birgün

5° PARÇALI BULUTLU

DÜNYA 22.12.2020 07:03

Köleliğin yasaklanmasında büyük katkısı olan Zong gemisinin öyküsü: ‘İnsan değil, kargo’ savunması

239 yıl önce bugün Jamaika’da demir atan Zong isimli geminin taşıdığı Afrikalı kölelerle ilgili anlaşmazlıklar mahkemelik olunca, yol boyunca yaşanan katliamlar gün ışığına çıktı. Ancak, İngiliz mahkemeleri köleleri “kargo” kabul ettiği için katliamla ilgili suç duyurusunu görmezden geldi.

Köleliğin yasaklanmasında büyük katkısı olan Zong gemisinin öyküsü: ‘İnsan değil, kargo’ savunması

Levent ÖZÇAĞATAY - Londra

Köle ticareti ile meşgul bir İngiliz firmasına ait olan köle gemisi Zong 239 yıl önce bugün (22 Aralık 1781) Jamaika’nın Black River limanına demir attı. Gemideki 208 köle karaya çıkarıldı ve açık artırma ile köle başına ortalama 36 sterline satıldı. Takip eden yıllarda tarihe “Zong katliamı” olarak geçecek olan bir olay mahkemelere intikal etmese, bu 208 kölenin adaya varışı ve satılışı sıradan bir olay olarak kalacaktı ve hiçbir yankı uyandırmayacaktı.

Zong genç olmasına rağmen görmüş geçirmiş bir gemiydi. 1777’de bir Hollanda tersanesinde dünyaya geldi. Kendine verilen ilk isim Zorg idi. İlginçtir ki bu kelime Hollanda dilinde “ihtimam” ya da “bakım” anlamına geliyor olmasına rağmen köle ticareti için inşa edilmiş bir gemiye uygun bir isim olarak görülmüştü. Zong’un ilk sahibi köle ticareti yapan bir Hollanda firması ve görevi ise şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere Afrika’dan toplatılan köleleri Güney Amerika’daki Hollanda kolonisi Surinam’a götürmek oldu. Bu görevini defalarca başarıyla tamamladı.

Bu dönemlere kadar Atlantik köle ticareti Portekiz, İspanyol ve Hollandalıların elindeydi. Fakat İngiliz donanması ve İngiliz korsanlar yüzyılın başında okyanuslara hükmetmeye başlamıştı. İngiliz ve İskoç köle tüccarları bu sektördeki paylarını giderek artırmanın yollarını arıyordu.

1760’lı yıllarda Batı Afrika’dan ele geçirilip Karaip adaları ve Kuzey Amerika’daki şeker, tütün ve pamuk tarlalarına taşıdıkları köle sayısı yılda 40 bin civarındaydı. 1660’lı yıllarda başlayan bu ticaret, 1807 yılında sona erdiğinde toplam köle sayısı 3,3 milyon olarak kayıtlara geçecekti. “Üçgen ticaret” adı verilen bir yöntemle gemiler hiçbir sefere kargosuz çıkmıyordu. Avrupa’dan Afrika’ya silah, cephane, metal, kumaş boyası, alkollu içkiler ve süs eşyaları taşınıyor, Afrika’dan köleler yüklenip Atlantik geçiliyor ve dönüşte de şeker, pamuk, tütün, kürk ve balina yağı gibi ürünlerle Liverpool, Bristol ve Glasgow gibi limanlara geri dönülüyordu.

ERKEK KÖLELER ZİNCİRE VURULMUŞ

1780 yılının Aralık ayında İngiliz donanması Zong’u üzerindeki 244 köleyle birlikte Batı Afrika kıyılarında ele geçirdi ve Gana’ya götürüp Liverpool’lu bir şirkete sattı. Orada erzak ve su takviyesi yapıldı ve hem gemi hem de köleler sigortalandı. Hollandalı tayfaların çoğu gemiyi terk ettiği için navigasyon ve gemicilik tecrübesi olmayan, sayıca yetersiz ve disiplinsiz bir gruptan oluşan bir mürettabat ile 198 köle daha yüklendi ve Jamaika’ya doğru yelkenler açıldı. Gemiye güvenlik kurallarına aykırı olarak taşıyabileceğinin iki katı köle yüklenmişti. Özel olarak inşa edilmiş bütün köle gemilerinde olduğu gibi erkekler alt güvertede zincire vurulmuş ve kadınlar üst güvertedeki odalara hapsedilmişti.

Zong’un bu seferinin talihsizliği daha Afrika sularından ayrılmadan kendini gösterdi. Kaptan aralarında bir anlaşmazlık çıkınca, yetkilerini kullanarak ikinci kaptanı görevinden aldı. Sonraki günlerde hastalanarak kamarasına çekildi. Geminin tek yolcusu emekliye ayrılmış eski bir kaptandı ve komutayı eline aldı. Rüzgârın yön değiştirmesi nedeniyle gemi Atlantik Okyanusu’nun ortalarında oyalandı. Rüzgâr döndükten sonra da harita okuma ve yön bulmada yapılan hatalar nedeniyle de hem rotayı şaşırarak su takviyesi alabileceği adaları ve hem de Jamaika’yı kaçırdı.

Gemide herkese yetecek kadar erzak ve su kalmadığı için kölelerden hasta ve zayıf olanlar ölmeye başlamıştı bile. Kaptanı asıl endişelendiren konu sigorta poliçesiydi. Eğer köleler hastalık nedeniyle ya da karaya çıktıktan sonra ölürlerse sigorta şirketinden tazminat alma hakkı ortadan kalkıyordu.

Sigorta genelde ya ayaklandıkları için ya da kargonun, mürettabatın ve geminin güvenliği nedeniyle öldürülen köleleri kapsıyordu. Kaptan bu ikinci nedenin tazminat talebi için kullanabileceğine kanaat getirerek kölelerin bir kısmının okyanusa atılmasını emretti. Kendi paylarına düşecek yiyecek ve sudan endişeli olan mürettebat, bu emre itiraz etmeyecekti. Kasım ayının sonunda 131 köle Atlantik köle ticaretinden kendi paylarını almak için köle gemilerini takip etmeye alışmış köpek balıklarına atıldı.

KATLİAMLA İLGİLİ İZLER BULUNAMADI

Tarihçiler yıllar sonra Jamaika’daki sözlü tarih araştırmalarında bu katliamla ilgili hiçbir iz bulamayacaklardı. Bu tür olaylar genelde ağızdan ağıza aktarılan hikâyelerle, ağıtlarla ya da resimlenerek gelecek kuşaklara aktarılıyordu. Ama “Zong katliamı” her nasılsa Jamaika’nın halk edebiyatına yansımamıştı. Dolasıyla büyük bir ihtimalle unutulacaktı.

Fakat geminin Liverpool’lu sahipleri utandırıcı ve şaşılası bir sigorta talebinde bulunarak, bu katliamın geniş çevrelerde duyulmasını sağladılar. Denize atılan kölelerin batmakta olan gemilerin safra atması gibi bir önlem olduğunu iddia ederek poliçede teminat edildiği gibi kaybedilen her köle başına 30 sterlin tazminat talebinde bulundular. Sigorta firması bu talebi rededince de konuyu mahkemeye yansıttılar.

Bu dava hukukçuların arasında tuhaf bir tartışmayı başlattı. Köle ticaretinin ve kölelerin insan olarak değil de kargo olarak sigorta edilmesinin kanun nazarındaki yasallığını gündeme getirdi. Halk bu ticaretin farkındaydı ve getirdiği zenginlikten payını alıyordu. Fakat kölelerin canlı canlı köpek balıklarına atılmasına kadar uzanan vahşet bilinmiyor ve konuşulmuyordu.

***

ATLAR DA DENİZE ATLIYOR

Köleci firma davayı kazandı ama sigortacıların temyiz mahkemesine yaptıkları başvuru ile karar bozuldu. İlginçtir ki temyiz mahkemesinin verdiği karar köleliğin yasadışılığı ya da ahlaki açıdan yanlışlığıyla ilgili değildi. Hakim kararında buna benzer durumlarda atların da denize atıldığına işaret ederek kölelerin insan değil kargo olduğunu teyit ediyordu. Kararın bozulmasının nedeni Zong’un seyir defterinin şüpheli bir şekilde ortadan kaybolması, geminin Jamaika’ya vardığında fıçılarda hâlâ su bulunduğu konusunda verilen ifadeler ve kaptanın beceriksizliğiydi. Mürettabatın cinayet ile yargılanması için yapılan suç duyurusu ise mahkemeye sevk edilmeyecekti.

Bu davanın Birleşik Krallık’ta köle ticaretinin yasaklanması ile ilgili verilen mücadeleye büyük katkısı oldu. Bu olaydan 24 yıl sonra köle ticareti ve arkasında da 1835 yılında kölelik yasaklandı. Köle ticareti ekonomik sistemde yeri olan ve kanunen onaylanmış bir sektör olduğu için de hükümet köle sahiplerinin mali kayıplarını karşılamak zorunda kalacaktı. Tazminat günümüzün değerleriyle 300 milyar sterlindi ve 1835 bütçesinin de yüzde kırkına karşılıktı. Tazminat uzun dönemli borçlanmayla verildi ve borcun son ödemesi 2015 yılında yapıldı. Yani Birleşik Krallık’a sonradan yerleşmiş ve ataları köle ticaretinin kurbanı olmuş binlerce Afrikalı göçmen farkına bile varmadan ödedikleri vergiler ile bu borcun ödenmesine katkıda bulunmuşlardı.

koleligin-yasaklanmasinda-buyuk-katkisi-olan-zong-gemisinin-oykusu-insan-degil-kargo-savunmasi-819610-1.
*Köle ticareti için inşa edilecek bir geminin planı - Zong Katliamı'nı işleyen bir temsili resim...

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol