Kişisel hikâyeler

17.11.2019 07:54 YAŞAM
Gerçek bir tedavi geliştirmek çok sabır ve emek isteyen bir süreç. Başlangıçta iyi gibi görünen fikirlerin çoğunun sonradan bir yere varmadığı görülür ve bir kenara bırakılır. Herkes bir fikir üretebilir elbette, ama fikrini sınamak için katı ve metodik süreçleri işletmek zorundadır

Dr. M. Kaan Öztürk

Sahte tedavi pazarlayanlarda çok görülür: İddialarını sağlam bilimsel çalışmalarla değil, kişisel anekdotlarla desteklemeye çalışırlar. Ne idüğü belirsiz otlar satan web siteleri ve kendi diyetini yaratan pop doktorların kitapları kişisel övgü hikayeleriyle doludur: “Zıkkımın pekini® içtim, ağrılarım geçti”, “Doktor X’in diyetini uyguladım, kanserden kurtuldum”...


Kişisel hikayeler bizi çok etkiler. Yüz binlerce yıllık evrimimizde, çevremizdeki kişilerin tecrübelerinin rehberliğiye yararlı şeyleri öğrendik ve tehlikelerden kaçındık. Bu yüzden soyut kavramlardan çok, bir insanın tanıklığına güvenmeye eğilimliyiz. Ancak şimdiki karmaşık dünyamızda bu eğilim bazen bir yanılgıya dönüşebiliyor.

Hastalıklar kişiden kişiye farklı seyir izler

Bir tedaviye dair kişisel tecrübelere güvenmenin nesi yanlış? Öncelikle, sadece anekdotlara bakarsak birçok şeyi gözden kaçırırız. Mesela fayda görmediği için, veya zarar gördüğü için uygulamayı bırakan kaç kişi olduğunu bilemeyiz. Belki övgü yağdıran on kişiye karşı, lanet okuyan yüz kişi vardır, kim bilir?

Birçok kişi denedikleri başka tedavilerden fayda görmeyip, belli bir uygulama ile iyileştiklerini söyleyebilirler. Acaba bu, uygulamanın işe yaradığının ispatı olabilir mi?

Kesin değil, çünkü bir rahatsızlık bir çok farklı şekilde ortadan kalkabilir. Örneğin, bazı rahatsızlıklar kendi kendine geçer. Bazıları ise dalgalı bir seyir izler; dönem dönem artar ve azalır. Hastanın mevcut tıbbi yöntemleri denediği süre içinde rahatsızlık zaten ortadan kalkma sürecine girmiş olabilir. Sahte tedaviden sonra rahatlama gelince de bu başarı ona mal edilir. “Bundan sonra, demek ki bu sebepten” yanılgısıdır bu.

Bazı tanıklıklarda çok ciddi hastalıkların, hatta kanserin bile iyileştirilebildiği öne sürülür. Ama kanser dahil birçok ölümcül hastalığın kendi kendine iyileştiği görülebiliyor. Bazen de bir hastaya konan teşhisin baştan hatalı olduğu, aslında ciddi bir hastalığı olmadığı da ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden “mucize” iyileşmelerin gerçek sebepleri anekdotlardan anlaşılamaz.

Başarı hikayeleri bazen basit sosyal nezaketten de kaynaklanabilir. Arkadaşınız baş ağrımızı “biyomanyetik enerji” ile tedavi etmeye çalışıp “nasıl, rahatladın mı?” diye sorduğunda, ağrınız hiç azalmamış da olsa nezaketen “evet, çok iyi geldi” diyebilirsiniz. Ve arkadaşınız herkesin çok memnun kaldığını söyleyerek aynı şeyi yapmaya devam edebilir.

Plasebo etkisini ve telkinin gücünü de hesaba katmak lazım. Başta ağrı olmak üzere, kolaylıkla ölçülemeyen sübjektif rahatsızlıklar iyileşme beklentisi ile geçici olarak azalabilir. Ama bunlar rahatsızlığınızın asıl sebebini ortadan kaldırmaz ve bir süre sonra sıkıntılarınız nükseder.

Bilişsel tutarlılık arayışı da bunda rol oynar: Bir tedaviye para verdiyseniz veya kendinizi sorumlu hissediyorsanız, kendinizi kötü hissetmemek için onun işe yaradığını gösteren şeyleri arayıp bulursunuz.
Tıp araştırmalarında bu tür hataların önüne geçmek için kontrollü deneyler yapılır. Denekler rastgele olarak iki gruba ayrılır ve her deneğin yaş, cinsiyet, sağlık geçmişi gibi özellikleri kayıt altına alınır. Bir gruba deneysel tedavi uygulanırken diğerine etkisiz bir yalancı tedavi, veya mevcut en iyi tedavi uygulanır. Böylece sağlıklı bir karşılaştırma yapmak mümkün olur. Hastalar uzun zaman gözlenir ve uygulamanın ne oranda işe yaradığı ölçülür. Dahası, bu deneyleri uygulayan araştırmacıların hangi deneğin hangi grupta olduğunu bilmemesi amaçlanır, çünkü bu bilgi ile istemsiz olarak denekleri etkilemeleri mümkündür.

Gerçek bir tedavi geliştirmek çok sabır ve emek isteyen bir süreç. Başlangıçta iyi gibi görünen fikirlerin çoğunun sonradan bir yere varmadığı görülür ve bir kenara bırakılır. Herkes bir fikir üretebilir elbette, ama fikrini sınamak için katı ve metodik süreçleri işletmek zorundadır. Bu zahmete girmeyip “ben şunu bunu iyileştirdim” diye reklam yapmak ciddiyetsizlik ve sorumsuzluk olur.

cukurda-defineci-avi-540867-1.