Kılıçdaroğlu'ndan mektup tepkisi: Bu kadar ağır bir hakareti Türkiye Cumhuriyeti yaşamamıştı

19.11.2019 14:04 SİYASET

CHP Grup Toplantısı'nda konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ABD Başkanı Donald Trump'ın AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a yazdığı skandal mektupla ilgili konuştu. Kılıçdaroğlu, "Bu kadar ağır bir hakareti Türkiye Cumhuriyeti yaşamamıştı. Sen mektupçu başı mısın? Postacı mısın sen?" sözleriyle Erdoğan'a tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu hayatını kaybeden Yıldız Kenter'i ve Jale Birsel'i anarak, "Onları asla unutmayacağız" dedi.

İstanbul Karaköy’de başka bir kadın tarafından darp edilen ve basında “Başörtülü kadınlara saldırı” başlığıyla haber olan olaya ilişkin tepki gösteren CHP lideri, "Kendilerini aradım, morallerinin bozulmamasını istedim. Hiç kimse unutmasın hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmesini asla ve asla kabul etmiyorum" diye konuştu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, CHP grup Başkanvekili Özgür Özel, Emekli Tuğamiral Türkay Ertürk ve DSP'den seçilen Adıyaman Besni Kesmetepe Belediye Başkanı Ali Yılmaz'ın CHP'ye katıldığını duyurmasının ardından Ertürk ve Yılmaz'ı tebrik etti.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Sanat bir ülkenin entelektüel düzeyini gösterir. Sanat alanında güçlü olanlar yumuşak güçte daha güçlü olur.

Herkesin kimliği, yaşam tarzı, inancına saygı gösteren bir toplum olmak zorundayız. Huzuru böyle yakalayacağız zaten. Başörtülü iki kızımıza saldırı yapıldı. Kendilerini aradım, morallerinin bozulmamasını istedim. Bu ülkede buy tür provokasyonlar olabilir ama asla üzülmeyin dedim. Moralini bozarsanız bunların amacına ulaştığını gösterirsiniz dedim. Hiç kimse unutmasın hiç kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmesini asla ve asla kabul etmiyorum.

Erdoğan'a tank-palet fabrikası yanıtı

Birileri bir şeyler almış. Birileri yurt dışındaki bankalarına para yatırmış, kesin. Kesin olmazsa benim mal varlığımı araştırmazsan namertsin diyebiliyor musun? Diyemiyorsun!. Türk-Katar ortaklığına devretmişler tank palet fabrikasını, kaça devrettin? Neden gizli kararname çıkarıyorsun? Sen kararnameyi gizliyorsun, demek ki bu milletten bir şeyi gizliyorsun. Özellikle benim öğrenmemi istemiyorsun. Senin boyun buna yetmez, ben her şeyi öğrenirim. Bunu soracağım da daha bir protokol var. O protokolü de gizliyorlar. Tank palet dolayısıyla gizlediğin protokolü açıklayacak mısın? Bu beyler çalıştıracaklar, asker bizim, tezgâhlar, fabrika bizim, orada mal üretilecek, bana satacaklar. Ben üretiyorum zaten, neden bana satıyorsun? Ben bunu soruyorum zaten. Efendim 'Kılıçdaroğlu bilmez, biz onu işletmesi için devrettik.' Kaça devrettik kardeşim? Hangi gerekçeyle ihaleyi yapmadın? Sana bu yetkiyi kim verdi? Bu soruların tamamı havada. Onlar sanıyorlar ki biz bunları söyleyince Kılıçdaroğlu geri adım atacak! Ne Kılıçdaroğlu, ne CHP ne de 82 milyon geri adım atmayacak. Bunlar aynı zamanda Türkiye'de adaletsizliğin boyutunu gösteriyor. Devletin malının nasıl birilerine peşkeş çekildiğini gösteriyor. Kendisine şu soruyu da sordum; bana bir tane ülke gösterin kendi silah fabrikasını yabancı bir ülkeye kiralasın? Var mı böyle bir örnek? Yok. Peki sen neden kiralıyorsun? Üstelik bedavaya! Sen ülkeyi yönetemiyorsun. Kendi silah fabrikasını yabancı bir ülkeye peşkeş çekenlerin bu ülkeye değil ceplerine faydası olur.

"Sözcü gazeteci Türkiye'nin amiral gemisidir"

Üretim için de adalet, tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumak da bir adalettir. Seçim yapıyoruz, gidiyor vatandaş ben belediye başkanı olacağım diyor. Savcıya başvuruyor bu kişi, benim engelim var mı diyor. Savcı engel yok derse YSK’ya başvuruyorum. Dosyaya bakıyor onlar da. Sonra seçim yapılıyor. Seçimi kazanıyor o kişi 31’inde, sonra ayın 1’inde vali bu belediye başkanı görevden alınmalı diye yazı yazıyor. Benim seçime girmemde bir sıkıntı varsa bunu baştan yaparsın. Eğer yasal gerek varsa alınabilir, haklı bir gerekçe varsa alınabilir ama ne yaparsınız? Belediye meclis üyesi var, orada seçim yapılır, yeni aday seçilir. Diyorsunuz ki şimdi, seçimi kazandığın için seni cezalandırıyorum, oraya bir memur tayin ediyorum, ayrıca senin belediye meclisini de saymıyorum.’ Bu demokrasimidir? Dünya Türkiye’de demokrasi yok diye biliyor. Doğru. Bu demokrasi midir? Benim gibi düşünmeyenlerin de hakları vardır. Bu ne demektir? Ben seni seçen bütün seçmenlerin iradesini kabul etmiyorum demektir, o oylar benim için geçersizdir demektir. Demokrasi kültürüne yakışmayan bu durum yanlıştır.

Rakiplerimizi elde ettiğimiz devletin gücüyle yok edersek hangi demokrasiden bahsedeceğiz? Sözcü gazeteci Türkiye'nin amiral gemisidir. Terör örgütüne destek vermekten suçlanıyor. Ya bütün hayatı zaten FETÖ ile mücadele ile geçti orada yazanların. Bu ülkede demokrasi, can ve mal güvenliği var diyeceksiniz! Bir daha söylüyorum; Türkiye'de bugün hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur."

Şehir Üniversite, bir yer verildi kendisine. Orayı gayet güzel donattılar. Mimari bütün özellikleri korudular. Büyük binalar yapmadılar. 2019 üniversite memnuniyet araştırmasında 14. sırada. Şimdi, banka haciz uyguluyor. Oradaki akademisyenler aylıklarını alamıyorlar. Öğrenciler var orada, başarılı bir üniversite. Her siyasal görüşten de akademisyen var. Normaldir zaten bu. İki arkadaşımı görevlendirdim, gidip bakın bu üniversitenin durumu diye. Banka aracılığıyla üniversiteyi susturmak, ele geçirmek istiyorlar. Sıradan bir üniversite bile kapatılmaz ki bu üniversite saygın bir üniversite. YÖK burayı başka birilerine tahsis etsin diye!

Trump'ın skandal mektubuna ilişkin Erdoğan'a tepki

Mektubu aynen iade et dedik. Bu mektup doğru değildir bile demedi. Ne yaptı Trump'a mektubu takdim edeceğim dedi. Bu kadar ağır bir hakareti Türkiye Cumhuriyeti yaşamamıştı. Sen mektupçu başı mısın? Postacı mısın sen? Sözde dünya lideriydi. Bir baktık ki egemen güçlerin şamar oğlanına dönmüş. Siyasi rakibim doğru ama benim ağrıma gidiyor. Trump Türk yargısına değil Erdoğan'a teşekkür ederim dedi. Sen serbest bırakacaksan Trump'ın ayağına neden gidiyorsun ki...

Trump'tan Hilal Kaplan'a: Gazeteci olduğunuza emin misiniz? Trump'tan Hilal Kaplan'a: Gazeteci olduğunuza emin misiniz?

Hilal Kaplan yorumu

Bunlar sözde gazeteciler. Onlardan bir tanesi sözde soru soruyor. Öyle bir soru soruyor ki; Erdoğan'la Suriye'de terörist dediğimiz kişiyi eşitliyor. Eşitliyor arkadaşlar. Ve dönüyor Trump Hilal Kaplan'a diyor ki 'gazeteci olduğundan emin misin? diyor. Sevgili Trump, Türkiye'de hükûmet yok, hükûmeti kaldırdılar. Kabine var. Bu da kabine için çalışan birisi, gazeteci falan değil, ne gazetecisi?

"Suriyeli kardeşlerimizi Suriye'ye göndereceğiz"

CHP İktidar olduğunda Suriyeli kardeşlerimizi Suriyeyi göndereceğiz. Egemen güçlerin Türkiye'deki temsilcisisin sen. Türkiye'nin hangi çıkarını korudun. Sonra sıkışınca bizi zor durumda bıraktılar dedin . Suriyeyi onaracağız. Parayı Esad'dan alacağız. Ben boşuna mı söylüyorum Beşar Esad'la konuşacaksın diye. Şimdi elin mahkum konuşacaksın.

İşsizlik bunların umrunda değil. Sadece laf üretiyorlar. 8 milyonu aşkın işsiz var bırakın istihdam yaratmayı bizim işsiz sayımız 8 milyonu aştı. Bu paralar nereye gidiyor?

"Bay Kemal olmak kolay değildir"

Bay Kemal onurlu bir insandır. Bay Kemal olmak kolay değildir. Bay Kemal olmak için tüğü bitmeyen adamın hakkını yemeyeceksin! Bay Kemal olmak için bütün dünyanın önünde mal varlığını açıklayacaksın. Her CHP'li bir Bay Kemal'dir."

cukurda-defineci-avi-540867-1.