birgün

13° PARÇALI BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 04.04.2017 10:28

Kavganın doğurduğu şair Muammer Hacıoğlu

Bugün şair Muammer Hacıoğlu’nun ölümünün 25. yılı. Şair, oğlu Volkan Hacıoğlu tarafından hazırlanan seçilmiş şiirlerinin yer aldığı bir kitap ve adına düzenlenen şiir ödülü ile anılıyor…

Kavganın doğurduğu şair Muammer Hacıoğlu

Kadir İncesu
kincesu@gmail.com


‘Sokakların şairi’ Muammer Hacıoğlu’nu yitireli 25 yıl oldu. 2006’da Dönence Yayınları, şairin bütün şiirlerini ‘P.K. 690 Beyoğlu’ adıyla yayımlamasa haberim olmayacaktı şiirlerinden… Kitabı yayıma hazırlayan, Muammer Hacıoğlu’nun yakın arkadaşı İdris Atmaca ve Kemal Özdemir de teşekkürü hak ediyor. Bu yıl içerisinde ise Volkan Hacıoğlu’nun babasının şiirlerinden yaptığı seçki ‘Yalnızlık Benim Saltanatımdır’ adıyla Artshop Yayınları tarafından yayımlandı.

“1945 yılında / İstanbul’da doğmuşum / Acılar öyle güzel büyütmüş ki çocukluğumu / İster istemez şair olmuşum” diyen Muammer Hacıoğlu’nun bugüne kadar Altın Mısralar (1969), Susun Ağlayacağım (1971), Beni sokaklar Çağırıyor (1972), Öfke Kında Durmaz (1973), Şafaklar Kana Bulandı (1975), Bir Yumruk Büyüyor (1976), Kelepçe (1976), Ateş Benzin Emiyor (1979), Mayın Tarlasında Büyüyen Çiçek (1991), P.K. 690 Beyoğlu (Bütün Şiirleri, 2006), Yalnızlık Benim Saltanatımdır (Seçilmiş Şiirler, 2017) yayımlandı.

Güngör Gençay “Kavganın doğurduğu şair” Muammer Hacıoğlu için şiirini yaşamıyla özdeşleştirdiği tespitini yaparken, Hasan Hüseyin Yalvaç da “Yaşamın şiirsel fotoğrafçısıydı,” diyor… İdris Atmaca da önemli bir değerlendirmede bulunuyor: “Şiir yazmadı, şiiri yaşadı.”

Volkan Hacıoğlu ile, Muammer Hacıoğlu üzerine söyleştik.

» Muammer Hacıoğlu hangi özellikleriyle şiirimizde öne çıkıyor?

Mehmed Kemal, babamın ölümünden sonra Cumhuriyet gazetesindeki ‘Politika ve Ötesi’ adlı köşesinde 20 Haziran 1992 tarihinde yazdığı bir yazıda “kuşağı tükenmeye yüz tutmuş çağdaş şairlerdendi,” diyor. “Tıpkı Baudelaire, Verlaine, Rimbaud, Apollinaire, Edgar Allen Poe gibi.. İçkicilik yönünden Cahit Sıtkı, Orhan Veli, Niyazi Akıncıoğlu, Celal Varda da öyleydi.” Ben de bu görüşe katılıyorum. Bu isimlere Neyzen Tevfik’i de ekleyebiliriz. Babamın döneminde bohem şairlerin kuşağı tükenmeye yüz tutmuştu. Günümüzde ise artık bu kuşağın tükendiğini söyleyebiliriz. Onlar gibi duyup düşünmek, onlar gibi yaşayıp hissetmek 2000’li yılların şair ve yazarları için neredeyse imkânsız.

