birgün

20° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 26.03.2020 09:38
author

Koronavirüse karşı Kadmos

Ülkemizde cehalet virüsüne karşı savaşan kahramanlardan biridir Dikmen Gürün. İKSV Tiyatro Festivali’nin yöneticiliğini yaptığı yirmi yıl boyunca yerli, yabancı yüzlerce tiyatro yapıtını seyircimizle buluşturmuş, eleştiri yazılarıyla tiyatro sanatının yaygınlaşmasına ciddi katkılar yapmış bir Cumhuriyet aydını

Koronavirüse karşı Kadmos

Mitolojiye aşina olanlar anımsayacaktır, canavarı öldüren Kadmos’u… Fenikeli Sur kralının oğlu, Europa’nın kardeşi ve savaş tanrısı Ares’le Afrodit’in kızı Harmonia’nın eşi Kadmos (Cadmus), ülkesini tehdit eden canavarı öldürmesiyle ünlenmiş… Şu günlerde bütün dünya Koronavirüs’ü yenecek bir Kadmos beklentisi içinde. Belli ki, mevcut hükümetlerin gücü yetmiyor canavara... Kapitalizmin bir ürünü olduğu kuşku götürmeyen virüsün kendisini yaratan sisteme karşı bağışıklığı olmalı… Peki, ne olacak şimdi? Virüsü yenecek Kadmos’a nasıl ulaşacağız?

Dünyanın geleceğine ilişkin iki hipotez var. İlki, tüm ülkelerin kapılarını sıkı sıkı kapatıp, otoriter yönetimlere doğru yelken açacağı yönünde. Milliyetçi ideolojiler ve otoriter yönetimler, yaşanan panikten yararlanmak için ellerinden geleni ardlarına koymayacaklar hiç kuşkusuz. Halihazırda otoriter rejimlere sahip olan toplumlarda, koşulların daha da ağırlaşması sürpriz olmayacak. İkinci hipotez, tehlike karşısında birleşmemizin, el ele vermenin kaçınılmazlığını vurguluyor. Ortak düşmana karşı ortak çözümler aranması en akılcı çözüm gibi duruyor. Yani, dayanışma… Komünist geçmişinin değerlerini terk etmeyen Çin ve sosyalist Küba, ülkelerinde elde ettikleri başarı kadar, gösterdikleri uluslararası dayanışma örnekleri ile dünyamız için farklı bir geleceğin mümkün olduğunu kanıtlıyorlar.

SİSTEMİN ÜVEY EVLATLARI

Kapitalizmin bu krizden yeni kazançlarla çıkmak arzusunda olduğu ayan beyan görülüyor. Aşıyı, ilacı kim bulacak, ondan da önemlisi bunların patenti kimin -ya da kimlerin- eline geçecek? Patronlar, krizden en az zararla çıkma derdinde. İşletmelerini, inşaatlarını belirli bir süre durdurmak zorunda kaldıklarında, işçilerine ücretsiz izin vererek ya da işten çıkartarak, krizden minimum zararla çıkma peşinde. Hükümetten krediler, ödeme ertelemeleri ve benzeri destekler de cabası… Sistemin üvey evlatları, emekçiler ise kaderleri ile baş başa…

Beyaz yakalı emekçilerimizin bir bölümü canlarını riske atarak görev yaparken, bir bölümü ise cezaevlerinde çile çekmeye devam ediyor. Yeni infaz yasasının onları af kapsamına almayacağı anlaşılıyor. Ne yazık ki, aydınlarımızın, sanatçılarımızın büyük bölümü bu sorunlar karşısında suskunluğunu koruyor. Elbette, sanatçılar arasında (bizde ve başka ülkelerde) Haluk Levent gibi bir şeyler yapmak için çabalayanlar, bir de magazin ünlüleri var! Lüks evlerinde çektikleri videolarda reklamlarını yapmaktan geri durmayan bu ‘ünlü’lerin, başkaları için kaygı duyduklarına ilişkin bir emare göremiyoruz.

Bazı sanatçı ve sanat kurumları, ürünleriyle, yorumlarıyla panik ortamını yatıştırmaya, evlerinde kapalı kalan insanlara moral aşılamaya çalışıyor. Sanatla ilişkisi çok sınırlı olan toplumumuza bir nebze ‘sanat aşısı’… Müzik, sinema, tiyatro… Her gün iki doz ‘sanat aşısı’ koronavirüs’ü yenmeye yetmez, ama ‘cehalet virüsü’ne karşı bayağı etkili olduğunu söyleyebilirim.

SEVGİLİ DİKMEN GÜRÜN

Ülkemizde cehalet virüsüne karşı savaşan kahramanlardan biridir Dikmen Gürün. İKSV Tiyatro Festivali’nin yöneticiliğini yaptığı yirmi yıl boyunca yerli, yabancı yüzlerce tiyatro yapıtını seyircimizle buluşturmuş, eleştiri yazılarıyla tiyatro sanatının yaygınlaşmasına ciddi katkılar yapmış bir Cumhuriyet aydını. Peki, Koronovirüs’den yola çıkıp, Dikmen Gürün’e nasıl geldik? Anlatayım… Yarın, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü. Tiyatroya gidemeyeceğimize göre, tiyatro üstüne önemli bir yayına göz atabiliriz. ENKA Sanat’ın katkılarıyla Doğan Kitap’ın yayımladığı “Dikmen Gürün’e Yazılar”, Gürün üzerine yazıların yanı sıra, Aristoteles’den Robert Wilson’a tiyatro üstüne düşünmüş pek çok ustaya ilişkin metinler, tiyatronun sorunları üstüne tartışmalar içeriyor.

Yazıya ‘Kadmos’la başladık, ‘Kadmos’la bitirelim. Sözünü ettiğim kitapta, Avignon Tiyatro Festivali yöneticileri Baudriller ve Archambault, Dikmen Gürün’ün yönettiği İstanbul Tiyatro Festivali’nin, Avignon, Barcelona ‘Grec’, Atina ve Epidaurus Festivalleri ile birlikte oluşturduğu ‘Akdeniz Ülkeleri Sahne Sanatları Festivalleri Ağı’na ‘KADMOS’ adını vermelerinin nedenini, “Yunanistan’a Fenike alfabesini getiren, böylece Doğu ile Batı arasında ilk bilgi köprüsünü kuran mitolojik figürlerden biri” olmasına bağlıyor… Çağımızın canavarları ile mücadelemizde, kültürlerarası bilgi köprülerinin önemini unutmayalım.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız