Kılıçdaroğlu: Sen bu tefecilere para buluyorsun da benim asgari ücretimi mi bulamıyorsun?

12.12.2018 11:04 SİYASET
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu "1 milyon 800 bin kişi asgari ücretin altında maaş alıyor. Ya insaf ya bu insan nasıl geçinecek" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da düzenlenen "İnsan Haklarında Eşitlik ve Adalet Çalıştayı"nda konuştu.

"İnsan olarak eşit haklara sahipsek, biz adaleti büyük ölçüde gerçekleştirmiş oluruz. O nedenle yasalarda eşit haklardan söz edilir o hakların bize verilip verilmediğinin sorgulanması gerekir" diyen Kılıçdaroğlu ekonomi konusundaki haklara değineceğini söyleyerek şöyle konuştu:

"Herkes yaşama hakkına sahiptir diyor Anayasa. Sokağa bırakılan, açlıktan ölen çocukları düşünün gerçekten bu hakkı savunabiliyor muyuz?

Mülkiyet Hakkı, Aile ve Çocuk hakları için de bir düzenlememiz var. Buradan tüm hak derneklerine sesleniyorum gelin birlikte Aile Sigortası'nın çıkmasını sağlayalım. 102 Sayılı düzenlemeyi parlamento yıllar önce kabul etmiş. Kişiyi açlığa ve yoksullağa mahkum eden, dilenciliğe mahkum eden bir süreç var. Sendikaların ısrarla bunu istemesi gerek.

Emekli yaşı oldu 65, işten çıkarıyorlar. 55 yaşında iş bulamıyorsunuz, devlete gidiyorsunuz devlet diyor ki yaşın daha genç. Nasıl yaşayacak bu insan"

Kıyılardan herkesin yararlanma hakkı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu "Kim faydalanabiliyor bu haktan. Kıyılar gökdelenlerle doldurulmuş" dedi.

Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

"Yasaya göre çiftçiye verilmesi gereken bir hak verilmiyor. Bugüne kadar ödenmesi gereken 124 milyarın üzerindeki ödeme verilmedi. Ziraat odalarının dava açması lazım. Kimse korkudan dava açamıyor.

Çalışma Hakkı bu da Anayasa'da korunma altında. Herkesin çalışma hakkı varsa bunu yerine getirecek kurumun adı nedir; Devlet. Bu hak yerine getirilmiyorsa en çok isyan etmesi gereken kurum kim sendikalar. Sadece çalışma hakkını teslim etmek yeterli mi? hayır devlet bana insani koşullarda çalışma ve yeri geldiğinde de dinlenme hakkım olduğunu Anayasa onaylamış. Çalışma şartlarımı düzenleyin diye, hak aradı diye işçiler hapse gönderiliyorsa. Sendikalar bu konuda sessiz kalıyorsa, özellikle iki büyük sendika sessiz kalıyorsa burada bir sorun vardır.

Bütün meydanların dolması gerekiyor. Biliyorum şimdi Kılıçdaroğlu halkı sokağa çağırdı diyecekler. Kimse kusura bakmasın bütün bunlar karşısında işçiler sokağa çıkmıyorsa o işçiler işçi değildir.

Şimdi Asgari Ücreti konuşuyorlar. Türk İş güzel bir adım attı, bir asgari ücretliyi komisyona getirdi. Asgari ücretli anlattı, borçlardan sonra 3 lira kalıyor dedi. Biraz insaflı olun bir insan 3 lira ile ne yapabilir

Yazlık sarayın var, kışlık sarayın var, uçan sarayın var. Sen en iyi şekilde beslenirsin kilosu 4 bin liradan çay içersin sonra da dönüp millete 3 lira geçin diyorsun. Gelir adaletinin bu kadar bozulduğu bir dönem olmadı.

1 milyon 800 bin kişi asgari ücretin altında maaş alıyor. Ya insaf ya bu insan nasıl geçinecek.

6 milyonu aşkın kişi asgari ücret ile geçinmeye çalışıyor. Görüşmeler devam ediyor. Biz açıklıkla ifade ettik, CHP'li tüm belediyelerde çalışanlara net 2200 lira maaş verecek. Yeni kazandığımız belediyelerde de Ocak'tan itibaren fark ödeyeceğiz. Hiç kimseyi işten çıkarmayacağız. Bu bir haktır ve bunun teslim edilmesi gerekiyor.

Kamu hizmetlerine girme hakkı var yasamızda. Barış Bildirisi'ni imazladılar diye binlerce akademisyenin işine son verildi, gazeteci hapiste, vekiller hapiste, çavuşlar hapiste komutanlar dışarda. Böyle bir çarpıklık içinde yaşıyor Türkiye. Barış istedi diye akademisyenleri işten çıkarıyorsunuz, hem kendisinin hem eşinin pasaportuna el koyuyorsunuz. Çalışma hakkında engel oluyorsunuz, 'ağaç kökü yesin' diyorsunuz. Ne zaman 21. yüzyılda...

Para var ortada. Tercih parayı kimin için harcayacaksın. Çünkü vatandaş ödediği vergilerin kime ödendiğini sorma hakkına sahip ama sormuyor.

Bir avuç tefeciye 159 milyar ödeniyorsa sormak gerekiyor. Sen bu tefecilere para buluyorsun da benim asgari ücretimi mi bulamıyorsun? Sen beni tefecilere çalışır hale getiriyorsun denmesi lazım."

SÖZCÜ DAVASI

"Kişinin haklarını savunan 4. güç medyadır. Medya bağımsız olduğu zaman toplumum her kesiminin sorunlarını dile getirir. Yargı tarafsızlığını kaybetti.

Şimdi bin bir zorlukla yayın hayatına devam etmeye çalışıyor gazeteler.

Sözcü gazetesi Türkiye’nin en çok satan gazetesi. İnsan haklarının sözcülüğünü yapıyor. Sendikaların, sivil toplum örgütlerinin sözcülüğünü yapıyor. Yahu her şeyi teslim eden sen değil misin? Her şeyi ortaya çıkardılar ama FETÖ’nün siyasi ayağını çıkarmadılar. Sen ne istiyorsun Emin Çölaşan ve Necati Doğru’dan. Bunlar Cumhuriyet’ten yanadır, bunlar özgür kalemlerdir. Onlardan en sert eleştirileri alanlardan biri benim ama asla soramam. Çünkü özgürdür gazeteciler. Beni üzen yargının içine düştüğü sefalettir.

Gerçekten Zaytung haberi gibi. Savcı diyor ki iddianamede, “Ben biliyorum sen FETÖ’cü değilsin ama bir yerden talimat geldi, ne yapayım?”

Bizler farklı olabiliriz, bunların hiç bir önemi yoktur. Önemli olan hepimiz insanız.

''Medya bağımsız olduğu zaman fakirin de zenginin de işçinin de köylünün de toplumun her kesiminin sorununu dile getirir. Yargı tarafsızlığını ve bağımsızlığını kaybetti. Medyanın yüzde 90'ı bir kişinin kontrolünde. Şimdi daha dar alanda ve bin bir zorlukla yayın yapan medyanın üzerine geliyorlar. Sözcü Gazetesi Türkiye'nin en büyük gazetesi ve onuruyla mücadele edenlerin sözcülüğünü yapıyorlar. Ancak şimdi onları da bir terör örgütüyle ilişkilendiriyorlar. 'Bunlar FETÖ'ye destek veriyor' diyorlar. 'Ne istedin de vermedik diyen' bu yazarlar mı? Her şeyi teslim eden sen değil misin? FETÖ'nün siyasi ayağı Saray'da oturuyor. Sen ne istiyorsun Emin Çölaşan'dan, Necati Doğru'dan? Bu yazarlar Cumhuriyet'ten, sosyal devletten, kardeşlikten ve demokrasiden yanadır.''"