birgün

7° PARÇALI BULUTLU

Karamollaoğlu'ndan 'bütçe' yorumu: Devlet yıl sonunu getiremiyor, vatandaş nasıl getirsin

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ek bütçe teklifini eleştirerek "Devlet bile yıl sonunu getiremezken, vatandaş bu şartlarda ay sonunu nasıl getirsin" dedi. Karamollaoğlu, DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ile bir polis memurunun tartışmasına ilişkin olarak da "Bir milletvekili arkadaşımızın gayretleri karşısında bir polisin parmak sallayarak adeta kendisini tehdit etmesini kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

SİYASET 23.06.2022 17:14
Karamollaoğlu'ndan 'bütçe' yorumu: Devlet yıl sonunu getiremiyor, vatandaş nasıl getirsin
Abone Ol google-news

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelede bulundu.

Karamollaoğlu, AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ek bütçe teklifine değinerek, AKP'nin ekonomi politikalarını eleştirdi. Karamollaoğlu, "Hükümet, bu ekonomiye 1 yıl bile taşıyamadı. Ayrıca devlet bile yıl sonunu getiremezken, vatandaş bu şartlarda ay sonunu nasıl getirsin” diye konuştu.

Ankara'da Somalililerin restoranının tabelasının polis tarafından kaldırılmak istenmesine karşı çıkan ve polis tarafından hakarete uğrayan DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu'na destek veren Karamollaoğlu “Hepsi birbirinden vahim. Bir milletvekili arkadaşımızın gayretleri karşısında bir polisin parmak sallayarak adeta kendisini tehdit etmesini kabul etmemiz mümkün değil” dedi.

Karamollaoğlu'nun açıklamaları şu şekilde:

“Dün gece haberlerde gördüğümüz; Afganistan’da meydana gelen ve görünüşe bakılırsa binin üzerinde insanın hayatını kaybettiği bir depremden de bahsetmek istiyorum. Deprem aslında ülkemizdeki şiddetiyle mukayese edildiğinde çok yüksek değil. Fakat belli ki Afganistan’daki binaların yapı şartlarından dolayı çok büyük bir yıkıma sebep olmuş, bu kadar fazla insan hayatını kaybetmiş. Afette yaralananlara şifa, hayatını kaybedenlere Cenab-ı Hak’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı niyaz ediyorum.

Tabii ülkemizde de yaz ayları geldi, sıcaklar artıyor. Yangın tehlikesi özellikle ormanlarımızda bizi endişelendiriyordu. Maalesef Marmaris’te meydana gelen yangın bütün çabalara rağmen hâlâ söndürülemedi. ‘Efendim işte gece görüşlü uçaklar alındı mı, uçağımız var mı, yok mu’ ben şu anda o münakaşanın içine girmeyi doğru bulmuyorum. Elbette görevliler üzerlerine düşeni yerine getirebilmek için büyük bir çabanın içine girecekler ama mühim olan netice alabilmektir. Bu sıcaklarda meydana gelen yangınları söndürmek kolay olmuyor, bu tüm dünyada böyle. Bu yüzden çok farklı tedbirlere ihtiyaç var. Tabii bu, bugün halledilecek bir mesele değil. Uzun vadeli ele alınması icap eden, bir yangın başladığında onun yayılmasını da önleyebilecek birtakım tedbirlere ihtiyaç olduğu kanaatindeyim.

'6 YIL BU GENÇLERİN HAPİS YATMASINA GEREK YOKTU Kİ'

15 Temmuz kalkışmasında Harbiyeli öğrencilerimiz tutuklanmışlar, bugüne kadar uzun bir süredir tutuklu kalmışlar, ömür boyu hapse mahkum edilmişlerdi. Ne olduysa bir gecede her şey değişti ve bu öğrencilerimizin bir kısmı serbest bırakıldı, diğerlerinin de serbest bırakılacağı kanaati hakim oldu herkeste. O zaman dile getirmiştik; öğrenci ihtilal planlayamaz! Öğrenci, emir komuta içinde kendisine verilen emri yerine getirebilmek için çaba sarf etmek mecburiyetindedir. Bundan dolayı da Harbiyeli öğrencileri bu kalkışmanın sanki ana unsuruymuş gibi değerlendirip, arkasından da hepsini ömür boyu hapse mahkum edecek kadar akıldışı bir yaklaşım olamaz. Seçim yaklaştıkça anlaşılan iktidarın aklı başına gelmeye başlıyor. Bazı gerçekleri görüyor. 6 yıl bu gençlerin hapis yatmasına gerek yoktu ki. Yine de en azından böyle bir yanlıştan dönülmüş olmasını olumlu bir adım olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi geçen hafta sonunu bazı arkadaşlarımızla birlikte İzmir’de geçirdik. Muhtarlarımızla, STK temsilcilerimiz ve iş insanlarımızla ve İzmir Platformu Başkanlar Kurulu ile bir araya geldik... Esnafımızı ziyaret edip, vatandaşlarımızla buluştuk. Konak İlçe Kongremizi heyecan ve coşkuyla gerçekleştirdik. İzmir ziyareti sırasında insanımızın bize gösterdiği ilgi ve alakaya şahit olmak; bugünlerde yaşadıklarından dolayı yeni bir arayış içinde olmalarını görmek, iştiyaklarına şahit olmak; bizi ümitlendirdi. Aynı zamanda CHP Lideri Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da benzer çalışmaları yapmak için İzmir’de bulunuyordu. Kendisiyle de bir kafede çay molası vererek bir araya gelme, kısaca da olsa görüşme fırsatını bulduk. Bundan dolayı da memnuniyetimi arz ediyorum.

'KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL'

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü münasebetiyle de -ülkemizde de gerçekleştirildi- bu hafta çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi, mülteci krizine sebep olanlar tarafından da epey süslü cümleler de kuruldu. Bu konuda denilecek çok şey var fakat bu hafta sadece Ankara-Kızılay'da Somalili ve Etiyopyalı iki göçmenin işlettiği ‘SAAB CAFE’ isimli mekanın önünde yaşanan vahim olaylara değinmekle yetineceğim. Her fırsatta kürsülerden sığınmacılar ve mülteciler üzerine hamasi nutuklar çeken ve bu konuda birinciliği kimseye bırakmayan İçişleri Bakanı bu hadiselerde de sınıfta kalmıştır. Kafe sahiplerine yapılan baskılardan tutun da bazı emniyet mensuplarının hadsiz, haksız ve hukuksuz davranışlarına ve olayın ardından Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yaptığı açıklamaya varıncaya dek hepsi birbirinden vahim. Özellikle de hadiseler esnasında bir milletvekili arkadaşımızın gayretleri karşısında bir polisin parmak sallayarak adeta kendisini tehdit etmesini kabul etmemiz mümkün değil. Burası demokratik bir ülke, milletvekillerinin de kendilerine mahsus elbette sorumlulukları var. Bu sorumlulukları yerine getirirken emniyet güçlerinin onları tehdit edecek bir tavrın içine girmesini kabullenmemiz mümkün değil.

Buradan uyarıyoruz; kalıcı hale gelen yoksulluk ve adaletsizlikten mağdur olan kalabalıklara, sığınmacıları hedef göstererek kimse kendi yanlışlarının üzerini örtebileceğini zannetmesin. İktidarda bulunanlar artık aklını başına alsın, bu meseleye oy hesabı üzerinden yaklaşmasın. Bu tavrın; daha vahim hadiselere sebep olacağını kimse unutmamalı.

'VATANDAŞ AY SONUNU NASIL GETİRSİN?'

Hükümet 2021 yılı sonunda hazırladığı bütçe hedefini tutturamadığı için Meclis’e yeni ek bütçe paketi getirdi. Normal şartlarda deprem, sel gibi doğal afetlerin yaşandığı olağanüstü durumlarda gündeme gelen ‘ek bütçe2 ne hikmetse, hükümete göre hiçbir sorunun yaşanmadığı bu ortamda gündeme geliyor. Hükümet tarafından ‘genel fiyat artışları’ gerekçesiyle sunulan bu teklif, devletin de geçinemediğini gösteriyor. Talep edilen ek bütçe ile 1 trilyon 83 milyar lira ek vergi geliri toplanacak. Kim ödeyecek bunu? Vatandaş ödeyecek. 6 ay önce Meclis'ten geçen bütçenin yarısı kadar harcama ödeneği içeren 880 milyarlık bir ek bütçe. Hükümet giderlerinde yüzde 48'lik, gelirlerinde de yüzde 72'lik bir artış öngörüyor. İşte bu teklif gösteriyor ki, hükümetin bütçesi kendi elleriyle meydana getirdikleri ekonomik darboğaza sadece 6 ay dayanabildi. Şu artık çok nettir: Hükümet, bu ekonomiyi 1 yıl bile taşıyamadı, götüremedi. Ayrıca devlet bile yıl sonunu getiremezken, vatandaş bu şartlarda ay sonunu nasıl getirsin?”

ANKA

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol