Kılıçdaroğlu: CHP özgürlükçü, AK Parti yasakçıdır

14.05.2019 13:58 SİYASET
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. “Birileri milletin iradesiyle oynadı, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını elinden aldı,” diyen Kılıçdaroğlu, AKP’nin inanç istismarını eleştirdi. Kılıçdaroğlu, YSK’nin İstanbul seçimlerini iptal kararıyla ilgili “Bazı hakimler AK Partililere telefon etti. Böyle bir dilekçeyi zamanında verirseniz biz bunu iptal ederiz dediler. Bunu söyleyen YSK’daki 7 kişiden biri. Çete […]

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. “Birileri milletin iradesiyle oynadı, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını elinden aldı,” diyen Kılıçdaroğlu, AKP’nin inanç istismarını eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, YSK’nin İstanbul seçimlerini iptal kararıyla ilgili “Bazı hakimler AK Partililere telefon etti. Böyle bir dilekçeyi zamanında verirseniz biz bunu iptal ederiz dediler. Bunu söyleyen YSK’daki 7 kişiden biri. Çete reisi,” dedi.

Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

  • CHP grubundan bütün Türkiye’ye, bütün vatandaşlarımıza, herkese en içten selamlarımızı, saygılarımızı gönderiyoruz. Bütün vatandaşlarımın huzur içinde bir Ramazan geçirmelerini, huzur içinde bir bayram geçirmelerini diliyorum.
  • İnançlara saygı duymak hepimizin ortak görevidir. Eğer insansak; yüreğimiz ne diyorsa dudaklarımızdan da aynı şey çıkmalı. İnsanların inançları dolayısıyla ötekileştirilmesi asla kabul edeceğimiz bir şey değildir!
  • Biz özgürlükçü bir partiyiz, yasakçı bir parti değiliz. Allah büyük ya bugün bir kez daha ortaya çıkıyor ki; Cumhuriyet Halk Partisi özgürlükçü bir parti, AK Parti yasakçı bir partidir. Hiçbir inanç siyasete kurban edilmemelidir. Hiç kimsenin inancını siyasete malzeme etmedik. Bundan sonra da etmeyeceğiz.
  • Yeni bir reçeteye ihtiyacımız var, yeni bir güzelliğe ihtiyacımız var. Birileri milletin iradesiyle oynadı, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını elinden aldı. Bu mağduriyeti gidereceklerin başında 8 bin 800 eczacı da gelmektedir. Bütün eczacıların Eczacılar Günü’nü yürekten kutluyorum. İstanbul’daki 8 bin 800 eczacıdan görev bekliyoruz. 23 Haziran’da gidip oy kullanacaksınız.
  • Ramazan sofraları kuruluyor, bir kişi kürsüye çıkıyor, ağza alınmadık ne varsa her şeyi söylüyor. İnanç sömürüsü bu kadar acımasız olmamalı!
  • Soma’da 301 madencimiz hayatını kaybetti. Adalet yerini buldu mu? Hayır. Hala adalet arayan aileler var. Biz Soma faciasını unutmayacağız. 301 işçinin öldüğü Soma faciasının üzerinden 5 yıl geçti. Bu 5 yıl içinde 299 madenci daha hayatını kaybetti.
  • Gazeteci Yavuz Selim Demirağ’ı uğradığı saldırı sonrası hastanede ziyaret ettim. Tüm detaylarıyla dinledim saldırıyı. Failleri bulundu ama serbest bırakıldı, onların tutuklanması için bir gazetecinin ölmesi mi gerekiyor? Bu savcıya sormak gerekiyor, senin başına böyle bir şey gelseydi ne olurdu? Sopayla insanları linç etmeye kalkmanın karşılığı ne zamandan beri serbest bırakmak oldu? Acaba bir yerlerden talimat mı aldı bu savcı? Bunu araştıracağız.
  • Bugün aynı zamanda Dünya Çiftçiler Günü. 17 yıllık AK Parti iktidarında 33 milyon 90 bin hektarlık alan çiftçiler tarafından ekilmiyor. Niçin? Ektiklerinin karşılığını alamıyorlar. Her şey dışarıdan ithal ediliyor. Milli gelirin %1’inin çiftçimize destek olarak verilmesi gerekirken bu oran verilmiyor.
