Katma değer nedir?
Cihangir Alpay Cihangir Alpay
Bir katma değer fetişizmidir gidiyor. Bilen bilmeyen, bir yerden duyan, daha bilmiş gözükmek isteyen herkesin

Bir katma değer fetişizmidir gidiyor. Bilen bilmeyen, bir yerden duyan, daha bilmiş gözükmek isteyen herkesin ağzında. Her derde deva bir hadise. Ne anlama geldiği meçhul. Artarsa bu katma değer, memleketin yararı na olacağı rivayetleri de yaygın. Memleket de sınıfsız, imtiyazsız ve bölünmez bir bütün olduğuna göre herkesin ağzı kulağında olması gerekiyor.

 Her şey göründüğü gibi olsaydı, yani beş duyumuzla kavrayabildiğimiz dünya ile yetinseydik yanmıştık. Her işitilen bin kez tekrarlandığı nda doğruluk kazansaydı işimiz berbattı. Katma değeri yüksek mallar üretip ihraç etseymişiz ortalık güllük gülistan olacakmı ş. Güler misin, ağlar mısın?

 Bir malın, metanın değeri üç parçadan oluşur: 1) Üretim için işçilik dışındaki her şey, yani girdiler, araç gereç, hammadde, enerji v.s. --ki bunlar önceki dönemlerde üretilmiş oldukları ndan içerdikleri değer sabit olup, diyelim 10 YTL dir; 2) Ücret, o da 10 YTL olsun; 3) Kâr, bunun da 10 YTL olduğunu varsayalım. O zaman bu yeni malın değeri (10+10+10) 30 YTL olacaktı r. Katma değer denen kategoriye (2) ve (3)'ün, ücret ve kârın toplamı, 20 YTL olup, daha önce üretilmiş olan girdilere değer olarak eklendiği, katıldığı için bu ad verilmiştir. Bu toplamın büyümesi potansiyel olarak ücret ve karın her ikisinin de aynı oranda artmasına yol açabilir. Ama açmayabilir de. Yani sadece bir ihtimal olarak bu durum söz konusudur.

 Ayrıca katma değerin 20 YTL'den 30 YTL'ye çıkması, 10 YTL'lik artışın ücret ve kâr arasında eşit bir biçimde paylaşılacağı anlamına gelmeyebileceği gibi, tüm katma değer artışının kar hanesine yazılma ihtimali de vardır. 10 YTL olan kâr bu artıştan sonra 20 YTL olurken, işçilerin ücreti yerinde sayabilir.

 İki noktayı vurgulayalım: ilki, ücret ve kar arasındaki ilişkinin, yani sınıfsal olanın belirleyiciliğ i. Sınışar arası ilişkiler kâr miktarının ücretin iki katı olması sonucunu doğurmuş olabilir. Böylesi bir durumda, mesela yukardaki gibi 10 YTL'lik bir katma değer artışı vuku bulduğunda, bunun 6.66 YTL'si kapitalistlere, 3.33 YTL'lik kısmı ise işçilere gidecektir. Kâr ve ücret arasındaki bu oransal ilişki bir tür gelir dağılımı endeksi gibidir. Artan gelirin sınışar arasında paylaşımını sezdirtir bize. Bu örnekte olduğu gibi her iki sınıfın mutlak kazançları artmıştır, ama birininki daha fazla artmı ştır. Şüphesiz daha vahim kombinasyonlar da söz konusudur. İşçilerin ücreti mutlak değer olarak azalırken, kapitalistler karlarını ikiye, üçe katlayabilirler.

 Katma değerin artışı, girdiler ucuzlamadığı sürece, aynı zamanda üretilen malın Şyatını da arttıracaktır. Fakat küreselleşmenin mantığı, vahşi rekabet bu tür fiyat artışlarına müsahama göstermez, ücret artışlarına yer yoktur bu düzende. Kârını arttırmak isteyen işletme ücretleri düşürmek ya da daha az kârlılığa razı olmak zorundadır.

 İktisat kategorilerini arttıydı, artmadıydı v.s. şeklinde nicellik fetişi ile değil de insani boyutlarıyla kavramaya başladığımızda, görünenin arkasına geçme imkanı da doğar. Yukarda sözünü ettiğimiz mal değerinin her üç parçasının arkasında toplumsal ilişkiler yatar. Sadece katma değeri oluşturan ücret ve kâr için değil, girdiler için de bu böyledir. Kullandığı nız hammadeyi ucuza gaspetmek de, bizzat bu girdilerin üretildiği süreçlerdeki işçileri süründürmek, üretirken çevrenin içine etmek de hergün yaşadığımız toplumsal ilişki örnekleridir. Ücret seviyesi ile sendikalaşma arası ndaki ilişki malumumuz, o da toplumsal. Fabrika sahiplerinin sendikalı işçilerden yılıp bölge, ülke değiştirmeleri de toplumsal. Kâr ve onun kaynağı artık değerin arkasındaki toplumsalı tekrarlamaya ise hiç gerek yok.

 Ama artık değerin ticari, mali ve sanayi sermaye grupları arasında paylaşımı, dış ticaret sırasında yaşanan eşitsiz mübadele kanalları ile sağa sola savruluşu da cabası.

 Kısacası, 'katma değeri yüksek mallar üretirsek memleket kurtulur' görüşüne kulağa hoş gelen cılız bir ibarenin gerektirdiği itibarı gösterelim, yeter de artar.

 Demek ki, ister katma değer kategorisinde yaşandığı veçhile nicellik fetişi şeklinde olsun, ister bir başka biçimde olsun, ideolojik kisvenin kaldırılması toplumsalı görmekle mümkün.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız