Kazan-Kazan mı bağımlılık mı?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Siyasi iktidarın ülkeyi enerji merkezi yapma söylemlerine rağmen Türkiye, Ortadoğu, Kafkasya ve Rus gazının Avrupa’ya ulaştıran transit ülke konumunda. Ankara da esasen bunun pekâlâ farkında. Bu nedenle jeo politik konumunu avantaja çevirme arayışında. Rus gazını Karadeniz üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan Türk Akımı Boru Hattı da bu arayışın ürünü.



Enerji kaynaklarına sahip ülkelere komşu olmanın getirdiği konumunu silaha çeviren Türkiye, Rusya’nın Ukrayna ve Avrupa Birliği ile yaşadığı siyasi krizden de faydalanarak Türk Akımı boru hattını kendi topraklarından geçirdi.

Putin’in üç hafta içerisinde bir kez daha İstanbul’a getiren proje, Rus gazını Karadeniz’in altından Trakya’ya, oradan da Avrupa’ya ulaştıracak. Proje dört yıl önce bizzat Putin tarafından önerilmişti. Türk Akımı ya da resmi adıyla TürkAkım projesi, Karadeniz’in altından döşenen her biri 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip 930 kilometre uzunluğunda 2 boru hattından oluşuyor. Bu hatların biri Türk pazarının ihtiyaçlarına, diğeriyse Avrupalı tüketicilerin kullanımına ayrılacak.

TEHLİKELİ BAĞIMLILIK
Türkiye hali hazırda tükettiği gazın yarısından fazlasını Rusya’dan karşılıyor. İktidar kanadının “Proje bizim için win-win (kazan-kazan) oldu” şeklinde tanımladığı Türk Akımı ile bu bağımlılık daha da artacak. ABD’nin İran ambargosu nedeniyle bu bağımlılık ilerleyen süreçte daha da katmerleşecek.

Bu durumun çeşitli riskleri söz konusu. Aşırı bağımlılık Türkiye’yi Ukraynalaştırabilir. Ankara ve Moskova arasında yaşanabilecek en ufak bir krizde Kremlin’in enerji kartını devreye sokması söz konusu olabilir.

Ekonomik, siyasi bağımlılık ilişkilerinin bağımlı ülkeleri ne duruma düşürdüğü ortada. Akkuyu Nükleer Santralı’nın da Rusya tarafından yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda Türkiye, önemli oranda Rusya’ya tabi olacak. Bunun politik sakıncaları da beraberinde gelecek.

ABD ile olan ekonomik, siyasi bağımlılık ilişkisinin ülkeyi getirdiği durum ortada. Ankara her alanda bu bağımlılaşmanın, bağımsız olamamanın sancılarını yaşıyor.

Enerji savaşlarında, enerji kaynağı kadar bu enerjinin dünya pazarlarına nasıl ve hangi yollarla ulaştırılacağı da büyük sorun. İran gazının yanı sıra, Akdeniz ve Orta Asya gazının Avrupa’ya ulaştırılma meselesi küresel güçler arasında kriz nedeni.

ABD NEDEN KARŞI?
ABD, Ukrayna ile birlikte Türk Akımı’na karşı. Washington sadece Türk Akımı’na değil, Kuzey Akım-2 Projesi’ne de karşı. Kuzey Akım-2 Projesi toplam yıllık kapasitesi 55 milyar metreküp olan iki doğalgaz boru hattının, Rusya’dan Almanya’ya Baltık Denizi’nin altından geçiren projenin adı. Boru hattı Finlandiya, İsveç, Danimarka ve Polonya’nın münhasır ekonomik bölgeleri üzerinden Almanya’ya geçecek. Almanya’yı sert şekilde eleştiren Trump, Rus gazı yerine kendilerinin göndereceği sıvılaştırılmış gazı satmak istiyor.

Trump yönetimi her iki projeyi de engellemek için elinden geleni yapıyor. Bunu defalarca çeşitli platformlarda dile getirdi. ABD Enerji Bakanı Rick Perry, Türk Akımı ile Kuzey Akım-2 boru hatlarının yapımına karşı olmaya devam ettiklerini belirtti.

ABD’nin Berlin ve Ankara’ya yanıtı nasıl olacak göreceğiz.

Enerji denkleminde her geçen gün yeni hamleler yapılırken, dünyanın dört bir tarafında bunun sancılarını görmek mümkün. Orta Asya, Kafkasya ve Ortadoğu enerji yataklarının transit ülkesi Türkiye’nin enerji arz ve talep eden ülkelerinin geçiş güzergâhında olmasının sakıncaları yok değil.