  • Engelliler Haftası. Bütün engellilerin birleşmesi lazım. Biz sizin hakkınızı savunuyoruz, siz karşı cepheye geçiyorsunuz. Ondan sonra da ağlıyorsunuz. Ağlamayacaksınız. Hakkınızı sonuna kadar savunacaksınız. Hakkınızı savunanların yanında olacaksınız.
  • Geçtiğimiz pazar anneler günüydü. Evlatları okusun diye yemeyip yediren giymeyip giydiren anneler, evladı hasta olunca hasta olan anneler, askere giderken evladının eline kına yakıp gönderen anneler. Anneler evin temel direğidir. Anneler hepimizin başının tacı. Anneler kutsalımızdır. Bütün annelere saygı duymamız lazım. Yaşı ne olursa olsun tüm annelerimizin ellerinden öpüyorum. Tam 24 yıldır Cumartesi Anneleri çocuklarını arıyor. Tam 24 yıldır! Bu anneler ne istiyorlar? Bu annelerin tek isteği var ‘oğlumuzun kemiklerini verin, hiç değilse bir mezarı olsun’ diyorlar.
  • Galatasaray Meydanı’nda oturdular,sadece evlatlarının yerini öğrenmek istediler.Buna rağmen biber gazıyla dağıtıldılar.Siyaset kurumunun bu annelerin talebini yerine getirmesi gerekmez mi? Bu nasıl vicdansızlıktır?Çocuğumu arıyorum diyorlar,joplanıyorlar! Cumartesi annelerinin vebali kimin boynunadır? Yazık günah değil mi o annelere, oturmalarına bile izin verilmiyor. Cumartesi Anneleri , 737 haftadır evlatlarını arıyor. Dönemin Başbakan’ı Erdoğan’la da görüştüler. Failleri bulacağız diye söz de verildi. Verilen sözler tutulmadı. Berfo Ana’nın vebali kimin boynunda? Bir anne joplanmaz, bir anne tekmelenmez, bir anne yerlerde sürüklenmez! Bir anneye ancak saygı duyulur.
  • Bugün işsizlik sosyal bir yaradır. Oğlun babaya, babanın oğula bakacak yüzü kalmadı. Ayrı ayrı odalarda oturuyorlar. Çünkü ikisi de işsiz. İşsiz bir babanın, annenin, evladın bir evde nasıl yaşadığından iktidarın haberi var mıdır? Her evde bir işsiz var. Acaba iktidar sahiplerinin çocukları işsiz mi? Hepsinin bir eli yağda, bir eli balda. Çocuğuna pantolon alamadım diye intihar eden babanın dramını acaba iktidar sahipleri biliyorlar mı? Halkına yalan söyleyen kişiden Cumhurbaşkanı olmaz. Üzerinden 1 yıl geçmedi, hani işsizliği önleyeceklerdi? İlk işleri, devletin hazinesini damata teslim etmek oldu.
  • 19 Haziran 2018’de siz bu kardeşinize yetkiyi verin, enflasyonla nasıl mücadele edilirmiş göreceksiniz dedi. Yetki verildi mi verildi. Sonuç yok. TL dolar karşısında kar gibi eridi. 1 milyona yakın kişi işten atıldı, esnaflar kepenk kapattı. Kendini yakan çiftçi, borcunu ödeyemeyen sanayicilerin intihar ettiğini gördük.
  • Fakirin temel gıdası soğan ve patatesin fiyatları uçtu. Milyonlar işsiz. Esnaf, iş insanı borç batağında. 50 milyon dolar için Tank Palet Fabrikası Katarlılara satıldı. Ekonomi Londra’daki tefecilere peşkeş çekildi. Buna karşın Saray lüks içinde yaşıyor.
  • Millet 1 kilo soğan için tanzim satış kuyruğuna girerken, Saraydakilerin efulilerle beslendiğini gördük. 29 Mart’ta itiraf etti, Türkiye ekonomisindeki her şeyin sorumlusu benim dedi. O fakirlere de varlık kuyruğuna giriyorlar diyerek dalga geçti.
  • Fakir fukara ile dalga geçmenin hesabını elbette soracağız. Nerede soracağız? İstanbul’da, sandıkta soracağız. Adı Adalet ve Kalkınma Partisi ama ne adalet kaldı ne kalkınma. AK Parti dediler milleti kandırdılar, yüz binlerce fakir var. Adalet dediler, hangi adalet?
  • Barış istemek ne zamandan beri suç oldu? Türk Tabipleri Birliği yöneticileri, ‘Savaş istemiyoruz, barış istiyoruz’ dedikleri için hapis cezası aldılar. Gelen her şehidin vebali senin boynunadır. Sorumlusu sensin! Savaşa hiç onların çocukları gitmedi. Biz şehit cenazesine gidince de vay efendim nasıl gidersin buraya. Ben giderim, şehitlerin bizim başımızın üstünde yeri vardır! Akademisyen Haluk Savaş KHK ile ihraç edildi. Barışı savundu diye. ‘Sen davayı kazandın, yasakları kaldırıyorum’ dedi mahkeme. Emniyete gidip pasaport verin, ben kanserim tedavi olacağım dedi, mahkeme kararı da var. ‘Hayır vermeyiz’ dediler. Şöyle diyor; kanser olduğunuz raporlarla birlikte CİMER’e yazacaksınız diyor. 39 ay ömrün kaldı demiş doktorlar. ‘Bunun 30 ayı geçti. 9 ayını devletin birimleriyle yazışarak geçireceğim’ diyor.
  • Adalet dediğimiz kavramın unutulduğunu hepimiz biliyoruz. Adaleti yok eden yargının ta kendisidir. Eğer yargıç vicdanına göre karar vermezse hukuku katlederse ona biz yargıç değil Saray’ın adamı diyoruz.” YSK, hakimlerden ve yüksek hakimlerden oluşuyor. Birinci olay, itiraz ettiler. Hile yapılmıştır diye. Bakıldı, geçersiz oyları sayacağız dediler. Bir şey çıktı mı? Hayır. 6 ilçede yeniden saydılar bir şey çıkmadı.22 ilçenin 57 sandığına sondajlama yapıldı. Değişmedi. 41132 kısıtlı seçmen var dediler. Bakıldı, sonuç yine değişmedi.
  • Bazı hakimler AK Partililere telefon etti. Böyle bir dilekçeyi zamanında verirseniz biz bunu iptal ederiz dediler. Bunu söyleyen YSK’daki 7 kişiden biri. Çete reisi. Efendim sandıkların oluşumunda hile var dediler. Sandıkların oluşumunu kim sağladı? Siz sağladınız. Siz onayladınız. Seçmenin ne günahı var? Gitti oy kullandı, sen de saydın. Soruyorum, bu 7 kişiye soruyorum; sizde ahlak, onur, haysiyet varsa istifa edecek misiniz? Bir başka mesele; seçmen aynı, oy pusulası aynı, kurul aynı, sandık aynı. YSK diyor ki bu dört pusuladan sadece İBB seçiminde bir kumpas var.
  • Ya akıl sahibi birisi bunu düşünebilir mi? Yalnızca aklını, haysiyetini, onurunu kiraya verenler bunu düşünürler. O zaman biz de dilekçe verdik, tamamını iptal edin diye. Hodri meydan dedik. Olmaz dediler. Bir daha söylüyorum o yedi kişilik çeteye; sizde haysiyet, onur varsa görevinizi bırakırsınız. Ben size acımıyorum, sizin eşinize ve çocuğunuza acıyorum. O çocuklar benim babam YSK’da böyle karar verdi demeyecekler.
  • Saray’ın önünde bekçilik yapanlar adalet dağıtamazlar. Bir şey daha yaptılar KHK ile görevlerine son verilenlere dediler ki seçimlere girebilirsiniz. Girdiler, kazandılar. Sonra dediler ki; kusura bakmayın siz seçildiniz ama göreve gelemezsiniz. Bari seçimi yenile, hayır. Bir ülke düşünün %70 ile birisi kazanıyor, KHK’lı diye sana mazbatayı vermiyoruz %15 ile kazanana vereceğiz diyorlar. Hangi hak, hangi hukuk, hangi adalet?