birgün

17° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 23.08.2020 09:31

Kızların pedagojisi: Eşitsizliği doğal saymayı okullar mı öğretiyor?

Okullar tıpkı hayattaki tek derdi para olan rekabetçi beyaz yakalıları, toplumdaki değer kaybını sorgulamayan muhafazakârları ya da tepkisiz genç işsizleri ürettiği gibi aldığı tüm diplomalara rağmen toplumdaki rolünü değiştiremeyen, kendini ifade edemeyen, ürkek ve sessiz kadınları da üretmeye devam ediyor.

Kızların pedagojisi: Eşitsizliği doğal saymayı okullar mı öğretiyor?

AYLİN GÖÇMEN

Okul kızlara cinsiyetleri hakkında ne öğretir? Okullu olmak, eğitim almak kızları özgürleştiren kanatları mıdır yoksa onları ‘eğitimli edilgenler’ haline getirmenin resmi bir yolu mu?

Simone De Beauvoir’un “Kadınlar kendi hayatlarının özneleri değildir; onlar kendileri olamaz sadece kendileriymiş gibi yaparlar” diyerek İkinci Cins’i tanımladığı kitabının üzerinden 70 yıl geçtikten sonra bile, bu soruların yanıtlarını bu kadar az tartışıyor olmamız ne garip!

Ama gerçek tam da bu… Okullar tıpkı hayattaki tek derdi para olan rekabetçi beyaz yakalıları, toplumdaki değer kaybını sorgulamayan muhafazakârları ya da tepkisiz genç işsizleri ürettiği gibi aldığı tüm diplomalara rağmen toplumdaki rolünü değiştiremeyen, kendini ifade edemeyen, ürkek ve sessiz kadınları da üretmeye devam ediyor. Eğitimli olmak, kadının ilişkilerini, rolünü, özgüvenini ya da hayattaki yetkinliğini değil sadece tüketim alışkanlıklarını değiştirirken; onu kendisine sunulan ‘klişe kimliği’ bile sorgulayamayacak hale getiriyor.

Doğal olarak bu öğretinin tek sorumlusu okullar değil. Kızlar, kendilerine biçilen rolü pek çok farklı ve karmaşık mesajın yıllarca tekrar etmesiyle öğreniyor. Ancak okullar, cinsiyete dayalı rollerin benimsetilmesinde aileden sonra en etkili kurum. Çünkü mesajların “bilimsellik”, “gelişme” gibi şık etiketlerle sunulması, kabulünü ciddi şekilde artırıyor.

YAYGIN, KİŞİYE ÖZEL VE SİSTEMATİK!

Bu satırları okuyunca aklınıza sert, tavizsiz bazı öğretmenlerin kız öğrencilere ara sıra parmaklarını sallayarak yaptığı uyarılar gelmesin. Kızların pedagojisi, bir-iki öğretmen değil, eğitimcilerin büyük çoğunluğu tarafından; derslerle ilgili konularda değil, kişilik, dış görünüş ve hayatlarıyla ilgili hemen her konuda ve ara sıra değil sistematik olarak uygulanıyor.

Öğretmenler, bazen doğruluğuna inandıkları bazen de yaptıklarının aslında ne anlama gelebileceğinin farkında bile olmadıkları için kız öğrencilerin kimliklerine, performanslarına, hedeflerine dönük irdelemeler yapıyor; çifte standartlı, kafa karıştırıcı ve cesaret kırıcı mesajlar veriyorlar. Böylece okul pek çok kız için kendini bulma değil, kimliğinden uzaklaşma yeri halini alıyor.

1991’de Amerikan Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin yaptığı bir araştırma, kız öğrencilerin durumunu ilk kez fark etmemizi sağlıyor. Araştırmanın ilk basamağında ilköğretimdeki kızların yüzde 60’ının erkeklerin ise yüzde 67’sinin ‘kendileri olmaktan mutlu olduklarını' ölçümleniyor. Ortaokula gelindiğinde ise oranlar değişiyor. Erkeklerin yüzde 56’sı kendilerini hâlâ mutlu hissetmeye devam ederken, oran kızlarda yüzde 37’lere kadar düşüyor. Benzer sonuçlar, başka araştırmalarda da tutarlı şekilde tekrar ediyor: Kızlar, büyüdükçe mutsuzlaşıyor; özgüvenlerini yitirip, kendilerini ifade etmekte zorluk çekiyorlar.

KIZLARLA BİREBİR VE ALÇAK SESLE!

Uzmanlara göre, kızları mutsuzluğa iten nedenlerin başında okullarında yaşadıkları ve onları olduklarından daha farklı biri olmaya zorlayan tutumlar geliyor. Örneğin öğretmenlerin çoğu kız öğrencileriyle konuşurken onları, arkadaşlarından uzakta, birebir konuşulacak bir alana çekiyor ve alçak sesle konuşuyorlar. Bu konuşmalarda çoğunlukla kişilik ve davranışlara dönük beklentiler ifade ediyorlar. Bunu yaparken kızlara etraflarındaki insanların duygu ve düşüncelerine karşı duyarlı olmaları, kendilerinden önce başka insanların beklentilerini karşılamaları gibi konularda telkinlerde bulunuyorlar.

KIZLARA TELKİN, ERKEKLERE ESPRİ!

Öte yandan erkek öğrencilerle yapılan konuşmalar arkadaşlarının yanında ve yüksek sesle yapılıyor; konuşmalar neşeli, esprili bir tonda gerçekleşiyor; böylece erkeklerin arkadaşları arasındaki görünürlüğü de arttırılıyor. Öğretmenler erkeklere daha çok spor, ekip çalışması, mesleki hedeflerle ilgili konuşmalar yapıyor ve konuşmanın bir yerinde güvenlerini ifade ediyorlar.

DIŞ GÖRÜNÜŞ TEK ÖVGÜ NEDENİ

Cinsiyetlere dayalı iletişime dair bir başka çalışma ise daha çarpıcı bir veriyi gösteriyor. Buna göre kızların okulda fark edilip kolayca övgü alabildikleri neredeyse tek alan dış görünüşleri. Yetişkinler, kızların parlak-pullu giysilerini, süslü eşyalarını kolaylıkla fark edip beğeniyor, kızların giysileri, saç modelleri ve aksesuarlarına sıklıkla yorum yapıyorlar.

Kızların akademik başarıları ise çok daha az gündeme geliyor. Sınıfta erkek öğrencilerin verdiği doğru yanıt kolaylıkla alkış alırken; kızların doğru yanıt vermeleri –olağan karşılandığı için- olumlu yorum almıyor. Kızlara çoğunlukla yanlış ya da eksikleriyle ilgili düzeltici yorumlar yapılıyor.

Erkek öğrencilerle giysilerine ya da dış görünüşlerine dair diyaloglar yapılmazken, onlara sahip oldukları güçlü yönler ve bu yönleri nasıl kullanabileceklerine dair sohbetler yapılıyor. Takım sporları, liderlik gibi temalar gündeme geliyor. Bütün bu tutumlar bir araya geldiğinde kızlar kendilerinden pasif, uyumlu, silik kişilikler geliştirmeleri gerektiğini öğreniyorlar.

OYSA OKULLAR HÂLÂ ÇOK ÖNEMLİ

Yukarıda da yazıldığı gibi eğitimcilerin büyük bölümü aslında söz ve davranışlarının nasıl bir etki yaratabileceğini bilmeden ya da bunun eşitsizlik olarak algılanabileceğinin farkında bile olmadan bu tutumları sergiliyorlar. Oysa okullar hâlâ geleneksel yargıların yıkmak, özgüveni yüksek, güçlü kızlar yetiştirebilmek için sahip olduğumuz en önemli kurumların başında geliyor. Öğretmen ve idarecilerin bu konudaki farkındalıklarının değişmesi de kesinlikle yüzbinlerce kızın geleceğini değiştirebilecek en önemli faktördür.


Kaynakça

Wellesley College Center for Research on Women. (1992). The AAUW Report: How Schools Shortchange Girls. Washington, D.C.: American Association of University Women Educational Foundation; reprint ed., (1995), New York: Marlowe and Company.

Delamont, S. (1996). Women’s place in education. Brookfield, MA: Avebury Publishers.

Golombok, S. & Fivush, R. (1994). Gender development. New York: Cambridge University Press.

Wilkinson, L. & Marrett, C. (Eds.). (1985). Gender influences in classroom interaction. Orlando, FL: Academic Press

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız