birgün

22° AÇIK

Karanlığa inat müziğe devam

Devrimci müziğin önderlerinden Şilili grup İnti-İllimani’nin devamı niteliğindeki İnti-İllimani Historico Türkiye’de sahne alacak. Grup üyelerinden Horacio Durán sansürün müziği susturamayacağını söylüyor.

KÜLTÜR SANAT 22.06.2022 06:30
Karanlığa inat müziğe devam Grup üyeleri: Horacio Durán, José Seves, Jorge Ball, Horacio Sallinas, Fernando Julio, Camilo Salinas, Danilo Donoso. (BirGün)
Abone Ol google-news

Umut SERDAROĞLU

Devrimci müziğin önde gelenlerinden İnti-İllimani Historico, üç günlük bir turneyle uzun bir aradan sonra Türkiye’deki müzikseverlerle buluşuyor. 1974’te yayınlanan La nueva canción chilena albümüyle büyük beğeni kazanan İnti-İllimani’nin devamı olarak yolculuğunu sürdüren grup; 24 Haziran’da İstanbul, 25 Haziran’da İzmir ve 26 Haziran’da Ankara’da sahne alarak. Grup, 1973 yılında Şili’de gerçekleştirilen darbede yaşamını yitiren Şilili müzisyen Victor Hara’nın La Partida parçasına da repertuarında yer verecek. 1967’den beri müzik yolcuğulunu devam ettiren grup, her zaman birlikte yaşadığı yoksul halkların ve emekçilerin duygularını müziğine yansıtmayı hedefleyerek yoksullardan ve işçilerden büyük sempati görmeye devam ediyor. Türkiye turnesi öncesi İnti-İllimani Historico’nun üyelerinden Horacio Durán sorularımızı cevapladı.

İnti-İllimani isminin nereden geldiğini anlatır mısınız?

İnti-İllimani Bolivya’nın Aymara dilinden geliyor. Illimani, La Paz’ın yakınında bulunan bir dağdır. Tüm And dağları zincirindeki en yüksek ve en güzel dağlardan biridir. Inti, Aymara ve Quechua kültürlerinde güneş demektir. İnti-illimani, İllimanilerin güneşi anlamına gelir. 1967’de grubu kurduğumuzda Bolivya’nın And müziğine ve And dünyasının diğer bölgelerine âşık olduk. Bu yüzden Aymara kültürünün adını aradık. Hispanik öncesi orijinal halkları tekrar keşfetmenin bir yolu olarak gördük.

ALDIĞIMIZ KARŞILIK HEYECAN VERİCİYDİ

Daha önce birçok kez Türkiye’de konser verdiniz. Bu deneyiminizden bahsedebilir misiniz?

Türkiye’de, İstanbul’da ve Bursa’da ilk kez 1991’de John Williams ve Paco Peña ile birlikteydik. Türkiye’deki halkın müziğimize olan yakınlığını fark ettik. El Marcado De Testaccio ve Alturas gibi bazı enstrümantal eserlerimizin yanı sıra Victor Jara ve Violeta Perra’nın şarkıları da dâhil olmak üzere çaldığımız parçaların da iyi bilindiğini gördük. Özellikle El Pueblo Unido ve Veceremos şarkıları adeta Türkiye’ye aitmiş gibiydi. Sonra 2003’te iki kez geri döndük ve İstanbul, Bursa, Ankara ve Batman’da sahneye çıktık. Konserlerde aldığımız karşılık ilk seferki kadar heyecan vericiydi.

Türkiye’de de birçok müzisyen ve müzik grubu tarafından ilham alınan bir müzisyen topluluğusunuz. Dünyada devrimci müziğin en önde gelenlerinden birisiniz. Bu size neler hissettiriyor?

Öncelikle böyle düşündüğünüz için büyük onur duyduk. Türkiye’den müzisyenleri etkilediğimizi düşünmemiştik. Durum buysa, müziğimizin buna değer olduğu anlamına gelir çünkü uzak kültürlerden insanlarla iletişim kurabiliyoruz demektir. Tıpkı Nâzım Hikmet’in şiiri ile bizimle çok yakın bir dil yakalaması ve Neruda’nın Türkiye halkının kalbine ulaşması gibi…

Güncel olarak Türkiye’deki müzisyenleri izliyor musunuz?

Dürüst olmak gerekirse Türkiye’deki müzisyenleri biraz takip edebildik. Yeni Türkü’yü tanıyoruz, çok iyiler. 80’li yıllarda da Zülfü Livaneli ile Almanya’da turneye çıktık, yaptığı müziği yakından dinleyebilme şansımız oldu. Aynı zamanda çok da takdir ediyoruz. Ayrıca siyasi faaliyetlerde bulunduğunu da biliyoruz. Düşüncelerine katılıyoruz ve şarkılarını da çok beğeniyoruz.

MÜZİK DÜŞÜNMEYE TEŞVİK EDER

Türkiye’de en son sahneye çıktığınızdan beri ülkede birçok şey değişti. Özellikle son zamanlarda müzisyenlere ve müziğe yönelik de çok fazla sansür uygulanmaya başlandı. Bu durumu nasıl karşılıyorusunuz?

Sanat duyguların ve düşüncenin bir ifadesidir, müzik soyut bir dildir, sesler aracılığıyla iletilir, sözleri insanları düşünmeye teşvik eder, müzik her zaman insana eşlik eder. Birçok sanatçı sansüre uğradı, Şili’de Victor Jara 1973’teki darbe sırasında öldürüldü; bugün şarkıları eskisinden daha fazla duyuluyor. Sansür sanatı yok etmez, müzik susturulamaz çünkü müzik sestir, eğer güzelse her zaman söyleyen biri olacak.

Darbeci Pinochet döneminde de Şili’de siz ve Victor Jara dâhil birçok müzisyen sansüre uğradı. Yaşadıklarınızdan bahseder misiniz?

11 Eylül 1973’te Şili’deki darbe günü İtalya’daydık. Sonra halklarımızın müziğinin güzellik dünyasında gezmeye devam etmemiz, Pinochet diktatörlüğünü kınamamız ve Şili’nin özgürlüğü için şarkı söylememiz gerektiğini düşündük.

Günümüzde Şili yeni bir dönemece girdi. Solcu Başkan Gabriel Boric ile beraber kararlaştırılan yeni anayasa tasarısı eylül ayında referanduma sunulacak. Yeni anayasaya karşı çıkanlar da var. Bu gelişmelerle ilgili neler düşünüyorsunuz?

Genç başkanımız Gabriel Boric ile Şili yeniden doğdu. Başkanımızı ve yeni anayasayı tamamen destekliyoruz. Diğer taraftan muhafazakârların karanlık güçleri yeni bir anayasa istemiyor. Düşmanlar güçlüdür ancak Şili gençliğinin, Şili’nin yeni siyasi anayasasını destekleyeceğine inancımız tam.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol