal edilmemesini,özel sektörün de çalışmasını isteyen bir rapor yazdılar. Biz de Maden Kanunuda değişiklik yapılıncaya kadar, bu sahaların emniyetini sağlamak üzere rödovansçılar tarafından gerekli işlemlerin yapılması diye bir karar aldık yönetimden.Bu rödovansla çalışan kişiler ve biz bu Maden Kanunu'nun çıkmasını bekliyoruz.''

TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelene göre, Danıştay bir görüş vermişti. Asıl uyulması gereken KİT komisyonu raporuydu.

''Rödovanscılar ve biz Maden Kanunu 'nu bekliyoruz.'' Böyle demişti TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen; bu bekleyişin nasıl gerçekleştirildiğini yine kendisinden dinledik:

''Sahalarda belirli miktarda bir rezerv hazırlanmış ve üretilecek hale getirilmiştir.Siz burada herhangi bir çalışma yapmadığınız takdirde, bu hazırlamış olduğunuz milli servet göçükler,su baskınları,yangınlar ve gaz intişarıyle tahrip olur. Bunu tahrip etmemek için de orada bunun tamirini ve bakımını,üretim panolarını ilerletmek için bir müddet çalışıp üretim yapmanız gerekmektedir. Bunu yapmadığınız takdirde de milli servet heba olacaktır. Bunu yaparken de mecburen bir miktar üretim yapacaksınız. Bunu yaparken de, ya bunu TTK kendi yapacaktır. Ya hizmet satın almak suretiyle bunu yapacaktır. Ya da eskiden mukavele imza ettiği kişilere bunu yaptıracaktır. TTK'nın kendi imkanlarıyla bunu yapması mümkün değildir.Çünkü bu kadar dağınık yerde olan ocakları ayakta tutmak için yeterli potansiyel yoktur. İkincisi hizmet satın almak.Hizmet satın almak için de ihaleye çıkacaksınız. Para vereceksiniz. O zaman ne yapacaksınız? Eski mukavele düzelttiğiniz kişilere,KİT Komisyonunun vermiş olduğu rapor doğrultusunda,Gel Maden Kanununda gerekli işlem yapılıncaya kadar,eski mukavele hükümlerine göre, sen buranın tahrip olmaması için gerekli icraatı yap denilmiş.Mesele budur.Dolayısıyla onların çalışması kaçak değildir. Sen bu çalışmayı yaparken de eski mukavelende yazılı hükümlere uymak zorundasın.Söylenen bu.''

GRİZU FACİASI UNUTULMUŞ

TTK'nın, Danıştay'ın yasal bulmadığı ve mukaveleleri fesh edilen rödovans yöntemiyle özel firmalara kiraladığı maden ocaklarında üretim sürüyor. Danıştay kararının üzerinden iki yıl geçmesine rağmen. Rödovanslı ocakların yasal boyutunu TBMM ve Danıştay'ın önüne getiren olayın, rödovanslı ocakta grizu patlaması , dört işçinin ölümü olduğu unutulmuş görünüyor. Konuşulan rödovans işletmecisi firmaların zararı...

Peki, rödovans ocaklarında üretim hangi şartlarda gerçekleşiyordu? Her an yeni bir facia yaşamak olası mıydı?

Zonguldak Maden Mühendisleri Odası ve Karaelmas Üniversitesi Yrd. Doç. Erdoğan Kaymakçı kömür madenciliğinin bu boyutunu değerlendiriyor:

''Zonguldak Taş kömürü Havzasında rödovans yöntemiyle işletilen sahalarda meydana gelen grizu faciaları madencilik sektörünü ve halkımızı tedirgin eden bir boyuta ulaşmıştır. Yeraltı kömür madenciliği; dünyanın her yerinde yatırım ve planlama aşamasından pazarlama aşamasına kadar çok özel önlemleri, donanım ve bilgi birikimini gerektiren ve çok ciddi bir disiplinle sürdürülmesi şart olan ,en riskli iş kollarından biridir. Zonguldak Taşkömürü Havzasında ise; işletmecilik ve iş güvenliği yönünden çok önemli problemler yaratan, sayısız faylar ,sıkma ve degaj zonları gibi oldukça bozuk jeolojik ve tektonik koşullara sahip bir havza olması nedeniyle, risk bir kat daha artmaktadır.''

YÜKSELEN MALİYET

Zonguldak özelinde durum nedir? Rödovans yöntemiyle kömür sahalarını kiralayan firmalar böylesine riskli bir iş kolunda ve pek çok risk taşıyan bir havzada gerekli ekipman,yatırıma sahipmidir? Önemlisi kömür madenciliğinin gerektirdiği iş disiplini ve ciddiyete uygun çalışıyorlarmı? Sorumuzu Madenciler Odası Başkanı Erdoğan Kaymakçı yanıtlıyor:

''Havzada; rödovans adı altında üretime açılan sahalardaki iş kazaları önceleri göçükler, su basmaları ve nakliyat kazaları şeklinde başlamış , derinlere inildikçe iş güvenliği ile ilgili olarak yapılması gereken yatırımlar maliyetleri artırdığından ödünler verilmiştir. Bu düşünceye sahip maden ocaklarında üretim sürüyor.

-İlkel teknoloji ve uygulanmayan mevzuat-

Türkiye Taşkömürü Kurumunun göçüklerde uyguladığı ücret tarifeli insani yardımı da Genel Müdür Rıfat Dağdelen'den dinledikten sonra, Maden Mühendisleri Odası Başkanı Erdoğan Kaymakçı' ya rödovanslı ocaklarda üretim ve iş güvenliğini soruyoruz:

''Üzülerek belirtmek gerekir ki, ülkemizde uygulanan madencilik bilim ve teknolojilerine uygun ve mühendislik emeğine saygılı işletmeler neredeyse yok denebilecek kadar azdır. Maden işçilerini kazalara karşı daha eğitimli ve daha duyarlı hale getirecek programlar mutlaka uygulanmalıdır. Sorun gerekli olan yatırımların yapılmaması, ilkel teknoloji, eksik ve uygulanmayan mevzuat, işlemeyen işçi sağlığı ve iş güvenliği denetimlerinin yetersizliğidir.''

-Ölümler konuşulmayacak mı?-

Genel Maden İşçileri Sendikası- Genel Başkanlık Teknik Danışmanı Tayfun Özuslu, kadrolar için genel eğitim notlarında kazalara dikkati çekip, kamuoyuna şu haklı soruyu soruyor:

''Ülkenin entegre demir-çelik tesislerini kırk yıldır besleyen bir havzadan çıkartılan kömürlerin koklaşabilirliğinin uzanımı gibi konular tartışılacak da böyle şeyler acaba hiç bir zaman tartışılmayacak mı?''

TTK Genel Müdürü ve Rödovanscılar'bekledikleri Maden Kanununu yürürlüğe girdi. Maden işçisini ölümün ağzından içeri girdiğinde bekleyen ne? Tayfun Özuslu notlarının başına Joe Corrie' den bir alıntı koymuş:

''Ve halk üzülecek. Ne acı! diyecek, ne acı! Unutulacak her şey haftasına varmadan. Ve Milletvekili ve Maden ocağı sahibi ve Papaz efendi ve Gazeteler ve beyni yıkanmış kamu devam edecekler zehirlerini ve kinlerini depo etmeye, gelecek ilk büyük maden grevinde boşaltmak için. Bu akşam, kadınlar maden ocağının başında bekleşe dursun. Tanrı bile görmüyor, Tanrı bile iki yüzlülüğünü ve utancını bu oyunun''

Mehmet ERDUR