Google Play Store
App Store

Ülkedeki ‘en büyük toplu sözleşme’ olan asgari ücret masasının kurulmasına sayılı günler kaldı. BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, “Tüm işçi sendikaları ‘insanca bir asgari ücret’ talebini sahiplenmeli” dedi.

Komisyonun toplanmasına günler kaldı: Ücreti masa değil sokak belirleyecek
Fotoğraflar: Evrensel

Bilge Su YILDIRIM

Asgari Ücret Komisyonu, 2026 yılı için geçerli olacak asgari ücreti belirlemek iddiasıyla ilk toplantısını aralık ayının ilk haftasında yapacak. Komisyonun yapısı hükümet, işveren ve işçi temsilcilerinden oluşsa da masada söz yetkisi bulunan tek işçi konfederasyonu olan Türk-İş’in toplantılara katılmayacağını ilan etmesiyle masada yalnızca hükümet ve işveren yer alacak. Türk-İş, masaya ‘komisyonun yapısının adil olmadığı’ gerekçesiyle katılmazken Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Hak-İş’in söz söyleme yetkisi bulunmuyor. Hükümet adına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yer aldığı komisyonda işverenleri ise Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) temsil ediyor.

Türkiye’de asgari ücret, artık yalnızca genel emek ücretlerine yapılacak zammı etkilemesi üzerinden milyonlarca yurttaşın gündemine girmiyor. AKP iktidarının uyguladığı sermaye yanlısı politikaların ve yıllar içerisinde derinleşen ekonomik krizin etkisiyle asgari ücret ‘temel emek ücreti’ olmaktan çıkıp emek gelirleri arasında ortalama ücret haline gelmiş durumda. Türkiye, asgari ücretle çalışan kişi sayısı bakımından Avrupa ülkeleri arasında lider konumda. Buna göre Türkiye’de 11,2 milyon kişi asgari ücretle çalışıyor. Eurostat verilerine göre Türkiye’de asgari ücretle çalışan sayısı yaklaşık 20 Avrupa Birliği (AB) ülkesindeki asgari ücretle çalışan kişi sayısının toplamından fazla. AB’deki 21 ülke genelinde toplam 12,8 milyon kişi kendi ülkelerinin asgari ücretleri ile çalışırken İngiltere'de bu sayı yaklaşık 1,9 milyon, Türkiye’de ise 11,2 milyon kişi oldu.

Asgari ücretli çalışan sayısı bakımından Türkiye’yi takip eden ilk ülke olan Fransa'da 3,5 milyon, üçüncü sıradaki Almanya'da 3,2 milyon olarak hesaplandı. Yani, Türkiye’deki asgari ücretli sayısı en yakın rakibinin 3 katından fazla.

TÜRK-İŞ SORUMLULUKTAN AÇIKÇA KAÇIYOR

Asgari ücretin ücretli çalışan kesimleri arasında giderek yaygınlaşmasıyla birlikte ülke nüfusunun yarısı belirlenecek ücretten doğrudan etkileniyor. Bu bağlamda ‘insan onuruna yakışır bir ücret’ talebi de yalnızca üye sayısını baz alarak söz söyleme yetkisi saptayan masanın sınırlarını aşıyor. Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN) Genel Başkanı Mehmet Türkmen, komisyon toplantısı öncesi BirGün’e değerlendirmelerde bulundu. İnsanca bir asgari ücretin ancak işçi sınıfının birleşik ve örgütlü mücadelesiyle mümkün olabileceğini vurgulayan Türkmen, şu ifadeleri kullandı: “Türk-İş’in daha masa kurulmadan toplantılara katılmayacağının ilanı, bana kalırsa bu sene için belirlenecek asgari ücret zammının geçen senekilere kıyasla çok daha düşük olacağına işaret ediyor. Önceki senelerde de masadan kalkan ve bir şekilde o masayı protesto ediyormuş gibi gözüken Ergün Atalay, bu seneki görüşmelerde bu sorumluluğu en başından üstüne almaktan kaçıyor. Türk-İş 1 milyonu aşkın üyeye sahip, memleketin en büyük işçi konfederasyonu. Madem bu komisyonun yapısına itirazı var, bu tepkiyi sınıf içinde örgütlemeli. Oysa Başkan Atalay ‘Bizim üyelerimiz asgari ücretle çalışmıyor zaten’ deme cüretini kendinde bulabiliyor. Bu da esasında işçi sınıfının örgütlü gücünün ne durumda olduğunun ilanı ve durumun vahametinin belgesi niteliğinde. Ergün Atalay’ın asgari ücretin bu ülkedeki en büyük toplu iş sözleşmesi olduğundan, tüm emek gelirlerinin sene başında alacağı zammın asgari ücret zammı tarafından belirleneceğinden haberinin olmaması mümkün mü? Elbette biliyor, ancak 1 milyonu aşkın işçiyi temsil etme iddiasında olan Atalay, o işçilerle aynı sefaleti paylaşmıyor. O yüzden bu açıklamayı yapabiliyor, masaya gitmediği takdirde payına sorumluluk düşmemiş gibi davranabiliyor.”

KURTULUŞ ÖRGÜTLÜ MÜCADELEDE

Türkmen, insanca yaşamaya yetecek bir asgari ücret talebinin örgütlenmesinde sendikaların üzerine düşen görevler hakkında da açıklamalarda bulundu. İşçi ücretlerinin Türkiye tarihinin en düşük seviyesine gerilediğini vurgulayan Türkmen, şöyle konuştu: “Emeğiyle geçinen tüm toplumsal kesimleri ilgilendiren, bu denli önemli bir ücretin belirlenmesine sayılı günler kala sendikaların yurt genelindeki hareketsizliği, işçi sınıfının örgütlü gücünün hangi seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Bu aşamada kendisini sendika olarak tanımlama iradesi gösteren her oluşumun şapkayı kendi önüne alıp düşünmesi şart. Mevcut koşullar ancak işçi sınıfının yan yana gelerek ses yükseltmesiyle, örgütlü itirazıyla düzelebilecekken her sendikanın da üzerine düşen görev, örgütlü olduğu her yerde bu talebi örgütlemelidir. Nerede faaliyet yürütüyorlarsa oradaki tüm üyelerini ve hatta üye olmayan işçileri seferber etmeli ve insanca bir asgari ücret talebi etrafında bir mücadele örmelidir. Ülkenin her yerinde bu doğrultuda eylemler yapılmalıdır. Önceki gün Gebze Sendikalar Birliği’nin çağrısı ve Birleşik Metal-İş ile Petrol-İş’in örgütlülüğüyle düzenlenen asgari ücret yürüyüşünü bu bağlamda çok önemli buluyorum. Bu ve benzeri örnekler yaygınlaştırılmalı. Tüm sendikalar ‘Asgari ücret bütün işçi sınıfının meselesidir’ diyerek bu talebi sahiplenmeli. Biz de fabrika ziyaretleri, toplantıları yapıyoruz. Geçen sene Antep Başpınar’daki pek çok tekstil fabrikasında asgari ücret oranında zam dayatmasına karşı mücadele ettik. Valilik yasaklamaları, engellemeler, benim hapse atılmam gibi bir dizi baskıyla karşılaşsak da biz en sonunda Başpınar’daki fabrikalarda yüzde 30-40 bandında zamlar kazandık. Üstelik biz bunu üye sayımızın azlığı sebebiyle toplu iş sözleşmesi yetkimiz daha olmadan, o zamanlar henüz bin üyeye sahip bir sendikayken başardık. Büyük konfederasyon ve sendikaların örgütlü hareket ettiği takdirde neler başarabileceğini siz hesap edin. Ancak bu örgütlü mücadele örgütlenirse işçi sınıfı sefalet ücreti ve kölelik koşullarından kendini kurtarabilir.”

∗∗∗

AÇLIK SINIRI YIL BİTMEDEN 30 BİN LİRAYI GEÇTİ!

Asgari ücret tartışmaları kamuoyunda yer edinmeye başlarken açlık sınırı yıl bitmeden 30 bin lirayı aştı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu'nun açıklamasına göre açlık sınırı kasım ayında 266 lira artarak 30 bin 61 liraya ulaşırken, yoksulluk sınırı da gıdayla birlikte giyim, barınma ve ulaştırma olmak üzere diğer harcama gruplarında yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 93 bin 697 lira oldu. Açlık sınırı, mevcut asgari ücretin 8 bin 61 lira üzerine yükseldi. Dört asgari ücretin toplamı, yoksulluk sırının 5 bin 281 lira altında kaldı.

Birleşik Kamu-İş, dört kişilik bir ailenin temel gıda ve gıda dışı harcamalarını esas alarak hazırladığı Kasım 2025 Açlık-Yoksulluk Sınırı Araştırması’na göre yoksulluk sınırı ekim ayına göre 1.459 lira arttı. Son bir yılda artış 24 bin 16 lirayı buldu. Kasım ayında gıda grubunda en dikkat çekici artışlar et, yumurta, süt ve süt ürünlerinde yaşandı. Buna göre: Et-balık-yumurta harcamaları aylık 208 lira artarak 9 bin 323 liraya, süt-yoğurt-peynir harcamaları 65 lira artarak 6 bin 314 liraya yükseldi.

Toplam gıda harcaması yani açlık sınırı, Kasım 2024’e göre 7 bin 762 lira arttı. Araştırmada detaylandırılan gıda dışı zorunlu harcamalara göre kasım ayında dört kişilik bir ailenin; Barınma (kira dahil) harcamaları 18 bin 673 lira, ulaştırma harcamaları 17 bin 264 lira, giyim ve ayakkabı harcamaları 2 bin 433 lira, ev eşyası harcamaları 7 bin 276 lira oldu.