birgün

23° AZ BULUTLU

GÜNCEL 01.07.2020 11:51

KESK: Katliamların hesabını emeğin ülkesini kurarak soracağız

KESK Sivas Katliamı’nın 27. Yılı nedeniyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, “Yaşadığımız katliamların hesabını barışın, kardeşliğin, emeğin ülkesini kurarak soracağız” denildi

KESK: Katliamların hesabını emeğin ülkesini kurarak soracağız

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Sivas-Madımak katliamının 27. yıldönümü nedeniyle bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Günler öncesinden gazete yazılarıyla, provakasyonlarla aydınların hedef gösterildiği hatırlatılan açıklamada, “Ülkemizin aydınlık yüzü 33 canımızın bilime, aydınlığa, cumhuriyet fikrine, seküler yaşama düşman Ortaçağ zihniyetinin temsilcileri tarafından canice yakılarak aramızdan koparıldığı Sivas-Madımak katliamı ne ilk ne de son katliamdır” denildi

Sivas Katliamı’ndan sonra 19 Aralık, Gazi, Roboski, Reyhanlı, Suruç başta olmak üzere pek çok katliamın yaşandığı kaydedilen açıklamada, maşa görevini yerine getiren katillerin dahi siyasi iktidar tarafından kollandığı ifade edildi.

Aynı coğrafyada barış içinde, kardeşçe bir arada yaşama zemininin bugün de hedef alındığı bildirilen açıklama, “Özgür, demokratik, laik bir ülkede barış içinde bir arada yaşam mücadelemize devam edeceğiz. Yaşadığımız katliamların hesabını barışın, kardeşliğin, emeğin ülkesini kurarak soracağız” ifadeleriyle sona erdi.

KESK tarafından yapılan açıklamanın tamamı şu şekilde:

"2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamı’nın üzerinden 27 yıl geçti. Yirmi yedi yıl önce Madımak Oteli’ne düşen ateş yüreğimizi dağlamaya devam ediyor. Bundan tam 27 yıl önce; günler öncesinden gazete yazılarıyla, hedef göstererek, provokasyonlarla katliamı hazırlayanlar aydınlarımızı, “yaşasın şeriat” sloganları eşliğinde, yakarak katletmiştir. Ülkemizin aydınlık yüzü 33 canımızın bilime, aydınlığa, cumhuriyet fikrine, seküler yaşama düşman Ortaçağ zihniyetinin temsilcileri tarafından canice yakılarak aramızdan koparıldığı Sivas-Madımak katliamı ne ilk ne de son katliamdır. Çünkü farklı inançları, kültürleri, kimlikleri bir zenginlik değil, tehdit olarak gören tekçi-otoriter zihniyet yeni katliamlara davetiye çıkarmaya devam etmiştir. Sivas Katliamı’ndan sonra 19 Aralık, Gazi, Roboski, Reyhanlı, Suruç başta olmak üzere pek çok katliam yaşanmıştır. Milyonların eseri Gezi Direnişi’nde gençlerimiz sokak ortasında katledilmiştir. Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı 10 Ekim Ankara Gar Katliamı ile yüreğimize 103 bıçak daha saplanmıştır. Yaşanan onca katliam gibi Sivas katliamının da gerçek sorumlularının açığa çıkarılıp hesap sorulması engellenmiştir.

Katliamda maşa görevini yerine getiren katiller bile siyasi iktidar tarafından kollanmıştır. Adresi, ikametgâhı belli olan firari sanıklar yıllarca bulun(a)mamış! Katillerin avukatları mevcut siyasal iktidar tarafından milletvekili yapılarak ödüllendirmiştir. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı olamayacağı evrensel hukuk ilkesi ve bu ilkeye uygun olarak Türk Ceza Kanunu’nda yer alan düzenleme yok sayılmıştır. Katliamın firari sanıkları zaman aşımından yararlandırılmıştır.

Ne yazık ki aynı coğrafyada barış içinde, kardeşçe bir arada yaşama zeminimizi hedef alanlar bugün de iş başındadır. Sömürü, haksızlık ve hukuksuzluk üzerine kurulu yönetimlerini baskı ve zora dayanarak ayakta tutmaya çalışanlar toplumu daha fazla kutuplaştırmak, bölmek için ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar.

Hayatımızın her hücresinin ülkeyi karanlığa boğmak isteyen gerici yobaz zihniyetle kuşatılmasına seyirci kalmamızı istiyorlar. Aydınlıktan, bilimden, laiklikten, seküler yaşamadan vazgeçmemizi, iktidarlarına biat eden kullara dönüşmemizi istiyorlar. Her geçen gün daha çekilmez hale gelen baskı, zor ve sömürü düzenine teslim olmamızı, insanlığa karşı işlenen katliamları unutmamızı bekliyorlar.

KESK olarak, yirmi yedinci yıl dönümü vesilesiyle, Sivas Katliamı nezdinde yaşadığımız tüm katliamları bir kez daha lanetleyip yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anarken diyoruz ki: Katliamlara, ölümlere alışmayacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız. Karanlığa teslim olmayacağız. Kutuplaştırma siyasetine karşı zenginliğimiz olan farklılıklarımızı ısrarla ve inatla koruyacağız. “Dostluğu ve sevgiyi, onlarla birlikte büyüsün, bütün dünyayı sarsın diye yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak” için; Özgür, demokratik, laik bir ülkede barış içinde bir arada yaşam mücadelemize devam edeceğiz. Yaşadığımız katliamların hesabını barışın, kardeşliğin, emeğin ülkesini kurarak soracağız."

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız