CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise Saray'ında keyif içinde yaşıyor. Saray'dakilerin çocukları milyon dolarları transfer etmeyle uğraşıyorlar. Türkiye'den ABD'ye nasıl milyon dolarları transfer ederiz, nasıl gökdelenleri yaparız, öğrenci yurdu adı altında... Zalim, fukaranın halinden anlamaz, zulmeder. Geldiğimiz nokta bu" dedi.

Kılıçdaroğlu: Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim Saray'ında keyif içinde yaşıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM'deki grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

Hayat pahalılığına dikkat çekerek, iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, "Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise Saray'ında keyif içinde yaşıyor. Saray'da herkesin karnı tok. Saray'dakilerin çocukları milyon dolarları transfer etmeyle uğraşıyorlar. Türkiye'den ABD'ye nasıl milyon dolarları transfer ederiz, nasıl gökdelenleri yaparız, öğrenci yurdu adı altında. Zalim, fukaranın halinden anlamaz, zulmeder. Geldiğimiz nokta bu" diye konuştu.

Erdoğan'ın Gezi Direnişi'ne katılanlar için söylediği 'sürtük' ifadesine de değinen Kılıçdaroğlu, "Erdoğan bir küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya işi, milletimizin dilinden konuşuyorum diyor. Milletimize de iftira atıyor. Bu millet asil bir millettir, ferasetli bir milletir, zulmün karşısında duran millettir. Milli bağımsızlık mücadelesi veren bir milletir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. O küfrü burada tabii doğal olarak söyleyemeyeceğiz, buna terbiyem de izin vermez, sizler de zaten doğru bulmazsınız. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz" ifadelerine yer verdi.

Muhafazakar kadınlara da seslenen Kılıçdaroğlu, "Bugün bunu söyleyen emin olun yarın size dönecek, hayat tarzınız üzerinden size küfredecektir. Yarın bu hakaretler emin ol bir süre sonra sana dönecek. Çünkü radikaller Erdoğan'ı tehdit edip, kadın haklarını gasp etmenin zevkini bir kez aldılar. Erdoğan'a azıcık baskı kurdular ve hemen geri adım attı ve İstanbul Sözleşmesi'ni geri çekti. Yarın sana bambaşka yasaklar getirecekler. Onun için dur dememiz lazım, birlikte dur dememiz lazım. Yine söylüyorum, bize katılın, hakkınızı teslim alın. CHP eski CHP değildir, CHP özgürlükçüdür, siz de eski siz değilsiniz artık aynı değerleri savunuyoruz. Beraberiz birlikteyiz" diyerek kadınları CHP'ye davet etti.

ADALET VURGUSU

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Adalet Yürüyüşü yaptık, adaletsizliğe artık tahammül edemiyorum. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını savunmamız gerekiyor. Hiçbir suçu günahı olmadığı halde hapishanelerde sürünenlerin hakkını savunmamız gerekiyor. Adalet Yürüyüşü bizim tarihimizde değil, dünya siyaset tarihinde önemli bir yerde. Bu ülkenin adaletsizliğe tahammülü yok. İnsanların inançları farklı olabilir, kimlikleri farklı olabilir, ne istiyorsunuz? Saraylarınızda oturuyorsunuz, keyfiniz yerinde, ne yapıyorsunuz siz Allah aşkına.

"ADALET YÜRÜYÜŞÜ BİTMİŞ DEĞİL"

Hakkı savunmak bile suç olmaya başladı. Anneler, babaları hapiste. O çocukların haklarını savunmak suç oldu. Şenyaşar ailesinin hakkını hukukunu savunmak suç oldu. Böyle bir Türkiye'ye layık mıyız biz. Memlekette adalet olsun istiyoruz, huzur içinde yaşamak istiyoruz. O yürüyüş bir başlangıçtı, bitmiş değil sürdürüyoruz. Milletin desteğini ala ala sürdürüyoruz. O yürüyüş altılı masayı birleştirdi. O yürüyüş sonucunda büyük kentler CHP'li belediyeler tarafından yönetiliyor. En son kişi adaletsizlikten şikayet edinceye kadar devam edecek.

Adaletsizliker büyük boyutlara ulaştı. Günlük sıradan sorunlarımızı göremez hale geldik. Bakın şehitlerimiz geliyor, acılarını bile yaşayamıyor. Bölücü örgüte karşı mücadele eden kahraman ordumuz hayatlarını veriyor. Bu ülkenin bağımsızlığı için. Bütün vatandaşlarıma seslenmek istiyorum, ben size bize katılın derken, bu iki kelimenin sıradan olmadığını, bu davetin de sıradan bir davet olmadığını bilmenizi isterim. Adalet istiyorsanız bize katılın. Beraber, huzur içinde yaşayalım diyorsanız bize katılın. Temiz siyaset istiyorsanız bize katılın. Siyasetin kimlikten arınmasını istiyorsanız bize katılın. Elinzi vicdanınıza koyun ve düşünün lütfen. Olay bir parti olayı olmayı çoktan aştı. Olay bir Türkiye geleceği olayıdır, evlatlarımızın geleceği olayıdır. TÜİK'e talimat veriyorsun enflasyonu düşük göster diye. Milyonlarca emekli, dul, yetim düşük maaş alıyor. Dul ve yetime ne veriyorsun zaten ya, ona bile göz dikiyorsun. Enflasyonda biraz daha ezilsin diye. Öbür tarafta, Avrupa'daki, ABD'deki enflasyonu gözlüyorsun. Bu haksızlık, yeter artık diyorsanız bize katılın. Adaleti sağlamak istiyoruz.

MEDYADAKİ BASKI

Gazetecilerden ne istiyorsunuz? Bir siyasetçinin vazgeçmeyeceği tek şey varsa, o da medyanın özgürlüğüdür. Hakkari’deki olayı önce medya duyar, siyasetçiden önce. Birilerine haksızlık varsa önce medya yazar. Sen de bakarsın, yönetici olarak; telafi edelim, dersin. 20’ye yakın gazeteciyi alıyorsun Diyarbakır’da, toplayıp atıyorsun, hala içerideler. Niye? Evrensel Gazetesi’ne 1000 gündür ilan vermiyor. Basın İlan Kurumu’nu basın infaz kurumuna döndürdüler, infaz kurumuna. Saraydakiler rahatsız diye mi vermiyorsun? Yeni Asya Gazetesi 864 gündür ilan veremiyor. Niye verilmiyor? Niye cezalandırıyorsun? Hangi gerekçeyle cezalandırıyorsun?

AKARYAKIT ZAMMI

Hepimiz otobüsle seyahat ettik… Herkes mutludur, aslında. Herkes bir yerlere ulaşmak istiyordur. Bu mutluluğu bitirdiler. Zam üstüne zam. Ne yapacak bu insanlar? Şoförü memnun değil, yolcusu hiç memnun değil. Çok pahalı. Yedek parça almış başını gidiyor. Otobüs sahibi bir süre sonra yenilemek isteyecektir, daha güzel bir otobüs olsun. Bir otobüsün fiyatı 6 milyon liraya ulaştı. Nasıl yenileyecek bu insanlar? Firmaları aradım. 9 ayda mazotun fiyatı 7 liradan 28 liraya çıkmış. Dile kolay. Üniversitede okuyan bir öğrenci, önümüzde Kurban Bayramı var nasıl gidecek eve? Nasıl gidecek bu çocuk? İstanbul otogarında günde 2 bin 500 otobüs sefere çıkıyordu bugün ancak bin 200. Gidemiyor, yolcu yok. Binemiyor kimse. Pahalı çünkü. Tek otobüsü var, hizmet ediyor, gelir elde edecek, ailesini geçindirecek. Memleketi bu hale kim düşürdü? İlla gideceksin Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nden… Gidiş geliş 140 kilometre fazla yol yaptırıyorlar. Boşuna harcanan akaryakıta mı üzülürsün? Buna vicdan evet der mi? Ahlak buna evet der mi? Otobüs şoförünün sırtından beşli çeteyi nasıl zengin ederim diye uğraşacaksın. ‘Nefes alamıyoruz’ diyorlar. Evet nefes alamıyorlar. Akaryakıttan alınan vergi de son 7 ayda 6 kat arttı. Her benzin istasyonu, bir vergi dairesi. Memleket bu hale geldi.

"BUNU BARONLAR DAHA İYİ BİLİR"

Aksoy Araştırma, ‘Türkiye Cumhuriyeti Çumhurbaşkanı siz olsanız öncelikli olarak hangi alana yatırım yapardınız?’ diye bir soru soruyor. Yanıtların yüzde 2.7’si turizm, yüzde 3.2’si inşaat, yüzde 20.6’sı sanayi, yüzde 73.5’i tarıma yaparım diyor. AK Parti seçmeninde bu oran yüzde 65.7. MHP’de yüzde 77.5. Bu ne demektir? ‘Açlığı hissediyorum ben, alım gücüm düştü, mutfakta yangın var, bu alana yatırım yapılsın ki milletin karnı doysun.’ Farkındalar mı bunu.

Türkiye’de ekilemeyen binlerce dönüm alan var. Sudan’da yer kiralıyorlar, ekeceğiz diye; Nijer’de kiralamaya başladılar. Sonra da kalkmış Venezuela’ya gideceğiz. Venezuela’ya gidişleri başka bir nedenledir. Bunu baronlar daha iyi bilir. Orada neler olduğunu daha iyi bilir. Çiftçinin zarar etmeyeceği bir model inşa edeceğiz. Güneşten enerji üreteceğiz, bütün çifçiye aşama aşama ücretsiz vereceğiz. Çiftçi bu Saray hükümetinden 273 milyon alaçaklı. Çiftçi kardeşim şunu bilsin, benim sözüm senettir mutlaka gereğini yapıp hakkını teslim edeceğim.

"ZALİM SARAY'INDA KEYİF İÇİNDE YAŞIYOR"

Aç açıkta yok diyor Erdoğan. Enflasyon sorunu yok pahalılık var diyor... Allah aşkına şaşırmış, bilmiyor ne söyleyeceğini. Enflasyonun ne olduğunu, pahalılığın ne olduğunu, arasındaki kolerasyonu da bilmiyor. Veriler neyi gösteriyor... Dünya Gıda Örgütü'nun açlık haritası... Ülkede 15 milyon kişi yetersiz besleniyor. Rakamı veren Türkiye Cumhuriyeti. Son 3 ayda 15 milyon kişiye 500 bin kişi daha ilave edildi. 5 yaş altı bebeklerin de yüzde 6'sı yetersiz besleniyor. Farkındalar mı bunun? Emin olun değiller, düşünmüyorlar. Mazlumun dünyasında kıyamet kopuyor, zalim ise Saray'ında keyif içinde yaşıyor. Saray'da herkesin karnı tok. Saray'dakilerin çocukları milyon dolarları transfer etmeyle uğraşıyorlar. Türkiye'den ABD'ye nasıl milyon dolarları transfer ederiz, nasıl gökdelenleri yaparız, öğrenci yurdu adı altında. Zalim, fukaranın halinden anlamaz, zulmeder. Geldiğimiz nokta bu.

MUHAFAZAKAR KADINLARA SESLENDİ: "BİZE KATILIN"

Bir şey daha ifade etmek isterim; Erdoğan bir küfürbazdır. Kişi kendinden bilir ya işi, milletimizin dilinden konuşuyorum diyor. Milletimize de iftira atıyor. Bu millet asil bir millettir, ferasetli bir milletir, zulmün karşısında duran millettir. Milli bağımsızlık mücadelesi veren bir milletir. Kendi küfrünü millete alet edemezsin. O küfrü burada tabii doğal olarak söyleyemeyeceğiz, buna terbiyem de izin vermez, sizler de zaten doğru bulmazsınız. Onun düştüğü çukura düşmeyeceğiz.

Bu küfür üzerine, Türkiye'nin genç muhafazakar kadınlarına yeniden seslenmek istiyorum. Bugün bunu söyleyen emin olun yarın size dönecek, hayat tarzınız üzerinden size küfredecektir. Sakın unutmayın, İstanbul Sözleşmesi sizden çıktı sizin eseriniz. Sonra tüm kadınlar sahip çıktı. Erdoğan bazı radikal kafaların baskısı ile sözleşmenizi elinizden aldı. O radikal kafalar istiyor ki, muhafazakar kadın güçlenmesin, iş hayatına katılmasın. O radikal kafalar sana süslüman diyorlar, iş hayatına katıldın diye söylüyorlar. Kadın köleleşsin baskı altında ezilsin istiyorlar. Yarın bu hakaretler emin ol bir süre sonra sana dönecek. Çünkü radikaller Erdoğan'ı tehdit edip, kadın haklarını gasp etmenin zevkini bir kez aldılar. Erdoğan'a azıcık baskı kurdular ve hemen geri adım attı ve sözleşmeyi geri çekti. Yarın sana bambaşka yasaklar getirecekler. Onun için dur dememiz lazım, birlikte dur dememiz lazım. Yine söylüyorum, bize katılın, hakkınızı teslim alın. CHP eski CHP değildir, CHP özgürlükçüdür, siz de eski siz değilsiniz artık aynı değerleri savunuyoruz. Beraberiz birlikteyiz.

"KALEMİNİ DAHİ OYNATMAYAN ADAM KALKMIŞ BİZE MUHALEFET DERSİ VERİYOR"

Halkımıza da şunu söylemek isterim. Son zamanlarda sureti kendinden menkul, bazı kişiler türedi. Bazıları gazeteci, bazıları araştırmacı formatında önümüze çıkıyor. Muhalefet nasıl yapılır? Kelle koltuğunda muhalefet yapan bana, muhalefeti öğretmeye çalışıyorlar. Size bir hikaye anlatayım. Bir kadın, kızı; beraber otuyorlar, anne kız evde, işi dedikodu yapmak bunların. Bütün komşuları hakkında, bir sürü dedikodu uyduruyorlar. Yetmiyor, mahallede de aynı dedikoduları sürdürüyorlar. Akşam oluyor ve yoruluyorlar. Anne kızına diyor ki, ‘aman biz bunları konuşuyoruz ama, sakın başkalarının yanında bunları söylemeyelim, bizi bilenler de daha ölmedi’ diyor.

Muhaliflik dersi bize verenler şunu unutmasınlar; daha biz ölmedik, sizin ne mal olduğunuzu gayet iyi biliyoruz. Muhalefet ahlakla yapılır, ahlakla. Bütün haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, yazı dahi yazmayan, televizyonlara çıkıp konuşmayan adam bize kalkmış muhalefet dersi veriyor. Biz kelle koltukta muhalefetimizi halkımız için, milletimiz için sonuna kadar yapacağız.

Bu arada beni gerçekten samimi olarak eleştirenler de var. Bunlara hep saygı duydum. 20 yıldır bu insanlar çizgilerini değiştirmediler. Kalemlerini satmadılar. Birilerinin gemilerine, yatlarına kendilerini atmadılar. Birilerinin uçaklarında acaba yer nerede bulabilirim diye arayışa girmediler. İşlerini kaybedenler oldu. Her türlü bedele katlandılar. Ama kalemlerini satmadılar. Bunlar da bizi zaman zaman eleştiriyorlar. Bu eleştirilere büyük bir saygım var. Bu kalemlerin sahiplerinin benim başımın üstünde yeri var. Bunlara her zaman saygı duydum. Hatamız olduğunda da bu kalem erbabı, yaptığımız yanlışlar dolayısıyla duygulandıklarını da biliyorum. Keşke aynı hataları tekrar etmesinler diye yazdıklarını da biliyorum. Biz, bizi eleştiren samimi olarak eleştiren; ama kalemini satmayan bütün yazar, çizerlere saygılıyız. Ve onlara saygı göstermek bizim görevimizdir. Ama kalemini satıp bize muhalefet dersi verenlere de dur diyeceğiz. Kimsenin endişesi olmasın. Adalet konusunda söylediklerimi sakın unutmayın. Bize katılın. Beraber çok güçlü olacağız çok."