birgün

12° AÇIK

ÇEVRE 28.09.2017 09:32

Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri

Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri

KONUK YAZAR: Cem Hakverdi - Yönetmen

“Bu belgesel aracılığıyla izleyenlerin köpeklerin zorlu yaşam koşullarına, uğradıkları büyük haksızlığa ve gerçekten hayvansever olan kişilerin onlar için verdiği mücadeleye tanık olmasını istiyorum.”

Yaşam kalitesindeki büyük dengesizlik belirli gruplar arasında zaman zaman konuşulur. Tıpkı sosyal ilişkilerde ve diğer her şeyde olduğu gibi bu konuda insan merkezlidir bu durum. Doğada bulunan diğer canlıların yaşam koşulları ve hakları, son derece az olan gönüllü gruplar dışında asla önemsenmez, konuşulmaz, gündeme getirilmez.

Oysa ırkçılık, cinsiyetçilik ve her türlü ayrımcılık (rengi, tüyü, kürkü, dişi, gözü vs.) hayvanlarla kurulan ilişkilerde de kendisini gösterir. Bazı türler daha “güzeldir”. Sadece bu nedenle renkli tasmaları, diyet mamaları, tırnak makasları, törpüleri, kuaförü, evin içinde kendi evleri, parfümleri, şampuanları, ayakkabıları, yağmurlukları, oyuncakları yani ‘sistem’ tarafından üretilen akla hayale gelmeyecek objeleri olabilir bu türlerin. Üstelik bunlara gerçekte hiç ihtiyacı olmadığı halde bunlar olmadan yaşayamazmış gibi bir ortam da yine aynı sistem tarafından hazırlanmıştır.

Mevcut sistem hayvanları da bir şekilde müşteri yapmıştır özetle. Dahası hayvanların kendisi de satılan, satın alınan birer ‘ürüne’ dönüştürülmüştür. Cinslerine, cinsiyetlerine, renklerine veya başka özelliklerine göre tasnif edilen birer ürün. Doğum günlerine, yıl dönümlerine, yeni yıllara, tanışma günü şerefine satın alınan birer hediyelik eşya.

Yaşam alanları; kentleşme, kentsel dönüşüm gibi bahanelerle başka bir şeye dönüşüyor hayvanların. Ormanlar, parklar, bahçeler, yaya yolları, yeşil alanlar her yer büyük bir hızla betonlaşıyor. Hayvanların doğal yaşam alanları büyük oranda tahrip edildi ve ediliyor. Özellikle kentlerde hem barınacak hem de beslenecek alanları kalmadı.

Betonlaştırmaya değer görülmeyen yerlerde kendi halinde yaşayan hayvanlar da etlerinin lezzetine, dişlerinin büyüklerine, kürkünün rengine, derisinin parlaklığına göre katlediliyor, ‘spor’ olsun diye avlanıyor.

Sokaklarda yaşamaya çalışan hayvanlar atılan çöplere, kapı önlerine koyulacak ‘bir kap su’ya mahkûm. Kediler havlamadıkları ya da köpeklere oranlara daha az ‘korkunç’ oldukları için insan eliyle gelecek olan zararlardan daha az etkileniyor. Köpekler ise havladığı ya da ‘korkunç’ göründüğü için zehirlenmez, araba altında kalmaz, psikopatın birine denk gelmez ya da bir şikâyet üzerine belediye görevlisi tarafından toplanıp yerleşim yerlerinden uzakta bulunan, halk arasında ‘barınak’ olarak adlandırılan mekânlara hapsedilmezlerse yaşamlarına iyi ya da kötü devam edebiliyor.

Genel görüş sokaklardan toplanan hayvanların barınaklara yerleştirildiği yönündedir. Fakat barınak olduğu varsayılan bu mekânların genel görüşün aksine bir barınakla yakından uzaktan alakası yoktur. Bu mekanları “rehabilitasyon ve tedavi merkezi” olarak tanımlamak gerekir. Sokaklardan sadece tedavi etmek, aşılamak veya kısırlaştırmak amacıyla toplanıp bu merkezlere getirilen hayvanların tedavi sürecinden sonra toplandıkları yere geri bırakılması zorunludur.

İnsanlar hayvanların yaşam mücadelesini sadece kendi mahallelerinde, etraflarında gördükleri kadarıyla değerlendirebiliyorlar. Oysa şehir merkezlerinden uzakta büyük bir dram yaşanıyor. Çok az insan yerleşim merkezlerinden uzakta bulunan “toplama kampları”ndan haberdar. Tıpkı kentin bütün pisliğinin biriktirildiği çöplüklerde olduğu gibi bu alanlar da şehir merkezlerinden uzakta yer alıyor. Bu hayvanlar da bir nevi çöp muamelesi görüyor. Bu alanlardaki yüz binlerce hayvan susuz ve aç bir şekilde, parazitler ve türlü hastalıklar içinde yaşam mücadelesi veriyor; tecavüzlere, işkencelere maruz kalıyor. Dahası sürekli ürüyorlar ve aralarına kentlerden toplanan yeni köpekler katılıyor. Bir zamanlar renkli tasmalara, özel mamalara sahip hayvanların önemli bir kısmının da aralarına katılmasıyla sayıları katlanarak artmaya devam ediyor.

Bu hayvanların hayatta kalabilmesi için sayıları ve kaynakları son derece yetersiz olan hayvan aktivistleri olağanüstü bir çaba sarf ediyor. Sorunun sadece oradaki hayvanları hayatta tutmakla çözülemeyeceğini savunan bu insanlar, toplumun bilinçlendirilmesinden besleme çalışmalarına varıncaya kadar birçok çalışma yapıyor.

Benim belgeselimin ana sorunsalı sokaktaki, özellikle de arazilerdeki hayvanların yaşam koşulları.

İzleyenlerin köpeklerin zorlu yaşam koşullarına, uğradıkları büyük haksızlığa ve gerçekten hayvansever olan kişilerin onlar için verdiği mücadeleye tanık olmasını istiyorum. Film ile ilgili detaylı bilgiye ve kampanya sayfasına Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri adlı Facebook sayfasından ulaşılabiliyor.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız