birgün

5° AÇIK

SİYASET 09.01.2020 20:21

Kılıçdaroğlu: Bölgeye barışın gelmesi için aktif rol üstlenmesi gereken Türkiye ve İran'dır

Kemal Kılıçdaroğlu, Haber Global ekranlarında soruları yanıtladı

Kılıçdaroğlu: Bölgeye barışın gelmesi için aktif rol üstlenmesi gereken Türkiye ve İran'dır

Haber Global'de Erdoğan Aktaş'ın konuğu olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Neden asker gönderiyoruz? Fizan çöllerinde bizim askerimizin ne işi var?" diye sordu.

Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının satır başları:

"Başlangıçta doğrusunu isterseniz, bütün dünyada yapılan bu operasyonun ciddi kaygılar doğurduğunu biliyoruz. Herkesin yüreği ağzına geldi dünya savaşı mı çıkacak diye. Daha sonra karşılıklı sağduyulu mesajlar toplumun bir anlamda ürkerek acaba bir şeyler olur mu diye düşündüğü acı olaylar en azından şimdilik görünmüyor.

Bu olay, Ortadoğu'da vekalet savaşlarının geldiği noktayı gösteriyor. Irak'a Suriye'ye müdahale ve bu müdahalenin doğurduğu acı olaylar. Binlerce kişinin ülkelerini terk etmesi, dökülen kanın müslüman kanı olması.

Aslında yapılması gereken, CHP olarak önerdiğimiz Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı'nın kurulması. Bu toplumun, bu çevrenin barışa ihtiyacı var.

Egemen güçler hala bu bölgeden çekilmediler. Bölgeye barışın gelmesi gereken aktif rol üstlenmesi gereken Türkiye ve İran'dır. Bu bölgede ekonomik güç olarak da ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Zengin doğal kaynaklar var hepimizin bildiği. Egemen güçlerin bu kaynaklar üzerinde egemenliği var. Akılcı politikalarla bunların hepsini aşmak mümkün.

LİBYA'YA ASKER GÖNDERİLMESİ

Öteden beri, ta koalisyon girişimlerinin olduğu dönemden beri söylediğimiz bir şey var. Türkiye'nin dış politikasının 180 derece değişmesi lazım. Eğer siz dış politikayı milli olmaktan çıkarır, iç politikanın bir aracı haline getirirseniz bunun faturasını toplum öder. Geldiğimiz nokta budur.

Dış politika milli olmak zorundadır. Aslolan ülkenin çıkarlarıdır. Siz ülkenin çıkarlarını ön plana alırsanız ortak hareket ederiz. Hepimizin ortak amacı var.

Yanlış, dış politikanın kişisel çıkar üzerine inşa edilmesiyle başladı. Ben iktidarımı nasıl korurum, dış politikayı nasıl iç politikanın malzemesi haline getiririm, bu anlayışla Suriye'ye girildi. Suriye'ye girildi, ne oldu, faturayı kim ödedi?

Suriye'de izlenen dış politikanın Türkiye'ye sağladığı fayda nedir? Ben şu soruyu bütün vatandaşlarıma sormak istiyorum.

40 milyar dolarlık bir fatura ödedik. Erdoğan ne diyor, "gerekirse 40 milyar dolar daha öderiz" diyor. Beyefendi sen cebinden mi ödüyorsun 40 milyar doları? Suriye'de neyi kazandık biz, hangi avantajımız oldu Suriye politikasıyla?

Doğu Akdeniz'de önemli gelişmeler oldu ve Mısır'ı kaybettik. Darbe oldu karşı çıktık, biz de karşı çıktık ama BM tanıyor mu tanıyor, darbeye karşı olduğunuzu söyleyebilirsiniz en doğal hakkınızdır. İpler kopunca Doğu Akdeniz'de kaybeden biz olduk.

Doğu Akdeniz'e gemi gönderdik, ne oldu? Onlar gönderdiler ne oldu? Biz bulduk paylaşacağız diyorlar. Biz kaybeden taraf olduk. Baktık gerçekten kaybediyoruz, Libya'ya destek verdik.

Libya'ya asker göndereceğiz dediler, karşı çıktık buna. Libya'da iç savaş var. Yeni başlamadı. Bu iktidar Kaddafi linç edilirken alkışladı. Ben bunu hala sindirmiş değilim. Ben bu eleştiriyi AB yetkililerinin önünde de yaptım. Libya ne oldu, ikiye bölündü. Hafter ve BM'nin tanıdığı bir hükümet var. Erdoğan, Kaddafi'ye gittiği zaman Kaddafi kendisine ödül de verdi. 250 bin dolar. Ne yaptı bu parayı, yıllardır soruyorum.

Kılıçdaroğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: 250 bin doları aldı ve bağışlamadı. Daha sonra aynı Kaddafi linç edilirken alkışladı. Bu yapılan hareket doğru mudur, Kaddafi'nin linç edilmesine bizim alkış tutmamız doğru mudur?

Asker gönderiyoruz niye? Bizim askerimizin ne işi var? Ben bizim askerimizin kanının Libya çöllerine dökülmesini istemem. Suriye'de mevcut iktidarın desteklediği militan gruplar var. Kafa kesenler, kadınlara tecavüz edenler, bunların hepsinin eli kanlı. Bunların hepsini alacaklar, Libya'ya gönderecekler.

Ne işimiz var orada dediğim zaman, Mustafa Kemal Atatürk de gitmişti diyorlar. Gittiğinde orası Osmanlı toprağıydı. Mustafa Kemal oraya hangi koşullarda gitti? Tezkereyi çıkardılar, Putin'le görüştüler. Kimle çarpışacak bizim askerimiz?

İki taraf da meşru olur orada arabulucu olursun. Putin'den ders alıyorsun, onun söylediklerini tekrar ediyorsun. Putin bize Adana mutabakatını da hatırlattı. Ben sana söylüyorum BM'yi davet et diye. Ancak Putin'in telkini üzerine oturup böyle bir basın açıklaması yaptılar. Türkiye Cumhuriyeti devleti yönetilmiyor savruluyor."

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız