birgün

28° AZ BULUTLU

GÜNCEL 23.02.2018 10:12

Keçiören'de öğrenciler asbest mi soluyor?

Ankara'nın Keçiören ilçesindeki Faik Erbağı Ortaokulunun binası, asbest ölçümü yapılmadan yıkıldı.

Keçiören'de öğrenciler asbest mi soluyor?

Ankara'daki 'asbest' skandallarına bir yenisi daha eklendi. Keçiören ilçesinde bulunan ve yapıldığı tarih inşaatlarda asbestin yoğun olarak kullanıldığı dönemde bulunan Faik Erbağı Ortaokulu, herhangi bir ölçüm yapılmadan yıkıldı. Yıkımın ardından öğrencilerin asbest tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor.

Anayurt gazetesinden Tamer Arda Erşin'in haberine göre, okul binası inşaatlarda asbestin yoğun olarak kullanıldığı dönem yapılmıştı. Okulu yıkan firma yetkilileri asbest ölçümü yapmamalarına rağmen okulda asbestin bulunmadığını savundu. Yetkili, "Bina ateş tuğlasından yapılmıştı" diyerek, asbest bulunmadığını ifade etti. "Asbest ölçümü yapılmadan ateş tuğlası olduğunu ya da binanın farklı yerlerinde asbest olmadığını nasıl anladınız?" sorusunu "Onu biz araştırmıyoruz. Valilik araştırıyor" diye geçiştirdi. Eğer yıkılan binada asbest varsa, durum hem öğrenciler hem de çevrede yaşayanlar için ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik öğrenciler, inşaatın yanındaki okul binasında eğitime devam ediyor ve öğrencilerin inşaat alanına girmemesi içinde yeterli güvenlik önlemleri alınmamış durumda.

Ankara'nın Keçiören ilçesinde bulunan, Keçiören Faik Erbağı Ortaokulu, Tarhuncu Ahmet Paşa Ortaokulu İle Pursaklar Faik Hızıroğlu İlköğretim okullarının binalarının yenilenmesi için ihaleye çıkıldı. Ankara Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı Yatırım İzleme Müdürlüğü tarafından 30 Ekim 2017 tarihinde gerçekleştirilen açık usulle gerçekleştirilen ihaleyi, Yapı Grup Proje Mobilya Mühendislik Anonim Şirketi 18 Milyon 800 Bin lira sözleşme bedeliyle aldı. Yapım işinin maliyeti ise 26 Milyon 729 Bin 49 Lira 1 Kuruş'tu. Yapım süresi olarak 440 gün verildi. Firma sözleşmeyi 11 Aralık 2017 tarihinde imzaladı.

Firma İncirli semtinde bulunan Faik Erbağı Ortaokulu'nun yıkım işine, 19 Ocak'ta girilen ara tatilin ardından hemen başladı. Söz konusu yıkılan binayla ilgili şu bilgiler mevcut: "12 Aralık 1969 tarihinde 5 derslik,1 salon, 1 müdür odası, 1 bekleme odası ile eğitim öğretime başlanmıştır. Zamanla çevreye yeni konutların yapılması ve yerleşim alanında nüfusun artması nedeniyle 3’lü eğitime geçmiştir. Derslikler yetersiz kalınca ek bir bina yapılmıştır. Yeni yapılan 7 derslikli ek binanın 1974 -1975 eğitim-öğretim yılında hizmete girmesiyle tekrar ikili öğretime başlanmıştır. 1984 Temmuz ayında 5 derslikli ikinci ek bir binanın temeli atılmıştır. 12 Şubat 1986’ da öğretime açılmıştır."

Bina hakkındaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere okul asbestin inşaatlarda yoğun olarak kullanıldığı dönem yapılmıştı. Binayı yıkan firma ise buna karşı hiçbir ölçüm yaptırmadı, asbest söküm uzmanı çalıştırmadı. Firmanın sitesinde de asbestli yıkımlarda yetkin olduklarına dair hiçbir bilgi mevcut değil.

OKUL YÖNETİMİ DE UYARMIŞ

Yıkımı gerçekleştiren işçilerle ilgili de hiçbir iş güvenliği önlemi alınmamıştı. Yıkımı ara tatil süresinde tamamlayan firma, yeni yapacağı binanın temelini attı. Okulların başlamasıyla beraber inşaat alanına ne bir güvenlik levhası konuldu, ne de öğrencilerin inşaat alanına girmesini engelleyecek bir önlem yapıldı. Hatta inşaat çalışmaları devam ederken bile işçilere yönelik iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, baretlerinin bile olmaması dikkatlerden kaçmadı.

Okulda eğitim ve öğretim ilkokul binası olarak kullanılan binada tekli öğretimden, ikili öğretime geçilmesiyle devam ediyor. İlkokul ve ortaokula giden öğrenciler burada eğitim görüyor. Öğrencilerin okullarına giriş yaptıkları kapı ise derme- çatma ve inşaatın hemen yanında. Öğrencilerin inşaat alanına geçmesi an meselesi. Okul yönetiminin de durumdan rahatsız olarak firma yetkililerini uyardığı öğrenildi. Ayrıca okul müdürü binanın 1960'lı yıllarda yapıldığını doğrularken, binada asbest ölçümü yapıldığına dair bir bilgilerinin olmadığını "Onu biz bilmeyiz" diye açıkladı.

'ASBEST ÖLÇÜM RAPORU VAR MI BİLMİYORUM?'

Firmanın sahada çalışan mühendisi ise kendisinin geldiğinde binanın yıkılmış olduğunu söylüyor. Mühendis, çalışanların ve öğrencilerin güvenliği hakkında yeterli önlemleri almadıklarını kabul ederken, gerekli önlemlerin ilerleyen gönlerde alınacağını ileri sürüyor. Mühendis, konu hakkında firma yetkililerinin kendisine "asbest ölçümü yaptırdık, asbest çıkmadı" dediğini aktararak, "Yıkım yapılırken asbestte rastlanmamış. Asbest ölçümü yapıldığına dair bilgim yok. Bana söylenilen, asbestte rastlanmadığı. Firmanın elinde asbest ölçüm raporu olduğunu sanmıyorum, bilemiyorum yani. Şuanda benim elimde asbest ölçüm raporu yok, ölçüm raporu var mı, yok mu ben de bilmiyorum" dedi.

'ASBEST ÖLÇÜMÜ YAPMADIK'

Firma yetkilisi Gürler bey ise, "Firma 'asbest ölçümü yaptırdık, asbest çıkmadı' dedi" ifadelerini kullanan mühendislerinin aksi yönde konuştu. Gürler bey, okul inşaatı hakkında, okulda asbest ölçümü yapılmadığını ve binanın ateş tuğlasından söyledi. "Peki asbest ölçümü yapılmadan ateş tuğlası olduğunu ya da binanın farlı yerlerinde asbest olmadığını nasıl anladınız? sorusuna firma yetkilisi Gürler bey, "Onu biz araştırmıyoruz. Valilik araştırıyor" dedi. "Valilik böyle bir ölçüm yaptığına dair size bir bilgi ya da belge verdi mi?" sorusuna Gürler bey, "Hayır vermediler. Direk yıkım gerçekleşti" yanıtını verdi. Firma yetkilisi Gürler bey bina hakkında, "Binanın üstü ahşaptı, beton arme üzerine ahşap ve komple ateş tuğlasından, kırmızı tuğladan yapılmıştı. Biz asbest ölçümü yapmadık" diye konuştu. Ancak firma yetkilisinin savunduğunun aksine asbest sadece duvar ya da çatılarda kullanılmıyordu. Asbesttin en yaygın kullanım alanları; yer ve tavan kaplamaları, yalıtım amaçlı püskürtme kaplamalar, bölme panelleri, yangına dayanıklı yalıtım panelleri, kazanlar ve ısıtma sistemlerindeki yalıtım malzemeleri, asbestli çimentodan imal edilmiş ürünler vb. Bina/tesis yıkımları söz konusu olduğunda; çevreye dağılan lifler nedeniyle halk sağlığı da tehdit altında kalıyor.

VALİLİK DE SUSKUNLUK

Konu hakkında görüşülen Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri, inşaatın ihalesini Ankara Valiliğinin gerçekleştirdiğini ve onların gerekli bilgileri verebileceğini belirtti. Yetkililer, "Okulun kullanılabilir olup, olmadığına valilik karar veriyor. Onlar ihaleye çıkıyor. İnşaatın bütün iş ve işlemleriyle valilik ilgileniyor" dedi. Ankara Valiliği'nden görüşülen yetkililer ise, konuyla ilgili Ankara Valiliği Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı'nı işaret etti. Başkanlıktan görüşülen bir yetkili, "Biz orayı bir yıkım firmasına ihale ettik. Ama asbest ölçümü yapıldı mı bilmiyorum" dedi; yetkili arkadaşının numarasını vererek bilgi alınması tavsiyesinde bulundu. Verilen numaradan ise defalarca aranmasına rağmen dönüş olmadı. Daha sonra tekrar valilik yetkilileriyle görüşüldü, ama okul yıkımı hakkında bilgi veren olmadı.