» Siz de şiir ve çevirilerinizle tanınıyorsunuz. Babanızın şiirlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Muammer Hacıoğlu, şiiri her şeyden önce hayatın içinde ‘yaşayan’ bir şairdi. Mısralarını aklının çengeliyle yüreğinin yangınından çıkardığını yazmıştı bir şiirinde. Gözlem gücü yüksekti. Şiiri insandan ayrı düşünmezdi. İnsana dair ve ait olan her şey onun şiirine dâhil, şiiri de hayata müdahil olmuştur. Bu sahicilik hissi okurun aklından yüreğine süzülerek, kendi deyimiyle, “mısralarında bağıran devler” yarattı. Şiirimizde öne çıkan özelliği, zamandan süzdüğü ve hayattan damıttığı bu sahicilik hissidir. Onun şiirlerinde hayat ve insan doğrudan konuşur. Gibi yapmaz! Seyit Kemal Karaalioğlu, 1983 tarihli Çağdaş Türk Şiir Antolojisi’nde Muammer Hacıoğlu’ndan şöyle söz etmektedir: “Yaşantısının acı öyküsünden güç alan güçlü bir şair. Yalnızlığını, ezilmişliğini, sokaklarda geçen çocukluğunu, aradığı aşkı buruk bir isyanla haykırmakta. Şiirlerinde insanı, insanın insanla ilişkilerini anlatır.” Buna bir de ezenle ezilen, sömürenle sömürülen arasındaki gerilimli fay hattını da eklemek gerekir ki “kim yatıyor sırtüstü, kim kazıyor toprağı” diye soran şairi daha iyi tasvir etmiş olalım.

» Babanız “Oğlum’a Mektup” adlı şiirinde “Çocukken öğreneceksin acı çekmeyi” diye seslenmiş… Babanızın yaşamı ve şiirleri sizi kişisel olarak nasıl etkiledi?

O gerçekten çok duygusal bir şiir. Babamı kaybettikten sonra bu şiiri çerçeveletip odamın duvarına asmıştım. Bu şiirinde “sana bırakacağım miras/ sadece bir yas,” diyordu. Fakat bana büyük bir kültür mirası da bıraktı. Şiirin, edebiyatın, sanatın insanı daha güzel bir dünyaya taşıyacağına olan inanç ve umut da bu mirasın en önemli parçasıdır. Babam kendisi gibi benim de hayatın içinde yetişmemi sağladı. Beraber çok macera yaşadık. İstanbul’un eski yeni semtlerinde, kimi zaman yaz sıcağında kimi zaman kış soğuğunda bazen yaya bazen parasız çok dolaştık. Onunla beraber yaşadıklarım ve gördüklerim hayatımda unutulmaz izler bıraktı. Sanatın insandan ve hayattan hiçbir zaman kopuk olmadığını ve olamayacağını küçük yaşlarda öğrendim. Bu da o dönemde ‘yetişmekte olan bir şair’ için az şey sayılmazdı. Bir gün bir sokak karnavalına katılırdık, bir başka gün bir apartmandan çıkan bir tabutun arkasından bakakalırdık. Ölüm ve yaşam iç içeydi. Her şairin ve yazarın sahip olması gereken üslup felsefesini hayatın içinde yoğurması gerektiğini de daha o dönemde sezmiştim.

» Ödüllere karşı olduğunuzu biliyoruz. Buna karşın babanız adına şiir ödülü düzenlemenizin nedeni nedir?

Bu tavrı, ‘Ödüle ödülle müdahale’ diyebileceğimiz bir itiraz olarak görebiliriz. Şiir ödülleri üzerine çok şey söylendi. Eleştiriler yapıldı. Genel olarak bu alanda bir memnuniyetsizlik hâkim. Ödüllerin hakkaniyetli verilmediğine dair ortak bir kanı oluşmuş durumda. Özellikle şiir ödüllerinde jürilerde hep aynı isimlerin olması ayrı bir eleştiri konusu oldu. Bu yapının değişmesi için alternatif oluşumlara ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle, Muammer Hacıoğlu’nun 25. ölüm yıldönümü bir ödül düzenlemek fikri bir alternatif olarak da anlam kazandı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol