birgün

7° KAPALI

ÇALIŞMA YAŞAMI 23.03.2020 08:11

Koronavirüsle mücadele için 15 politika önerisi: Şimdi sosyal devlet zamanıdır

Covid-19 ile ancak sosyal devlet anlayışı ile mücadele edebiliriz. Kamucu ve toplumcu bir yaklaşımla salgına karşı etkin mücadele mümkün. Halkın sağlığını, işini ve aşını güvence altına almak için acilen bazı adımların atılması gerekiyor

Koronavirüsle mücadele için 15 politika önerisi: Şimdi sosyal devlet zamanıdır

Koronavirüs hem sağlığımızı hem de sosyal ve ekonomik yaşamı tehdit ediyor. Virüsün yarattığı insani felaket yanında büyük bir toplumsal ve iktisadi felaketle yüz yüzeyiz. Devasa bir işsizlik ve gelir kaybı kapıda. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Covid-19 nedeniyle dünya çapında 25 milyon kişinin daha işsizler ordusuna eklenebileceğini açıkladı. Türkiye gibi kırılgan ve ekonomik krizle boğuşan bir ülkede işsizliğin boyutları çok daha büyük olabilir. İşsizler ordusuna milyonlar eklenebilir. Ciddi bir gelir kaybı ve yokluk artışı yaşanabilir. Daha şimdiden yüz binlerce insan ya işten çıkarılma ya da ücretsiz izin ile yüz yüze.

Krizle hem sağlık açısından hem de toplumsal ve iktisadi açıdan baş etmenin yegâne yolu kamucu, toplumcu politikalara dönülmesi, anayasal bir yükümlülük olan sosyal devletin yeniden hatırlanmasıdır. Covid-19 felaketi başta sağlık olmak üzere özelleştirmenin ve ticarileştirmenin, kamu hizmetini ve kamu yararını ortadan kaldırmanın yaratabileceği felaketleri bir kez daha gösterdi. Covid-19 orta ve uzun vadede toplumsal ve iktisadi yaşamda köklü sosyal değişikliklerinin, zihniyet değişikliklerinin kapısını araladı. Neoliberalizmin iflası tescil edildi.

Covid-19 ile bilimin yol göstericiliğinde ve sosyal devlet anlayışı ile mücadele edebiliriz. Kısa vadede kamucu ve toplumcu bir yaklaşımla salgına karşı etkin mücadele mümkün. Halkın sağlığını, işini ve aşını güvence altına almak için acil adımlar atılmalıdır. İşte sosyal bir felaketi önlemek, Covid-19’un tahribatını azaltmak ve halk sınıflarını korumak için bazı acil önlemler:

İŞTEN ÇIKARMALAR YASAKLANSIN

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde olağanüstü önlemler alınmalıdır. Covid-19 salgını nedeniyle devasa bir işsizlik dalgası geliyor. Ücretsiz izin uygulamaları yaygınlaştı. Bu dalga hem sağlık açısından riskler yaratacak hem de sosyal ve iktisadi açıdan salgınla mücadeleyi zayıflatacaktır. Acilen işten çıkarma yasağı getirilmelidir. İşten çıkarma yasağı toplumsal bir felaketi önlemenin ilk adımıdır.

ÇALIŞANLARIN GELİRİ GÜVENCE ALTINA ALINSIN

Salgın döneminde devletin sosyal yükümlülüklerinden biri halkın, çalışanların temel yaşama gereksinimlerini sağlayacak bir gelir elde etmesini sağlamaktır. Bunu sağlamak için bir dizi kamusal tedbir uygulanabilir.

İŞE ARA VERİLMESİ HALİNDE İŞVERENİN ÜCRET ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ 15 GÜNE ÇIKARILSIN

İşyerlerinin kapanması ve üretime/hizmete ara vermesi durumunda en az 15 gün süreyle işverenler çalışanların ücretlerini ödesin. Yasada bir hafta ve yarım ücret olan uygulama 15 gün ve tam ücrete çıkarılsın.

İŞSİZLİK SİGORTASI FONU DEVREYE SOKULSUN

İşsizlik Sigortası Fonu etkin biçimde devreye sokulsun. Fon kaynakları işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği ve ücret garanti fonu gibi araçlarla çalışanları korumak için etkin biçimde kullanılsın. Fonda biriken 130 Milyar TL’yi aşkın kaynak, milyonlarca çalışana aylarca gelir sağlamaya yetecek düzeydedir. Fon işverenlere teşvik ve devlete ucuz iç borçlanma aracı olarak değil, işçinin ve işsizin gelirini korumak için devreye sokulsun.

İŞSİZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANMA KOŞULLARI KOLAYLAŞTIRILSIN

İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için son üç yılda 600 gün ve son 120 günde kesintisiz çalışma koşulu gevşetilsin, bunun yerine 90 gün çalışma koşulu getirilsin. Böylece işsizlik ödeneğinden daha fazla işsizin yararlanması sağlansın.

KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ ACİLEN DEVREYE SOKULSUN

Kısa çalışma ödeneğinden yararlanma şartları kolaylaştırılsın. Son üç yılda 600 gün ve son 120 günde kesintisiz çalışma koşulu gevşetilsin, bunun yerine 90 gün çalışma koşulu getirilsin.

Kısa çalışma ödeneği prosedürü basitleştirilsin. Başvuruların denetimi sonra yapılsın. Daha önce işsizlik sigortası ve kısa çalışma ödeneğinden yararlananların tekrar yararlanması sağlansın.

ZORUNLU VE ACİL SEKTÖRLER DIŞINDA İŞLER TATİL EDİLSİN

Salgınla mücadele kapsamında zorunlu, acil ve temel mal ve hizmet üretimi dışındaki işler 15 gün süreyle tatil edilsin. Çalışanların sağlığı korunsun. İşyerlerinde ciddi sağlık riskleri söz konusudur. Sosyal mesafenin korunması zordur. Servisler ve yemekhaneler ciddi risk oluşturmaktadır.

RİSK GRUPLARI İÇİN ÜCRETLİ İZİN YAYGINLAŞTIRILSIN

Kamuda risk grupları için ücretli izin uygulaması başlatıldı. Aynı uygulama özel sektörde yaygınlaştırılmalı. Risk grubu çalışanlara özel sektörde ücretli izin verilmeli. Bu iznin ilk 15 günü işveren tarafından, sonraki bölümü İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılansın.

ÜCRETSİZ İZİN VE YILLIK ÜCRETLİ İZİNDEN MAHSUP YÖNTEMİ UYGULANMASIN

Çalışanların kendi iradeleri dışında ücretsiz izin uygulaması hukuka aykırıdır. Ve hiç kimse dayatma dışında ücretsiz izni kabul etmez. Çalışanlara imzalatılan ücretsiz izin dilekçeleri işten atılma korkusuyla imzalanmıştır. Bu nedenle geçerli kabul edilemez. Salgın döneminde bu tip uygulamalar geçersiz sayılsın. Salgın nedeniyle verilen izinler yıllık ücretli izinden mahsup edilmesin.

EVDEN ÇALIŞMA, UZAKTAN ÇALIŞMA YAYGINLAŞTIRILSIN

Yaşadığımız dijital çağ, çalışma biçimlerinde önemli değişiklikler ve yeni olanaklar yaratıyor. Bu olanaklardan yararlanarak salgın döneminde uzaktan çalışma uygulaması teşvik edilmelidir. Uzaktan çalışma mevzuatta yer alan bir uygulamadır. Uzaktan çalışma çalışanın hak kaybına uğramaksızın işini yapması anlamına gelmektedir. Kamuda ve özelde pek çok alanda uzaktan çalışma mümkündür ve salgından korunmanın en önemli yollarından biridir.