MUHTAR: ORTADA HALK SAĞLIĞI SORUNU VAR

Okulun bulunduğu 19 Mayıs Mahallesi Muhtarı Ali Gölpınar, okulun yapımı konusunda velilere sağlıklı bilgi verilmediğini, "Okula giden velilere çevrenizdekilere söyleyin, 15 tatilde okul yıkılacak" diye aktararak, şunları ekledi:

"Okulun yıkım aşamasında güvenlik tedbiri alınmadı. Asbest ölçümü yapıldığına dair bir şey görmedik. İşçiler kendi önlemleri de olmadan okulu yıktı. Eğer okulda asbest vardıysa, benim mahallemde oturanların sağlığı riske atıldı. Asbest ölçümü yaptırdıklarına dair okul çevresinde oturanları bilgilendirmelilerdi. Kaldı ki okulda okuyan miniklerin canı da tehlikeye atıldı. Tamam bina eski. Çocuklarımız iyi bir okulda okusun. Ancak durum inşaat anlamında da eğitim ve öğretimde sınıfta kalındığını ortaya koyuyor. Kanımca yandaş şirketleri iş çıkartarak, 'yap ne olursa olsun' dediler. 'Tekli öğretime geçeceğiz' diyerek, her şeyi riske atarak 'okulu yeni öğretim yılana yetiştireceğiz' deyip, böyle yapıyorlar. Burada asbest vardıysa ve önlem alınmadan yıkıldıysa, ciddi bir halk sağlığı sorunu var. İnsanlara paran varsa özel okulda oku, paran varsa rezidanslarda otur. Sağlık sorunu yaşama diyorlar. Bu eski bina zenginlerin oturduğu semtte yapılsaydı acaba bu kadar rahat davranabilirler miydi?"

2000 ÖNCESİ BİNALARA DİKKAT

Türk Toraks Derneği, 2000 yılı öncesinde yapılan binalarda asbest bulunabileceğine dair şu bilgiyi paylaşıyor:

"Eski binalardaki yoğun asbest içeriği nedeniyle , eğer usulüne uygun söküm yapılmaz ise, sadece söküm sırasında çalışanların sağlığını tehdit etmekle kalmayıp, asbest liflerinin yayıldığı yakın çevrede yaşayanlar için de risk oluşturabilmektedir. Birçok ülkede 1980 öncesi yapılan tüm binalar asbest açısından riskli kabul edilirken, insan sağlığını önceleyen bazı ülkeler daha temkinli davranarak bu tarihi 2000 yılı ve öncesi olarak dikkate almaktadırlar. Ülkemizde de Asbest kullanımının 2010 yılı itibariyle yasaklandığı göz önüne alınırsa eski binalarda asbest riski yabana atılamayacağı aşikardır."

ASBESTİN ZARARLAR

Asbest, insan vücuduna solunum ve sindirim yoluyla nüfus ederek kansere ve çeşitli hastalıklara yol açıyor. Asbest, solunum yoluyla vücuda girdiğinde akciğerlere zarar vererek akciğer zarları arasında sıvı toplanmasına, kireçlemeye, akciğer zarının kalınlaşması ve akciğer dokusunda bağ dokusu oluşturan hastalıklara sebep oluyor.

ASBESTLİ YIKIMLARDA PROSEDÜR NEDİR?

İşveren, söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlerine başlamadan önce, asbest içerebilecek malzeme ve yerlerini belirlemek için tesis, bina, gemi ve benzeri yapı ve sistemlerde inceleme yaparak gereken tedbirleri alır. Yıkım izni için 18 Mart 2004 tarihli ve 25406 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin ilgili hükümleri uygulanır. İşverenin çalışma yaptığı herhangi bir yapı veya ortamda asbest veya asbestli malzeme bulunduğu şüphesi varsa bu Yönetmelik hükümleri uygulanır. İşveren; asbest içerebilecek malzemelerin, söküm, yıkım, tamir, bakım ve uzaklaştırma işlerini asbest söküm uzmanı nezaretinde asbest söküm çalışanı tarafından yapılır.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız