Komşularla sıfır sorundan değersiz yalnızlığa…

03.11.2019 08:02 SİYASET

POLİTİKA SERVİSİ

Komşularla ‘sıfır sorun’ söylemiyle ve büyük bir uluslararası koalisyonu arkasına alarak yola çıkan AKP’nin dış politikası kabaca 2009’a kadar ufak tefek kusurlarıyla işledi. ABD’yi arkasına alan ve Ortadoğu politikalarının taşeronu haline gelen, ‘model lider’, ‘model ülke’ telkinleri ile sürekli olarak pohpohlanan iktidar ve Erdoğan, “Model değil lider olayım hayali” görmeye başladığı andan itibaren makas kırdı. Dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve onun ‘stratejik derinlik’ diye her fırsatta anlattığı çizgi, yeni Osmanlıcı yönelime geçişi başlattı. Yeni Osmanlıcılık yapılacaksa başlanacak tek bir yer vardı; Suriye. İran çok büyük bir güçtü. Irak, hem İran’ın etkisindeydi hem savaştan yeni çıkmıştı. ABD Ürdün’ü kimseye kaptırma niyetinde değildi. Kaçınılmaz olarak hedef Suriye oldu. ‘Arap Baharı’ öncesi Davutoğlu Suriye’ye 62 kez gitti. İki ülke liderleri aileleriyle birlikte ortak tatil yaptı. İki ülke arasında ortak bakanlıklar bile kuruldu.

2011 yılında yaşanan ‘Arap Baharı’ ile Türkiye’nin iştahı iyiden iyiye kabardı. Müslüman Kardeşlerin enternasyonalizmin üzerine, Erdoğan’ı oturtarak, bölgesel lider yaratılacak ve böylece yeni Osmanlıcılık hayali gerçekleşecekti. Tunus’tan El Nahda, Mısırda Mursi, Filistin’de Hamas derken, Suriye’de de Esad’ın düşme ihtimaline tutunan AKP, dış politikada kırmaya başladığı makası uç noktaya getirdi. Ve Suriye, 2011 yılında “iç mesele” haline getirirdi. Bunu 5 Ağustos 2012’de dönemin Başbakanı Erdoğan’ın ağzından “Emevi Camisi’nde namaz kılacağız” söylemi takip etti.

Ortadoğu’ya lider olma hayaliyle ABD ile birlikte müdahale edilen Suriye’de Emevi Camii’nde namaz kılma hevesleri dillendirilirken, işler terse döndü. Esad devrilirse yerine Müslüman Kardeşlerin Suriye ayağının iktidara geleceğini ve istemediği sonuçların yaşanacağını gören ABD taktik değiştirdi. 2013’te Mısır darbesi, El Nahta’nın Tunus’ta çökmesi, IŞİD’ın kurulmasıyla birlikte Ilımlı İslam projesi çöktü.Türkiye ise tarihinde ilk defa, bir iktidar komşu ülkede silah zoruyla hükümet değiştirmeye kalktı. Proje bazında 2014 yılı Aralık ayında başlayan “eğit-donat” projesi 8 Mayıs 2015 tarihinde resmen devreye girdi. Yüzlerce cihatçı eğitilerek, Suriye’de savaşmak üzere bu ülkeye gönderildi. ABD ile ortak projesi olan eğit-donat programında Türkiye’de askeri eğitim verip silahlandırdığı ÖSO mensupları 2015 yılında Suriye’de savaşmaya başladı. Hayallerini ve heveslerini buraya büken AKP için işler Washington’ın eğit-donat stratejisinde de değişikliğe gitmesi ve Moskova’nın 2015’te sahadaki varlığını kalıcı hale getirmesiyle işler tamamen değişti.

NATO’YLA AVRASYA ARASINDA MEKİK DOKUMA

Çökmeye yüz tutmuş Suriye politikası krze girince, AKP’den yeni bir adım geldi. Rusya ve ABD arasında denge siyaseti kullanmaya başladığını söyleyen iktidarın denge siyaseti dediği şey “mekik dokuma”ya dönmüş durumda, aklınca ABD’ye karşı Rusya’yı bir dengeleme unsuru olarak kullanmaya kalkıp, sonuçta her ikisi arasında sıkışmayı başardı. AKP döneminde özetle, Türkiye’nin Ortadoğu’da Suriye ile ilişkileri dibe vurdu, Körfez’de Suudi Arabistan, BAE, Ürdün, Mısır ve İsrail ekseni; Doğu Akdeniz’de Mısır, İsrail, Yunanistan, Kıbrıs Rum Cumhuriyeti, AB ve ABD ekseni karşısında yalnızlaştı, izole oldu.