birgün

14° SİSLİ

KÜLTÜR SANAT 10.07.2021 04:00

Korku vizyonuna hoş geldiniz

Korku vizyonuna hoş geldiniz

Bu hafta sinema ve de dijital vizyonda korku filmleri var. Bunlardan biri, daha ziyade genç jenerasyona veya nostalji yaşamak isteyen yetişkinlere yönelik olan Netflix üçlemesinin ilk ayağı Korku Sokağı 1. Kısım: 1994 (Fear Street Part 1: 1994). Diğeri ise sinemada bu hafta vizyona giren Korku Seansı (Conjuring) serisinin üçüncü filmi Korku Seansı 3: Katil Şeytan (The Conjuring: The Devil Made Me Do It).

MÜZİK SEÇKİSİ

Korku Sokağı 1. Kısım: 1994 filmi, bir grup gencin, yüzyıllar boyunca Shadyside isimli kasabalarında yaşanmış tüm korkunç olayların birbiriyle bağlantılı olmasını keşfetmeleriyle gelişen olayları anlatan bir ilk bölüm. Tarih olarak geriye gidecek olan serinin birer hafta arayla yayınlanacak ikinci filminde 1978 yılına, üçüncü ve son filminde ise 1666’ya gideceğiz. Çocuk edebiyatının Stephen King’i olarak lanse edilen Amerikalı yazar, senarist ve televizyon yapımcısı R.L. Stine'ın çok satan korku serisinden uyarlanan bu filmlerin kitapları 13 yaş üstü iken filmler 18 yaşa üstü olarak derecelendirilmiş. Zaten bana kalırsa filmi beğenmememdeki başlıca sebep bu. Materyallerin çocuklar için olup yetişkinler içinmişçesine filmleştirilmesi kötü sonuçlanmış. Yani Stranger Things formülü bu sefer tutmamış. Hem arthouse gözükeyim hem nostaljik olayım hem de korku filmi alt türlerinden slasher (bir psikopatın insanları takip edip kanlı bir şekilde öldürmesi) olayım denilince her şey çorba olmuş. Üzerine bir de bugünün kimlik kaygıları gibi modern sosyal meseleler ile karakterler ve ilişkiler suni bir şekilde hikâyeye yerleştirilmeye çalışılınca, film benim için her dakika daha kötüye gitti. 1994’ün tek iyi yanı ki bence bu yan oldukça devasa; o da filmin bizlere 90’larda ne efsane gruplar ve şarkılarla büyümüş olduğumuzu hatırlatması oldu. Filmin müzik bütçesinin akıl almaz bir rakam olduğuna eminim. Bu konuda o kadar araştırma yapmış olmama net bilgiye ulaşamadım. Ama filmin sadece 10 dakikasının müzik bütçesi bile tüm serinin bütçesinden fazla olduğuna eminim. Parçalardan bazılarını söyleyince hak vereceksiniz; "Fear of the Dark" - Iron Maiden, "Closer" - Nine Inch Nails, "Only Happy When It Rains" – Garbage, "Machinehead" – Bush, "Sour Times" – Portishead, "Creep" – Radiohead, "More Human Than Human" - White Zombie, , "G'z and Hustlaz" - Snoop Dogg, "Firestarter" - The Prodigy, "Hey" – Pixies, "The Day I Tried To Live" – Soundgarden, "School's Out" - Alice Cooper. Şimdi anladınız di mi meselenin boyutunu?

BİLİNMEZLİK TÜNELİ

İkiz kardeşler Chad ve Carey Hayes’in senaryosu, James Wan’ın yönetmenliği ile bundan sekiz sene önce başlayan Korku Seansı (Conjuring) serisi, Perron ailesinin büyük bir eve taşınmasının ardından evin içinde garip olaylar yaşanınca, paranormal olay uzmanları Warren çiftinin yardıma gelmesiyle başlamıştı. Nihayetinde de Batsheba cadısı ile karşılaşmıştık. Film içinde üzerine detaylıca konuşulabilecek dini ögeler; haç ve kutsal su, şeytan çıkarma ve lanetli nesneler yer almakta. Tüm bu veriler, psikolojik ve sosyolojik değerlendirmeler yapmaya, karakterler üzerinden kimliksel ve toplumsal çıkarımlarda bulunmaya çok müsait. Ancak filmin neden bu kadar başarılı olduğunun cevaplarını Vera Farmiga ve Patrick Wilson’ın canlandırdığı Warren çiftinin uyumunda ve James Wan’ın yönetmenliğinde bulmaktayım. Korku duygusunu belirsizlik hissi ile tetikleyen Wan’ın ilk iki filmde korku ögelerini görünür kılmak yerine seyircinin bunun hayalini kurmasını sağlaması çok iyi ayarlanmıştı. Özellikle astral seyahat bölümlerinde yönetmenin kullandığı plan sekans tekniği ile seyirci adeta karakterle birlikte korku tüneline sokulmaktaydı. Karakterler gibi bizler de ne olacağını bilmediğimiz bu bilinmezlik tünelinde bir yandan bulmacanın parçaları ile karşılaşarak ilerlemekteydik. Yönetmen, kadrajı ile göstermediği ama bir köşede olduğunu bildiğimiz korku ögelerini bize ne zaman ve ne kadarını göstereceğini çok iyi bilmekteydi. İşte yeni bir yönetmenle çekilen Korku Seansı serisinin üçüncüsünde filmin tüm bu başarılı özellikleri yok olmuş. Seyircinin aynı kalıp senaristlerin ve yönetmenin değişmesi sizce de ayıp olmuyor mu?

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol