birgün

20° AÇIK

RÖPORTAJ 17.01.2019 09:37

Kendi anayasalarına uymayan müttefikler

Hangi anayasa? Hangi müttefikler? Hangi aykırılıklar? HANGİ ANAYASA? 1982 Anayasası mı, 2017 Anayasası mı? Kendilerinin, yani 2017. 2017, 1982’nin 3. dönemi olarak görülebilir: -İlk hali: 1982-87. -Hak ve özgürlükler alanında uzlaşma yoluyla değişiklikler: 1987-2004. -İktidarı kişiselleştirme yolunda dayatmacı yolla değişiklikler: 2007-2010-2017. Bu sonuncusu, tümüyle 9 Temmuz 2018’de yürürlüğe girdi. HANGİ MÜTTEFİKLER? 15 Temmuz 2016 darbe […]

Hangi anayasa?

Hangi müttefikler?

Hangi aykırılıklar?

HANGİ ANAYASA?

1982 Anayasası mı, 2017 Anayasası mı?

Kendilerinin, yani 2017.

2017, 1982’nin 3. dönemi olarak görülebilir:

-İlk hali: 1982-87.

-Hak ve özgürlükler alanında uzlaşma yoluyla değişiklikler: 1987-2004.

-İktidarı kişiselleştirme yolunda dayatmacı yolla değişiklikler: 2007-2010-2017.

Bu sonuncusu, tümüyle 9 Temmuz 2018’de yürürlüğe girdi.

HANGİ MÜTTEFİKLER?

15 Temmuz 2016 darbe girişimi: Anayasa suçu (Fetö).

16 Ekim’de, D. Bahçeli tarafından «Anayasa suçu» teşhiri, CB Erdoğan’a atfen.

16 Nisan 2017’de, Anayasa değişikliği (CB Erdoğan’ın kişisel projem dediği) oylaması.

Erdoğan ve Bahçeli’nin, 24 Haziran seçimleri için Cumhur ittifakı, 27. Yasama dönemi TBMM’sinde sürüyor. Öyle ki, MHP, AK Parti’ye, 1999-2002 Koalisyon Hükümeti ortaklığından uyumlu.

Şu halde iktidar müttefikleri belli: Erdoğan-Bahçeli.

Buna karşılık, Anayasa sürecinde ikiliden çok bir « sacayağı » var. « 15 Temmuz Anayasası » (Tekin y., 2017) nitelemesi, giderek teyit ediliyor. Anayasal mimarideki üçlü içinde D. Bahçeli, daha çok « röle » görevini üstlenmiş bulunuyor.

HANGİ AYKIRILIKLAR ?

Parlamenter rejimin kaldırılması sırasında kullanılan başlıca üç gerekçenin tam tersi teyit edildi 6 aylık uygulamada:

-Koalisyon yoktu; ama şimdi ittifak var.

-Yasama girişimi, TBMM tekeline verildi; ne var ki, yasa önerileri TBMM dışından geliyor. Haliyle, yasama sacayağı (inisiyatif /komisyonlar /genel kurul) ise kırıldı.

-Erkler ayrılığı derken, üç erkin tek kişi güdümünde birleşme tehlikesi doğdu.

Öte yandan; Cumhurbaşkanlığı kararnameleri uygulaması, ciddi anayasal sorun olmanın ötesinde yasama alanını da kemirici ve değersizleştirici bir sonuçlar doğurmaya devam ediyor.

Çıkarılan yasalar ise, şu iki sorunla zedelenmiş bulunuyor:

-Nitelik bakımından; kabul edilen yasa ve maddeleri kişilik dışı, nesnel-eşit ve soyut metin olma özelliklerinden ve nitelikten yoksun.

-Torba yasa tarzı ise, öngörülebilirlik, ulaşılabilirlik ve saydamlık ilkelerini zedeliyor ; iç tutarlılık bakımından ; benzer konuları düzenleyen yasalar arasındaki ciddi uyum sorunları ortaya çıkıyor.

Anayasa’ya aykırılık: kabul edilen yasaların tümü veya önemli bir kısmı, Anayasaya aykırılık nedeniyle, “anayasaya uygun yasa” ilkesi saygı görmüyor.

MERİYET VE MEŞRUİYET

Bu açıdan, ittifak (AKP-MHP) ikilisi ile muhalefet (CHP-HDP-İYİ P.) üçlüsünü (veya altılısını) buluşturan olumsuzluk, meşruiyet ve meriyet sözcükleri ile özetlenebilir.

CHP-HDP-İYİ Parti, 2017 Anayasa değişikliğinin meşruiyetini sorguluyor.

AKP-MHP ittifakı ise, kendi yaptıkları değişikliğin meriyetini sorguluyor.

Her ikisi, 2017 Anayasa değişiklik süreci ve içerik sorgulamasında buluşuyor: Sürdürülmezlik.

‘SEÇİM POLİTİKA DEĞİL’

TBMM Başkanı ve İstanbul BB adayı B. Yıldırım, istifa çağrıları karşısındaki söyleminde zirve yaptı :

Önce, ‘ben bilmem, liderim bilir’ dedi.

Sonra, ‘hukukun olduğu yerde etik konuşulmaz’ dedi.

Nihayet, ‘seçim siyaset değil’ deyiverdi.

En tehlikelisi bu: Çünkü, siyaset seçimle başlar. Yıldırım’ın deyişi ise, ‘ne pahasına olursa olsun, İst. BB Başkanlığı koltuğuna oturacağım’ anlamına geliyor. Liderinin politikası da hep aynı oldu.

CHP’NİN TAVRI

Genel Başkan güdümündeki Yıldırım atışlar, «siyasal münavebe yollarını kapama»ya yönelik. Bu durum karşısında, CHP yönetiminin, güvensizlik nedeniyle YSK başvurusunda duraksaması, yerindelik bakımından anlaşılır olsa da, demokratik süreci tümden kaldırıcı girişim ve eylemler karşısında hukuki yolları sonuna kadar işletme gereği vardır. Bu bir demokratik sorumluluk, hukuki yükümlülük ve tarihsel misyondur.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız