birgün

16° PARÇALI BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 17.03.2020 07:40

Korona’nın faturası emekçiye çıkmasın

Korona’nın faturası emekçiye çıkmasın

Koronavirüsün dünyadaki hızlı yayılımı konuyu artık küresel bir kriz haline dönüştürdü. Ülkeler sınırlarını da kapamak suretiyle korunma tedbirlerini giderek artan uygulamalarla maksimize etmeye çalışıyorlar. Diğer taraftan bu küresel salgının aynı zamanda küresel bir ekonomik krize de dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor. Şimdiden ekonomistler dünya ekonomisinin resesyona (ekonomide durgunluk) girebileceği öngörüsünde bulunuyorlar. Böyle bir durumun zaten kriz ortamında bulunan ve kırılgan bir yapıya sahip olan ülkemiz ekonomisini derinden etkiyeceği de şüphe götürmez bir gerçek olarak önümüzde duruyor.

Ülkemizin kriz ekonomisi geçmişine baktığımızda önceki deneyimlerin hep çalışanlara yansıyan olumsuzluklarla dolu olduğunu görüyoruz. İşten çıkarmalar, yarı zamanlı çalışma ve ücretsiz izin uygulamaları, ücretten indirim yapılması bu tür dönemlerde en sık karşılaştığımız kötü örnekler.

Tele1 televizyonunda her cumartesi yapmakta olduğum Çalışma Yaşamı programında bu hafta DİSK Genel Başkanı Sayın Arzu Çerkezoğlu ile bu konuları konuştuk. Çerkezoğlu aynı zamanda bir hekim olarak işyerlerinde çalışanların sağlıkları bakımından alınması gerekli sıhhi tedbirleri sıralarken emek tarafının özlük haklarının kayba uğramamasının önemine de dikkat çekti ve bu konudaki beklentileri dile getirdi.

Korona sebebi ile verilen zorunlu izinler yıllık izinden düşülemez

Yukarıda belirttiğim çalışanlar aleyhindeki olumsuz uygulamaların ilki hemen ortaya çıktı ve işyerlerinde özellikle de seyahat etmek zorunda olanlara virüsün kuluçka döneminde tedbiren verilen 14 günlük zorunlu iznin yıllık izine sayılması konusu gündeme getirildi. Oysa iş yasamız bu konuda son derece açıktır. Yıllık izin uygulanmasına yönelik 56’ncı maddede aynen aşağıdaki ibare yer almaktadır: “İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.”

Dolayısıyla bu izinlerin yıllık ücretli izine sayılması ve/veya yıllık ücretli izinden düşülmesi yasal bakımdan mümkün değildir.

Diğer taraftan zorunlu ücretsiz izin ve/veya yarı zamanlı çalışma, ücretten indirim gibi uygulamalar işçiye kabulü dışında uygulanamaz. İşçinin kendi talebi dışında zorla ücretsiz izne gönderilmesini yüksek yargı işveren feshi olarak değerlendirmektedir. Konuya ilişkin bir yargı kararı özetini aşağıda sunuyorum:

“Olayların gelişimine göre davacının ücretsiz izne çıkartılmasının işverenin tek taraflı iradesiyle gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca ücretsiz izin uygulaması işverenin hizmet sözleşmesini haksız feshi olup bundan sonra alman istifa dilekçesi herhangi bir hukuki değer taşımadığından davacının kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı isteklerinin kabulü gerekirken hukuki değer taşımayan istifa dilekçesine değer verilerek yazılı şekilde anılan isteklerin reddi hatalı olmuştur. ( 9. HD. 2008/35024 E. 2010/26686 K. 01.10.2010 )”

Yarı zamanlı çalışmaya dönmek ve ücretten indirim konusunda ise İş Kanunu’nun 62’nci maddesine bakmak gerekiyor.

Ücretten indirim yapılamayacak haller:

“MADDE 62-Her türlü işte uygulanmakta olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.“

Görülebileceği gibi işçinin ücretinden bu hallerde dahi indirim yapılması mümkün değildir. Son olarak işçilerin işyerlerinde bulaşıcı ve salgın hastalık riski olması koşulunda işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirip işten ayrılma hakkı olduğunu ve bunun aşağıda yer alan İş Kanunu 24/1. maddenin b fıkrasına dayanan bir hak olduğunu hatırlatalım.

“I. Sağlık sebepleri: b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa”

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız