birgün

0° HAFİF KAR YAĞIŞLI

GÜNCEL 30.11.2020 11:48

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Sarıgün saldırıyı hatırlamadı: Unuttum, çok zaman geçti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na Ankara’nın Çubuk ilçesinde saldıranlar hakkında açılan davanın ilk duruşması başladı. Kılıçdaroğlu’na yumruk atan sanık Osman Sarıgün, olayı hatırlamadığını söyleyerek, özür diledi.

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Sarıgün saldırıyı hatırlamadı: Unuttum, çok zaman geçti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyete 21 Nisan 2019 tarihinde Ankara’nın Çubuk ilçesinde gerçekleştirilen saldırıya ilişkin açılan davanın ilk duruşması Çubuk 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başladı.

ANKA'nın aktardığına göre, Kılıçdaroğlu’na yumruk atan sanık Osman Sarıgün, olayı hatırlamadığını söyleyerek, “Unuttum, çok zaman geçti” dedi.

Dava nedeniyle Çubuk Adliyesi önünde polis tarafından güvenlik önlemleri alındı. Mahkeme salonuna girmek isteyenler 3 ayrı arama noktasından geçti.

Davada, Kılıçdaroğlu'nun yanı sıra CHP Ankara Milletvekilleri Yıldırım Kaya ve Murat Emir, CHP Genel Başkan Başdanışmanı Deniz Demir, CHP çalışanı Barış Bozkurt, CHP’li Kenan Nuhut ve Cahit Yetişir ile tüzel kişilik olarak CHP müşteki sıfatıyla yer alıyor.

Duruşmaya CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ve CHP Milletvekilleri Yıldırım Kaya, Ali Haydar Hakverdi, Bülent Tezcan, Levent Gök, Servet Ünsal, Tekin Bingöl, Gamze Taşçıer, Erkan Aydın, Erdoğan Toprak ve CHP yöneticileri katıldı. Gazetecilerin duruşmayı izlemesine önce izin verilmezken, hakimle yapılan görüşme ardından izin verildi.

Kimlik tespiti ardından başlayan duruşmada sanıklar ve avukatları da hazır bulundu.

Sanık Vahit Delibaş, elindeki sopa ile Kılıçdaroğlu’nun sığındığı eve doğru hamle yapmasıyla ilgili “Benim köyüm ile olay yerindeki köy arası 3,5 km. Oraya gidip gelen herkes kendini korumak için eline değnek alır. Köpeklerden kendimi korumak için değnek elimdeydi” diyerek, kendini savundu. Delibaş, “PKK çık dışarı” diye slogan attığını ise kabul etti.

‘ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS’

Avukat Celal Çelik’in gösterdiği fotoğraflara bakan Delibaş, sopalı fotoğraf dışındakilerin kendisinin olduğunu söyledi. Avukat Çelik, Delibaş’ın Kılıçdaroğlu’nun sığındığı eve elindeki sopayla girmeye çalıştığını vurgulayarak, “Söylemiş olduğu sözlerle birlikte kastı belli. Birçok sanık tarafından ‘Yakın’ diye bağırıldığı ortamda, sanığın sopa ile eve girmeye yönelik hamle yaptığı değerlendirildiğinde sanığın suçunun adam öldürmeye teşebbüs ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik olduğu görülecektir” dedi.

Çelik, mahkemenin adam öldürmeye teşebbüs suçundan delilleri değerlendirilmesini talep etti.

SKANDAL SAVUNMA: ÖLDÜRMEK İSTESEYDİK ÇIKAMAZDI

Delibaş, Kılıçdaroğlu’nun avukatı Çelik’in sözlerine karşı çıkarken, tepki çekecek savunmayı şu şekilde dile getirdi:

“Bizim öyle bir şeyimiz olsaydı, orada zaten öldürülürdü. Kışkırtmaya geldik. O anki kalabalığın yapmış olduğu bir iş. Gelme denilmesine rağmen gelmiş. Bunu kahvehanede cenaze gömüldükten sonra söylendi, cenaze evine gelme denmiş. O da çıkmış gelmiş. Kılıçdaroğlu’nu öldürmek isteseydik, zaten çıkamazdı. O kadar kalabalık vardı.”

Duruşma salonunda sanıklar CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya’ya tehditte bulundu. Buna tepki gösteren CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç sanığa “Terbiyesiz” dedi. Sanık avukatlarından birisi “Duruşma öncesinde bana omuz atıldı, kalabalık gelmişler. Biz de kalabalık gelirdik” dedi.

‘UNUTTUM, ÇOK ZAMAN GEÇTİ’

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün’ün ise kimlik tespitinin ardından hakkındaki iddiaları reddederek, emniyette verdiği ifadesinin geçerli olduğunu söyledi. Sarıgün, hakimin “Olay nasıl oldu, anlat” sözüne “Unuttum, çok zaman geçti” diye yanıt verdi. Hakim Sarıgün’ün emniyetteki ifadesini okudu. Sarıgün emniyet ifadesindeki “Olaydan dolayı pişmanım, Kemal Kılıçdaroğlu’dan özür diliyorum” beyanını tekrarladı.

Sarıgün’ün avukatı yumruğun taksirle atıldığını ileri sürerek, hakaret suçunu reddetti.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik ise Sarıgün’ün suçtan kurtulmaya yönelik savunma yaptığını kaydederek, Sarıgün’ün adam öldürmeye teşebbüsten yargılanması gerektiğini belirtti. Şehidin ölümünden sorumlu olarak Kılıçdaroğlu’nu göstermesine ise ‘iftira’ suçunu işlediğini de açıklayan Çelik, Sarıgün’ün olay günü attığı sloganların da suç işlemeye tahrik olduğunu vurguladı ve ek savunma alınmasını istedi. Hakim ek savunma talebinin daha sonra değerlendirilmesine karar verdi.

‘ŞUURUM KAYMIŞTI’

Sanık Ayhan Onbaşı, çiftçi olduğunu ve aylık gelirinin olmadığını beyan etti. Onbaşı, emniyetteki ifadesini tekrar ederken, “Ben olay yerinden kaçmadım” dedi. Hakim Onbaşı’nın emniyet ifadesini okudu. Onbaşı, Kılıçdaroğlu’na yönelik sözlerini kabul etmedi.

Avukat Celal Çelik, CHP’nin ‘linç girişimine’ ilişkin hazırladığı raporu da hatırlatarak, Onbaşı’nın çevresindekilere “Abla yuh deyin” diye çevresindekileri kışkırttığını söyledi ve halkı kin ve düşmanlığa tahrikten ek savunma alınmasını istedi. Çelik, Onbaşı’ya cenaze merasiminin bitimi sonrasında Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin etrafında olup olmadığını sordu, Onbaşı “Yoktum, şuurum kaymıştı. Köyde 3’üncü şehit” dedi.

Çelik, Onbaşı’nın ‘linç girişiminin’ başından sonuna kadar olay yerinde olduğuna ilişkin belgeleri sunacaklarını açıkladı. Onbaşı ise kendisinin olay yerinden ayrıldıktan sonra arbedenin başladığını savunarak, Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin önüne gitmediğini öne sürdü.

OLAYIN HER AŞAMASINDA VAR, AMA AÇIKLAMASI: ORADA DOLANIYORDUM

Sanık Fahrettin Abacı, Kırıkçı’nın cenaze namazının ardından Kılıçdaroğlu yürürken çıktığı elektrik direğinden ona tekme atmak istemesiyle ilgili “Kılıçdaroğlu ile bir şeyimiz olmadı. Köyümüze gidiyorduk, şehit cenazesi olduğunu öğrendik, katıldık. Direğe ezilmemek için çıktım. Tepki de gösterdim ama özür diliyorum” dedi. Abacı, Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin önünde toplanan grubun içerisinde yer almasını ise “Orada dolanıyordum” diyerek açıklamaya çalıştı. Abacı, Kılıçdaroğlu’nun da 'devlet adamı' olduğunu ve saygı duyduğunu da sözlerine ekledi.

Avukat Celal Çelik, dosyadaki görüntülere atıfla Abacı’nın olayı provoke eden isimlerden birisi olduğunu ve olayın akışı esnasında birçok yerde bulunduğunu belirterek, “Sanık olay sırasında kışkırtmaya yönelik hareketler içerdeydi” dedi.

‘PROTESTO AMAÇLI ORADAYDIM’

Sanık Cihan Karahisar, Kılıçdaroğlu’nun cenaze sonrasında yürüyüşünü diğer sanıklarla kol kola girerek engellemeye çalışmasıyla ilgili “Koluma giren şahısları tanımıyorum, engel olma gibi bir durum yok. (Kılıçdaroğlu’nun sığındığı) Evin önünde de bulundum, ama protesto gibi bir amacım yoktu” diye konuştu. Karahisar hakimin daha önceki savunmasını okumasının ardından ise “Engelleme amaçlı değil protesto amaçlı oradaydım” diyerek biraz önce verdiği ifadesiyle çelişkiye düştü.

Kalecikli olduğunu söyleyen Karahisar, Çubuk’ta oturduğunu beyan ederek, “Köye cenaze için gelmiştim. Sima olarak köyde tanıdıklarım var. Daha önce Çubuk’ta çalışmıştım” dedi.

SANIK AVUKATI: SANIKLAR PROTESTO HAKKINI KULLANDI

Karahisar’ın avukatı Önder Atasever, “Evin etrafında toplanan sanıklar hürriyeti tahdit suçunu işlemez, bu iddianamede elini kaldırdı suç, ayağını kaldırdı suç deniyor. Sanıklar Anayasa’daki protesto hakkını kullanmıştır” diyerek müvekkilini savundu.

‘BU ÜLKENİN ANA MUHALEFET GENEL BAŞKANI 2 SAAT ALIKONULDU’

Avukat Celal Çelik ise meslektaşının ‘linç girişimini’ hafifletmeye çalıştığını belirterek, “2 saat bu ülkenin ana muhalefet Genel Başkanı alıkonuldu” diye vurguladı.

Çelik, Karahisar’ın da Kılıçdaroğlu’na vurmaya çalıştığını ifade ederek, “Bu sanık ve diğer sanıklar genel başkanımızı özgürlüğünden alıkoymasaydı, orada 2 saat kalır mıydı? Olay yerine gelen Emniyet Genel Müdürü bile olayın linç girişimi olduğunu söylüyor” diye dikkat çekti.

Avukat Atasever, olayın ‘protesto’ olduğuna yönelik görüşündeki ısrarını sürdürerek, “Orada binlerce kişinin hürriyeti tahdit ettiği anlamına gelmez. O zaman burada 12 bin sanık olması lazım” diye ekledi.

Sanık Mustafa Amir, kol kola girerek Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşünü engellemediğini savunarak, “Millet arkadan itekliyordu, ben de sadece ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ dedim. Başka bir şey yapmadım” diye konuştu. Amir, olaya ilişkin görüntüler izletildiğinde “Şaşkınlıktan bakıyorum, görüyorsunuz. Bir şey yapmıyorum. Yapacak olsam, ileri geri gider yaparım” dedi.

Amir, cebir kullandığına yönelik suçlamaya ilişkin “Ama ben bir şey yapmadım ki” diye savundu. Önceki ifadesinde zırhlı araçlar gelene kadar Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin önünde durduğunu söyleyen Amir, ifadesinde çelişkili şekilde “Evin önünde yarım saat durdum” diye kendisini savundu. Kılıçdaroğlu’nun avukatları Amir’in bu çelişkili ifadesine vurgu yaparak, zırhlı aracın evin önüne 1 saat 20 dakika sonra geldiğine dikkat çekti.

Sanık Yunus Karakoç, şehidin cenazesinin konulduğu top arabasının arkasından yürüyen Kılıçdaroğlu’na vurmaya çalışmasına karşı “Sadece elim havada ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ dedim” diyerek kendisini savundu. Karakoç’un avukatı, iddianamede Kılıçdaroğlu’nun olay günü kamu görevini yerine getirdiğinin ifade edilmesine “Olay günü Sayın Kılıçdaroğlu kamu görevi nedeniyle orada değildir” diyerek itiraz etti.

Avukat Celal Çelik, sanık Karakoç’un provokatörler arasında yer aldığına dikkat çekerek, onun Kılıçdaroğlu’na yönelik hakaretlerinin ifade özgürlüğünü aştığını belirtti.

‘OLAYIN NEDENİ CHP’NİN HDP’YE YAKINLAŞMASI’

Karakoç, suçlamaları kabul etmeyerek, “Olayın oluşmasının nedeni CHP’nin HDP’ye yakınlığıdır. Ben Kılıçdaroğlu’nu hürriyetten alıkoymak istemedim. Ben onun oradan çıkmasını istiyordum” diye konuştu.

Sanık Ayşe Resimci, okuma-yazması olmadığını söyledi. Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin önünde CHP aracına taş ataması ve diğer sanık Elif Gölyeri’nin de ifadesinde ismini vererek bunu doğrulamasıyla ilgili olarak Resimci, “Ben arabaya taş atmadım. Ben dayımgilin kapısının yanında duruyordum. O gün bağırdım, çağırdım. Görüntüm varsa, boynumuz kıldan ince. (Kılıçdaroğlu’nun sığındığı) Evin içine girmedim” açıklamasını yaptı.

Önceki ifadesinde “Küçük taş attım” ifadesini tekrarlayan Resimci, Kılıçdaroğlu’nun evden çıkmasını engellemediğini ileri sürdü.

İddianamede Kılıçdaroğlu’nun sığındığı evin önündeki CHP aracını taşlamak ve kaya parçası büyüklüğündeki taşla şoförü yaralamakla suçlanan sanık Elif Gölyeri, bu kez kendisini şöyle savundu:

“Ben saat 12.00’de Rahmi Doruk’un evinin yukarısında şehidin cenazesinin mezarlığa gelmesini bekliyordum. Sonra ‘hain’ diye bağırıldı. ‘Sen niye gelmiyorsun hainle misin?’ denilince indim. Evde terörist var sandım. ‘Hain terörist içeriye girdi, geçen hafta yeğenimi öldürdü’ diye Gurbet Sarıyer bağırdı, ben de o şeyle arabaya taş attım. CHP’nin aracı olduğunu bilmiyordum.”

Hakimin “Nasıl kaldırdın o taşı?” sorusuna Gölyeri, “O kadar ağır değildi” diye yanıt verdi

36 KİŞİ YARGILANIYOR

Hazırlanan iddianamede 6’sı kadın 36 sanık hakkında 1 yıl 8 ay 15 gün ile 28 yıl 10 ay arasında değişen hapis cezası isteniyor. Davada yargılanan 36 sanığın isimleri şöyle: “Ayhan Bedava, Ayhan Onbaşı, Ayşe Ortapınar, Ayşe Resimci, Büşra Kırık, Cahit Köse, Cihan Karahisar, Elif Gölyeri, Engin Horat, Engin Üce, Eray Kuş, Fahrettin Abacı, Gurbet Sarıyer, Güngör Aşık, Halis Daştan, İrfan Topal, Koray Demirel, Mehmet Küçük, Metin Aslan, Mustafa Amir, Mustafa Baş, Mutlu Bedava, Niyazi Altuntaş, Oğuz Şimşek, Osman Sarıgün, Salih Ateşyürekli, Salih Azder, Salih Çataltepe, Sami Şekerci, Sevim Gölyeri, Vahit Delibaş, Yakup Karakoç, Yakup Karakoç (Yunus oğlu), Yunus Cansız, Yunus Karakoç ve Yusuf Bedava.”

SARIGÜN: UNUTTUM ÇOK ZAMAN GEÇTİ

Kılıçdaroğlu’na yumruk atan Osman Sarıgün, savunmasında hakkındaki iddiaları reddederek, emniyette verdiği ifadesinin geçerli olduğunu söyledi.

Sarıgün, olaya ilişkin ise “Unuttum, çok zaman geçti” dedi. Emniyet ifadesi okunan Sarıgün, pişman olduğunu belirterek, Kılıçdaroğlu’ndan özür dilediğini söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun avukatı Calal Çelik, Sarıgün’ün suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarda bulunduğunu, öldürmeye teşebbüsten yargılanması gerektiğini belirtti. Çelik, Sarıgün’ün olay günü attığı sloganların da suç işlemeye tahrik olduğunu vurguladı ve ek savunma alınmasını istedi.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız