Esnaf ve her kes kendi yaptığı işten çok, futbolu daha bilir bu topraklarda...

Müteahhit,

Tüpçü,

Tıpçı,

Finansçı,

Esnaf ve her kes kendi yaptığı işten çok, futbolu daha bilir bu topraklarda...

Bilginin geçerliliği olmayan topraklar…

Futbol;

Ya futbolun tüm şifreleri kırılır mı? Kırılır… Hem de bu onur bize ait…

Bu nasıl bir zenginlikse hiçbir turnuvaya katılamazken her turnuvada da ‘ahkam’ kesmede üstümüze yok.

Ulusal Takımı Dünya Kupasına götüremeyen hoca ve yardımcısı; çok rahat TV de Dünya Kupası maçlarını yorumlayıp eleştiri (sallama)getire biliyorlar!

TV de ki o yorumcular… Hem kekeme, hem de gevezeler.

Ya hiç mi futbol adına da “ben bunu bilmiyorum” demez mi bir insan, yok kardeşim sonuna kadar gidip iş bitiriliyor.

Hani dönüp Ligimize baktığımızda ki çelişki? Yok öyle bir şey…

Peki bu Del Bosqe amcayla, Löw’ü kim kovdu?

Hani niye o zaman bir Allah’ın kulu çıkıp “Yanlış karar…” diye bağırmadı.

Mancini niye gönderildi, Prandelli niye geldi?

Peki Mesut Özil;

Burada durmak lazım…

Öncelikle Mesut bu seviyeye gelmesini Fatih Terime borçlu... Ve bunun hakkını vermeli!

Fatih Terim, Babasına “ben çoluk çocukla pazarlık yapmam” diyerek dosyayı terslemeydi, Mesut Alman Ulusal Takımda olamayacaktı.

Kimse bu konu hakkında kalem oynattı mı?

Gerçi; bizde olsaydı Nuri ile birlikte tribünde çekirdek yerdi…

Neyse her şeyde vardır bir hayır?

Baksanıza döndük dolaştık gene Fatih Hocaya muhtaç hale geldik! Hatalarıyla-sevaplarıyla kıymetini bilmek lazım…

Çünkü bizim Fatih Terim’i aşmamamız gerek, aşarsak bir şeylerle uğraşmamıza neden olacak… İşte o zamanda ‘sistem’ bozulur, ‘rant’ kaybolur,- belki şehre bir film gelir bir güzel olay olur…

Fenerbahçe’nin bizim ligimizde(!) ısrarla oynatmadığı Salih’i, Seri- A Takımı Roma, neden ısrarla isteyip alır ve biz bunu anlayamamayayız.

Çok bilmek zarar veriyor.

Hem de bilgiyle işimiz olmazken?

Baksanıza Dünya Futbolunu düzelteceğim derken kendimizi ihmal ettik!