Karşı/la/ş/ma/lar
TARIK GÜNERSEL TARIK GÜNERSEL

İlkinde tanımamışım
kendimi;
meğerse fark ettiğim
ikinci görüşümmüş;
onda da görmezden
gelmiştim.



Yine yıllar... ve yine
karşı karşıya geldik,
kaçınamadan; bir an
bakıştık, sustuk,
savrularak.
Dördüncü karşılaşmada
merhabalaştık, kararsız
ya da çelişkili kararlarla.
Beşinci rastlaşma: Artık
yaş almışken, yankılı
bir gök parçasında
çıkış görme umuduyla:
Federal birlik mi,
üniter mi? İkimiz de
harcanabiliriz, birlik uğruna.
Ya da sıçrama yaparız
–verimli, mutlu.
Soluk/lar, soluk soluğa.
“Bu da böyle bir öykü,”
diyor zihin/ler/i/miz.
Yaşam/lar. Belirip yiterken
sayısız iz.