birgün

2° PARÇALI AZ BULUTLU

DÜNYA 10.01.2022 08:56
author

Kazakistan'ın akla düşürdükleri

Kazakistan'da 2022'de kopan fırtınaya dair tuhaf bir konumlanma dikkat çekiyor. Bu durum salt Türkiye değil dünyada da geçerli. Üç söylem öne çıkarılıyor; ; 'Nazarbayev-Tokayev'in diktatörlüğünü hedef alan hakiki halk isyanı', 'ABD/Batı'nın renkli devrim komplosu', 'Rusya'nın jeopolitik hamlesi.'

İlk bakışta biri diğerini otomatik olarak dışlamayı gerektirmeyen bu iddialara eldeki veriler ve neden-sonuç ilişkileriyle bakalım. Kazakistan, sıkışıp kaldığımız toplumsal ortamda anlaşılmaya değer.

ABD DESTEKLİ İLK DARBE 1991'DE

Orta Asya'nın kaynak zengin ülkesinde yaşananlar, iç ve dış faktörleriyle çok boyutlu. Önce tarihsel not: Ülkede ilk darbe 1991'de ABD destekli yapıldı. Referandumda halkın yüzde 95'i SSCB'nin muhafazasından yana oy kullanmışken eski politbüro üyesi Nursultan Nazarbayev'in de katkılarıyla iradeleri çiğnendiğinde... Kazakistan'ı ilk tanıyan ABD'dir. Nedeni malum. Petrolün yanı sıra uranyum gibi değerli madenlerin zenginliği.

Nitekim o zamandan bu zamana Batı ile iyi ilişkiler kuran Kazakistan'da Chevron gibi çok uluslu şirketler petrol yataklarını işletir hale geldi. Neoliberal sistemle ekonomik entegrasyon, yatırımlar, büyüme şahane! 1991 darbesi ülke dinamiklerini tersine çevirip feodalizm/klancılık ve milliyetçiliğe geriye dönüş yarattığından beri Kazakistan halkı eşitsizlik ve yoksullukla boğuşuyor. Biriken servetten payına düşeni alamıyor. Bunun yansıması son 30 yılda pek çok toplumsal hareketliliğin yaşanmış olması. Çıkarlar icabı bu süreçte Batı'da ancak timsah gözyaşları dökülmesi dikkat çekici. Örneğin, 2011'de Janaozan'da petrol işçilerine ateş açıldığında Britanya'nın şimdilerde artık Kraliçe'nin bahşettiği 'şövalye' ünvanını taşıyan eski Başbakanı Tony Blair, Nazarbayev'e 'trajik olayların gelişmeyi gölgelememesini' telkin etmişti. Batı için 'halkın öfkesi' kendi ekonomik ve jeopolitik çıkarlarıyla uyumlu ve yönlendirilebilir olduğunda anlamlı. 'Renklendirilmiş devrim' oralardan çıkarılıyor.

KAZAKİSTAN HALKININ ÖFKESİ

Nazarbayev'in 30 yıllık yönetimi altında kaynak zengini bir ülkede ekonomik sıkıntıları bitmeyen geniş bir halk kitlesi var. Bu kez ciddi bir patlamaya dönüştüğü aşikar.

Nitekim yeni yılla ağır LPG zamlarının devreye sokulması, Aktau, Janaozen ve Mangistav bölgelerinde 2 Ocak'ta protestoları tetikledi. Nazarbayev'in varisi Kasım Cömert Tokayev tepkiler üzerine hızla zamları geri alıp Başbakan Asker Mamin'i görevden kovdu, bir dizi vaatte de bulundu ama yeterli olmadı. Protestolara 3-4 Ocak'ta güney hattında petrol sektöründe çalışan işçiler grevlerle destek sundular. Olaylar Nazarbayev'in başkenti Astana'ya (Nursultan) taşıdığından beri 'küskün' eski başkent Almatı'ya yayıldı. 'Şal Ket' (İhtiyar adam git) sloganları eşliğinde Nazarbayev heykellerinin devrilmesine dönüştü. Sosyal medyada hızla cephaneliklerin basılması, plakasız araçlardan silah tedarikiyle silahli isyan görüntüleri yansıdı. Hükümet binaları, uluslararası havaalanı silahlı saldırıya uğradı. Ve 5 Ocak'ta OHAL ilanını getirdi. Tokayev üyesi olunan Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü'nden (KGAÖ) paktın 4. maddesi uyarınca yardım istedi; Rusya Federasyonu, Ermenistan, Belarus, Kırgızistan ve Tacikistan 'barış güçleri' sevk etti.

Kazakistan'da SSCB sonrası zayıflatılmış sosyalist hareket 'sosyal bir protesto' olarak başlayan isyanın işçilerin koşulların iyileştirilmesi ve sendikal özgürlük talepleri ve işsiz gençlerin desteğiyle genişlediğini belirtiyor. Doğrusu ABD'nin enerji tekeli Chevron'un hisselerinin çoğunluğuna sahip olduğu Tengizchevroil şirketi için hayra alamet olmayan bir durum. Hele de son dönemde 40 bin işçiyi kovdukları, dahasının da geleceği yolunda haberler varken... Sosyalistler 'birikmiş toplumsal enerjinin açığa çıktığını' vurgularken, programsız, örgütsüz ve liderliksiz hareketin milliyetçiler ve Batı istihbaratı tarafından yönlendirilmeye açık olduğunu uyarısını da eksik etmiyorlar.

ELİTLERİN MÜCADELESİ

Kasım Cömert Tokayev, Nazarbayev son görev süresini tamamlamadan Mart 2019'da kendi rızasıyla çekilince başa geçti. Haziran 2019'da seçildi. Nazarbayev 'elbaşı' olarak 'kurucu lider' kaldı ve gözlemcilere göre, iktidardaki uzun elini de çekmedi. Tokayev ise 2.5 yılda Batı'ya açık bir lider oldu, isyan ve OHAL ilan ederken bile Batı sermayesine 'koruyucu-kollayıcı' mesajlarını eksik etmedi.

İsyan silahlara döküldüğünde ilk başta pek de etkili olmadığı belirtilen ordunun Tokayev'i ne kadar dinlediği meçhul. Tokayev'in ipleri ele alırken Nazarbayev'i Ulusal Konsey Başkanlığı'ndan ekarte etmesi dikkat çekici. Nazarbayev ise 'yurt dışına kaçtığı' iddiaları eşliğinde heykelleri alaşağı edilirken 'gık' demedi. Belki Tokayev liderliğinin gölgeleneceği kaygılarıyladır. Nazarbayev ancak OHAL ilanı ve KGAÖ'nün devreye girmesinin ardından sözcüsü aracılığıyla bir yere gitmediği ve Tokayev'e destek verdiğini duyurdu.

Tokayev 7 Ocak'ta ulusa sesleniş konuşmasında 'sert adam' imajı çizdi. Eski başkent Almatı'nın 20 bin silahlı uyuyan hücre üyesince basıldığını, aralarında yabancı uyrukluların bulunduğunu söyledi. 'Teröristlerle müzakere' telkinlerini 'ahmaklık' diye niteledi. Orduya uyarıda bulunmadan ateş açma talimatı verdiğini belirtti. Kazak bürokrasisinde üst düzey istihbarat ve polis yetkililerine yönelik 'vatana ihanet' ithamıyla tutuklamalar dikkat çekici. Gelişmeler, Tokayev'in isyanı gücünü pekiştirme fırsatına çevirdiğine işaret etmekte.

DIŞ FAKTÖRLER VE ZAMANLAMA

ABD'nin dahlini bugün itibarıyla net olarak bilemiyoruz. Ancak Kazakistan'daki patlamanın, ABD/NATO'nun Rusya Federasyonu'nun 'artık yeter' diyerek dünya kamuoyuna da açıkladığı güvenlik garantileri anlaşmasını görüşmeye hazırlanırken yaşanması görmezden gelinecek gibi değil. Rusya'nın bitmek bilmeyen çevrelemeye karşı 30 yıl sonraki benzersiz çıkışı karşısında ABD/NATO'nun şaşkınlık yaşayıp rahatsız olduğu ayan beyan ortada. Rusya'nın 'Ukrayna'ya saldıracağı' teması üzerinde tepindikleri sırada 'İşte bakın Kazakistan'ı da işgal ediyor' teması doğrusu çok kullanışlı.

Nitekim ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken bu temayı sunarken, doğrusu pek talihsiz bir yorum yaptı. Kazakistan'ın KGAÖ'den yardım istemesine adeta içerleyerek, “Tarihten bir ders: Evine Ruslar girdiyse onları evden çıkarmak zor olabilir” deyiverdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı da cevabı yapıştırdı: "ABD evinize girdiğinde hayatta kalmak, soyulmamak ve tecavüze uğramamak zordur. Bu davetsiz misafirleri kapılarının eşiğinde bulan Kuzey Amerika yerlileri, Koreliler, Vietnamlılar, Iraklılar, Panamalılar, Yugoslavlar, Libyalılar, Suriyeliler ve daha çok sayıda şanssız insanın ekleyecek çok şeyi var."

'Renkli devrim' işleri giderek zorlaşan ABD yönetiminin Kazakistan'daki gelişmelere tepkisi de doğrusu ilginç. 5 Ocak'ta OHAL ilan edilir edilmez Beyaz Saray'dan 'valla biz değiliz' açıklaması geldi. Gerisi bildik Amerikan teması; 'şiddeti kınama, orantılı müdahale telkini, protestocuların haklarını tanıyın' telkinleri... Bir de Blinken, olayların ekonomik sebepleri olduğuna işaret etmiş. Yoksa Chevron'a mı sordu?

ABD'nin geçmiş 'renkli devrimlerini' iyi çalışmış uzmanlar, temel izleğe işaret ediyor. Malum ABD/Britanya'dan ihale alan STK'lar da dahil Batılı 'renkli devrim yapıcıları' Kazakistan'da uzun süredir aktif. USAID'in NED'in, Soros'un milyonlarca dolarlık programları var. İsyanla birlikte sosyal medyada derhal beliren 'Kazakistan uzmanlarının' açtığı 'devrim' ve 'Kazakbaharı' hashtag'leri, eski hortumcu bankacı Muhtar Ablyazov gibi sürgünde muhalefet unsurlarının Ukrayna medyasına çıkması, NetBlocks'un yahut en son Belarus'ta gördüğümüz Polonya merkezli NEXTA kanalının eylemciler için taktikler yayınlaması dikkatlerden kaçacak gibi değildi.

Bu arada Kazakistan'daki ABD diplomatik misyonu da geçen ay 16 Aralık Bağımsızlık günü öncesi pek çok kent için 'gösteri alarmı' vermiş. Ne ki 16'sında Almatı'daki Cumhuriyet Meydanına topu topu 100 kişi gitmiş.

Sonra şu meşhur ABD devletinin düşünce kuruluşu RAND'ın 2019 raporu var... RAND'ın 'Rusya'nın zafiyetlerinin kaşınması' temalı tavsiyeler listesinde; Ukrayna'ya silah yardımı, Suriye isyancılarına destek, Belarus'ta rejim değişimi, Güney Kafkasya'da tansiyonun yükseltilmesi, Moldova'da meydan okunmasının yanı sıra, Orta Asya'da Rusya nüfuzunun azaltılması da var.

RUSLAR, KAZAKLAR, RENKLİ DEVRİM KABUSLARI

Kazakistan BDT'nin, KGAÖ'nün ve Avrasya Ekonomi Birliğinin üyesi. Geniş topraklarıyla Baykonur uzay üssüne, füze test alanlarına ev sahipliği yapıyor. Rusya açısından 'stratejik' önemde. Kazak toplumu laik olsa da komşu ülkelerden cihatçı sızmalara açık Rusya ile 7500 kilometrelik bir sınır var. Kazakistan=Rusya algısı var ama ilişkiler için doğrusu 'mükemmel' demek hayli zor. Dikkat çekici bir unsur Kazakistan'ın Britanya ticaret hukukunu ithal etmesi ve dava ve uyuşmazlık çözümü için Birleşik Krallık'taki yargıçları adres göstermesi.

Aralık sonuna doğru St. Petersburg'da BDT liderleri toplandığında, 'iki başlı' liderlikle temsil edilen Kazakistan'ın kurucu lideri olarak Nazarbayev Putin'le özel görüşme gerçekleştirmiş. Kremlin'in sitesinde var. Nazarbayev Batı ile Rusya arasında 'ikili oyunu' başarıyla kurmuş bir kişilik. Son yıllarda ise 'Kazaklaştırma' girişimleri Rusya kamuoyunda tartışma konusu. 19 milyonluk Kazakistan'ın yüzde 20'lik Rus asıllı nüfusu var. Kazakistan'ın Latin alfabesine geçiş kararı, sokaklarda Rusların saldırıya uğrar olmaları, Rusça eğitimin sınırlandırılması, komşu ülkelerden Kazakların ülkeye getirilip konut/imkanlar tanınması Rusya kamuoyunda hararetli gündem yarattı. Ve tabii ki Ruslar için en başta ABD destekli 'renkli devrim' demek 'ağır yıkım' demek.

Rusya'daki tartışmalara karşılık Moskova diplomatik söylemde denge tuttururken, son krizde de sükunetle hareket etti. Hamleler de KGAÖ üzerinden yapıldı. Rusya'nın ABD/NATO'ya karşı batısında 'hayati' önem atfettiği görüşmelere girişeceği bir dönemde sonradan bastırmak üzere bu denli riskli bir kargaşa yaratacağı iddiaları doğrusu ikna edici değil. Batı'ya 'müdahalecilik' argümanı vermenin ötesinde işlevi de son derece tartışmalı.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol