Kaza mı, sabotaj mı?
İran’da Cumhurbaşkanı Reisi ve Dışişleri Bakanı Abdullahiyan, düşen helikopterde yaşamını yitirdi. Reisi’nin yerine vekaleten yardımcısı Muhbir getirildi. Kazanın sebebine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmazken ABD yaptırımlarıyla havacılığın darbe alması öne çıkıyor.

Dış Haberler
İran Cumhurbaşkanı Reisi, helikopter kazasında arkasında birçok soru işareti bırakarak hayatını kaybetti.
Azerbaycan sınırında baraj açılışı sonrası İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ile Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ı taşıyan helikopter yoğun sis nedeniyle Doğu Azerbaycan eyaletinde kaza yaptı. Arama kurtarma ekipleri olumsuz hava şartları nedeniyle 15 saat sonra kaza yerine ulaşabildi.
Kazada Reisi ve Abdullahiyan’ın yanı sıra Tebriz Valisi Malik Rahmeti ve İran Dini Lideri Ali Hamaney’in Tebriz Temsilcisi Muhammed Ali Al-i Haşim’in de aralarında bulunduğu 9 kişi yaşamını yitirdi.
Ölüm haberinin kesinleşmesi sonrası İran kabinesinden yapılan açıklamada, "hükümetin en ufak bir kesintiye uğramadan çalışmaya devam edeceği" mesajı verildi.
GEÇİCİ CUMHURBAŞKANI
İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ardından 5 günlük yas ilan etti. Hamaney, Anayasa’nın ilgili maddesine göre Cumhurbaşkanlığı görevlerini, seçime kadar Birinci Yardımcısı Muhammed Muhbir’in yürüteceğini bildirdi.
Kazada hayatını kaybeden Dışişleri Abdullahiyan’ın yerine ise vekaleten Dışişleri Bakanı Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı ve nükleer konulardaki Baş Müzakereci Ali Bakıri getirildi.
50 GÜN İÇİNDE SEÇİM
İran Anayasası’na göre yeni cumhurbaşkanının en fazla 50 gün içinde seçilmesi amacıyla Meclis Başkanı, Yargı Erki Başkanı ve Birinci Cumhurbaşkanı Yardımcısından oluşan kurulun gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. İran’da cumhurbaşkanları, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin onayladığı adaylar arasından halk tarafından seçiliyor.
TAZİYE MESAJLARI
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taziye mesajında Reisi’nin “görevi boyunca İran halkı ve bölgenin huzuru için çabaladığını” söyledi. Hamas’tan yapılan açıklamada ise Reisi’nin ölümü “büyük kayıp” olarak nitelendirildi. Lübnan Hizbullahı ve Yemenli Husiler de başsağlığı açıklaması yaptı. Lübnan Başbakanı Necib Mikati ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkelerinde 3 günlük resmi yas ilan edildiğini duyurdu. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani de taziyelerini ileterek ülkelerinde 1 gün yas ilan etti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Reisi’nin “Rusya’nın gerçek dostu” olduğunu kaydetti. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro da Reisi’nin ülkenin “koşulsuz dostu” olduğunu söyledi.
İHMAL VE YANLIŞLIKLAR ZİNCİRİ
İran uzmanı Arif Keskin, İran’daki helikopter kazasını ve arka planda yaşanan süreci BirGün’e değerlendirdi.
Yaşananları “kaza” kavramı ile tanımlamanın, var olan süreci anlamada yetersiz kalacağına dikkat çeken Keskin, “Bu kazadan daha öte bir anlam ifade ediyor. Eğer yanlışlık bir taneyse, ihmal bir taneyse biz buna kaza diyebiliriz ama ortada bir ihmal ve yanlışlık zinciri var” dedi.
“Sabotaj” kavramının bile yetersiz kaldığını kaydeden Keskin, “Helikoptere dışarıdan herhangi bir şey yapılmış değil. Daha güvenli olan rota değiştiriliyor. Birileri o bölgede bu uçağın bu koşullarda kalkmasıyla kaza yapacağını bildiği halde kalkış emrini veriyor. Reisi’yi korumakla görevli olan Devrim Muhafızları da bölgedeki sert koşullara rağmen buna izin veriyor. Bu açıdan bakıldığında, ben bunu bir tür tuzağa çekme, tehlikeye itilme biçiminde yorumluyorum” ifadelerini kullandı.

MOLLA-ASKER ÇEKİŞMESİ
“Olayın neden olduğu sorusunun cevabını dışarıdan daha çok içeride aramak lazım” diyen Keskin şöyle devam etti: “İbrahim Reisi 1979 sonrası İran Cumhurbaşkanları içinde en başarısız isim olarak biliniyordu. İkinci bir motivasyon; İran’da liderlik kavgası. Özellikle son parlamento seçimlerine Hamaney sonrası iktidar mücadelesi damgasını vurdu. Reisi de bu konuda ciddi bir aday olarak öne çıkıyordu. Bu yüzden bir grup, Reisi’nin ‘öyle ya da böyle’ devreden çıkmasını istiyordu.” İran siyaseti içinde ayrıca Mollalar ve Devrim Muhafızları kökenli askerler arasındaki ayrışma olduğuna dikkat çeken Keskin, şunları söyledi: “Devlet kademeleri bu ikisi arasında paylaştırılmıştır ve ikisi arasındaki kavga çok derindir. Hamaney sonrası asker, devlet kademelerinde daha etkin olmak, iç ve dış siyasette daha önemli rol oynamak istiyor. Yürütme erkinin neredeyse tamamı Mollaların elinde ve bu, askeri kanat için sorun teşkil ediyor. Kaza bu ikisinin çekişmesinin bir sonucu da olabilir.”
İÇERİYE YOĞUNLAŞACAK
Reisi’nin devreden çıkmasının rejim içindeki dengeleri değiştirecek bir gelişme olduğunu kaydeden Keskin, “Asker bir adım öne geçti, bunun yanında toplumun büyük kesimi rejimden memnun değildi. Bu gelişmeler büyük bir meşruiyet krizi doğuracak. Sokakta başörtüsüyle uğraşan rejim, kendi cumhurbaşkanını koruyamaz durumda. Bırakın korumayı yeri bile bulunamıyor. Büyük bir başarısızlık ve zafiyet oldu. Şu net; bu rejim etkin, verimli ve başarılı değil. ABD ambargolarını suçlamak, aynı zamanda rejim içindeki grupları da sorgulatıyor.”
Ülkenin bu “prestij kaybından” sonra dış politikadan ziyade iç politikaya yoğunlaşacağına dikkat çeken Keskin, şöyle devam etti: “Bu yüzden önümüzdeki süreçte dış politikada düşük profilli bir rol oynayacaklar. Ama bu durum süregelen dış politikadan vazgeçecekleri anlamına gelmiyor, ana hatlarıyla devam edecekler.”
∗∗∗
HAMANEY’İN HALEFİYDİ
İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in halefi olarak görülen Cuhmurbaşkanı Reisi, 1979’daki İslam Devrimi’nde aktif rol aldı. Hukukçu olan Reisi, devrimin ardından kariyerine 1981’de Kereç savcısı olarak başladı. Görevinde hızla yükselen Reisi, kısa sürede Tahran Başsavcı Vekilliği makamına oturdu.
İran devrim lideri Ayetullah Humeyni’nin talimatıyla 1988 yılında hapisteki rejim muhaliflerinin idam kararını veren “Ölüm Komitesi’nde” yer alan Reisi, muhaliflerce "Katliam Ayetullah’ı" olarak adlandırılıyor. O dönem yaklaşık 3 bin kişinin idam edildiği öne sürülüyor. Humeyni’nin ölümü sonrası Hamaney döneminde devlet makamlarında hızla yükseldiği gözlenen Reisi, 1989-1994 yıllarında Tahran Başsavcılığı görevinde bulundu. 1994 yılında Devlet Denetleme Kurumu Başkanlığına atanan Reisi, 10 yıl boyunca bu görevde kaldı. 2016 yılında yine Hamaney tarafından Meşhed kentindeki İmam Rıza Türbe ve Külliyesi Vakfı Başkanlığı’na getirildi.
Ülkede 19 Mayıs 2017’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olan Reisi, dönemin Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye karşı seçimleri kaybetti. 2021 yılında göreve gelmesinin ardından 2022 yılında Mahsa Amini’nin ölümüyle İran geneline yayılan hükümet karşıtı eylemlerde sert bir tutum izleyen Reisi, protestoların bastırılması talimatı verdi. Eylemlerde Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre 551 eylemci güvenlik güçleri tarafından öldürülürken 20 binden fazlası gözaltına alındı, 9 erkek eylemci ise idam edildi.
∗∗∗

ABD AMBARGOSU SİVİL HAVACILIĞI VURDU
Reisi ve Abdullahiyan’la birlikte 7 kişinin de öldüğü kazanın sebebine ilişkin birçok teori ortaya atılırken “ABD yaptırımlarının” kazaya yol açmış olabileceği belirtiliyor. İran’da yaşanan hava kazalarının bir kısmı, ülkenin hava filosunu ciddi şekilde zayıflatan onlarca yıllık ABD yaptırımlarının bir sonucu. Cumhurbaşkanı Reisi’yi taşıyan helikopter Bell 212 tipi olup ABD’de üretilmişti ve 1979 İslam Devrimi’nden bu yana İran’a satılamıyordu. Yaptırımlar ayrıca İran’ın parça veya yeni uçak almasını da zorlaştırdı. Eski İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Reisi ve Abdullahiyan’ın hayatını kaybettiği helikopter kazasında "asli sorumlularından birinin" ülkenin sivil havacılık sektörünü etkileyen tek taraflı yaptırımlar uygulayan ABD olduğunu söyledi. Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) kararına rağmen sivil havacılık ambargolarının sürdüğüne dikkat çeken zarif, “Bu konu ABD’nin İran ulusuna karşı işlediği suçlar listesine eklenecek” dedi. İran’da reformcular hükümeti yönetirken, Batı ile İran’ın hassas nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ve uluslararası denetçilerin ülkeye girişine izin verilmesi karşılığında yaptırımların kaldırılmasını öngören bir anlaşma müzakere etti. Bununla ülkenin uçak filosunu modernize etmeyi amaçlamışlardı. Ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmesi ve yaptırımları yeniden uygulamaya koymasıyla bu çabalar sekteye uğradı.
Daha önce de savunma ve ulaştırma bakanları ile İran’ın kara ve hava silahlı kuvvetleri komutanları uçak ya da helikopter kazalarında hayatını kaybetmişti. İran’ın eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı taşıyan helikopter de, 2013 yılında zorunlu iniş yaptı. Geçen hafta İran Hava Kuvvetleri’ne ait bir F-7 savaş jetinin İsfahan kenti yakınlarında düşmesi sonucu 2 pilot yaşamını yitirdi. Şubat ayında da F-5 jetinin Tebriz’1de düşmesi sonucu 2 pilot öldü.
∗∗∗
‘KAZAYLA ALAKAMIZ YOK’
İran Cumhurbaşkanı Reisi ve beraberindeki heyetin helikopter kazası sonucu hayatını kaybetmesinin ardından gözler, İsrail’e çevrildi. Yakın zamanda birbirlerine karşılıklı saldırılar düzenleyen iki ülke arasındaki ilişkilerin gergin olması kaza ile ilgili soru işaretlerine neden olurken İsrail’den resmi bir tepki gelmedi. İsmi açıklanmayan İsrailli bir yetkili, Reuters’a yaptığı açıklamada “Kazayla hiçbir ilgimiz yok” dedi.