TEMEL İHTİYAÇ FATURALARI VE BORÇLAR ERTELENSİN

Elektrik, su, doğalgaz ve iletişim faturaları ertelensin. Salgın süresince temel ihtiyaç düzeyinde elektrik, su, doğalgaz ve iletişim harcamaları ücretsiz sağlansın. Bu uygulama gelir kaygı nedeniyle yaşanabilecek geçim sıkıntısını ciddi olarak azaltacaktır. Tıpkı şirketlerin borçlarının ertelenmesi gibi hanehalkının da tüketici kredisi ve kredi kartı borçları salgın boyunca ertelensin. Ayrıca bu borçlardan kaynaklı haciz işlemleri durdurulsun.

GEREKSİZ KAMU YATIRIMLARI DURDURULSUN

Salgın kamu maliyesinde ciddi sıkıntılara yol açacaktır, bu nedenle Kanal İstanbul gibi gereksiz ve tartışmalı kamu yatırımları hemen durdurulmalıdır. Kamunun kaynakları tümüyle salgınla mücadeleye ayrılmalıdır.

KÖPRÜ VE YOLLAR İÇİN GARANTİ ÖDEMELERİ DURDURULSUN

Devletin araç ve hasta garantisi verdiği köprü, yollar ve şehir hastaneleri için garanti ödemeleri askıya alınsın. Böylece kamu kaynaklarının şirketlere aktarımına son verilsin. Buralardan tasarruf edilen kaynaklar salgınla mücadeleye ayrılsın.

KAMUSAL SAĞLIK SİSTEMİNE GEÇİLSİN, SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRMEDEN VAZGEÇİLSİN

Covid-19 sağlıkta ve diğer alanlardaki özelleştirmelerin yaratabileceği felaketi gözler önüne serdi. Özel ve vakıf hastanelerinin salgın süresince kamu hastanesi statüsüne alınması, sağlıkta özelleştirmenin vahametini önlemek açısından önemlidir. Başta “hasta garantili” şehir hastaneleri uygulaması olmak üzere sağlıkta özelleştirme uygulamalarına son verilmelidir. İstisnasız bütün yurttaşlar genel sağlık sigortası kapsamına alınmalı ve sağlık katkı ve katılım payı uygulamalarına son verilmelidir.

KAYNAK SAĞLAMAK İÇİN ETKİN BİR SERVET VERGİSİ GETİRİLMELİDİR

Covid-19 ile mücadele, hem şimdi hem de sonrasında devasa kamusal kaynaklar gerektiriyor. Bunun için hızla etkin bir servet vergisi uygulaması getirilmelidir. Türkiye’de ciddi bir servet eşitsizliği vardır. En zengin yüzde 1’lik kesim, toplumsal servetin yüzde 42,5’ini; en zengin yüzde 5, toplumsal servetin yüzde 61’ini elinde tutuyor. Böylesine büyük insani ve toplumsal felaket koşullarında bu inanılmaz eşitsizlik sürdürülemez. Salgınla mücadelede kamu kaynaklarını artırmak ve halkın ihtiyaçlarını karşılamak için ciddi bir servet vergisi uygulamasına gidilmeli. Yüzde 1’den alınıp topluma kaynak aktarılmalı.

Salgın bütün insanlar için tehlike oluştursa da salgının sınıfsal karakterini göz ardı etmemek lazım. Salgın halk sınıfları ve zenginler için aynı sonuçları yaratmıyor. Emekçi sınıflar salgına karşı daha korumasız ve zayıftır. Bu nedenle daha fazla sosyal devlete, kamucu ve toplumcu politikalara ihtiyaç var. Covid-19 felaketi bize sosyal devlete, insani, kamucu ve toplumcu politikalara dönme olanağı da sunuyor. Covid-19 ile bilime güvenerek ve sosyal devleti canlandırarak mücadele edebiliriz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız