Kötülük konforludur

01.11.2019 13:35 BİRGÜN KİTAP

FERHAT ULUDERE

Öykülerinde karanlık, kirletilmiş ve huzursuz bir dünya yaratıyor Daryo Beskinazi. Her hikâye tekinsiz bir atmosferde geçiyor ve okuru birçok sürpriz bekliyor. Kötülüğün bir sis gibi her yere sirayet ettiği 'Melek Tokadı'nda bugüne dair analizler ve saptamalar da yer alıyor. Beskinazi, kitap boyunca geleceğe dair bir umut ışığı vermese de edebiyatın gücüne inandığını hissettirmekten geri kalmıyor. Daryo Beskinazi ile hem kitabını hem de sanata alanında yaptığı çalışmaları konuştuk.

► 18 yaşından bugüne yazıyla haşır neşir olduğunuzu biliyoruz. Mizah ve sanat dergilerinde başlayan süreç bir kitapla süslendi. İlk kitap için biraz geç değil miydi?
Yazmak profesyonel kaygılarla yapılmadığı sürece -ki bizimki gibi okumaktan pek hazzedilmeyen ülkelerde bu fazla idealist bir girişim addedilebilir- yaşa bağlı bir edim gibi gelmez bana... Kendimi onunla karşılaştıracak kadar küstah değilim elbette, ancak Bukowski benden bir sene geç başlamış yazmaya misal, kırk dokuz yaşındaymış. Keza kırk sonrası yazmaya başlayan Raymond Chandler, Bram Stoker gibi isimleri de sayabilirim naçizane... Şu an birikimimden damıtılmış onlarca kitap yazabilecek malzeme var elimde. Yeter ki yaşım elversin de önümüzdeki on yılda en az beş kitap yazabileyim. Geç başlamanın yegâne dezavantajı da bu galiba, her satırı ölmeye yazmak!

► Hem bir koleksiyoncu hem de bir sanat galericisiniz? Sanatla kurduğunuz ilişki yazarlığınıza nasıl yansıdı?
Sanatla, özellikle de plastik sanatlarla olan hem kalbi hem de ticari ilişkim sayesinde zaman içerisinde kazandığım alt metin okuma refleksi yazma edimimde önemli paya sahip şüphesiz. Mesleğim, anlatılanın ötesini görebilmek, öykünün özüne en tuhaf, en ters açılardan bakabilmek için ideal, şanslıyım o açıdan. Bir keresinde sanatçıya kendi eserini kişisel bakış açımla anlatmıştım. “Ben eserimi bunları düşünerek yapmadım ama söylediğin her şeye de katılıyorum” demişti ki bu da çağdaş sanatın verimli cilveleri işte! Yazıya da yansıyor haliyle. Bir de ben kendi çevremi, orta-üst sınıfın hayatını yazıyorum daha çok. Böylelikle inandırıcılık sorununu da halletmiş oluyorum bir nebze...

► 'Melek Tokadı'nı oluşturan hikâyeler insanın karanlık tarafına odaklanıyor ve hiç umut taşımıyor. Çağın insanını masaya yatırdığınızda geriye sadece kötülük mü kalıyor?
Bu sorunun cevabı kendinden menkul sanki biraz! İçinde yaşadığı dünyayı cehenneme çevirmeyi 'yüksek yaşam standartları' cicilemesiyle meşrulaştıranların karşısında bir modern çağ Don Kişot’u gibi yükselen on altılık aktivist Greta’ya dahi 'şovmen' diyerek çamur atacak kadar müptezel bir toplumda yaşıyoruz. Belki içimizde az kirlenmişler var ancak çoğunlukta değiller, değiliz! Daha önce de yazmıştım, izninizle tekrar ediyorum: kötülük konforludur, o konforu keşfeden kişi ondan bir daha vaz geçemez ve günümüz insanının konformizmi artık fabrika ayarlarından...

► Hikâyelerin ortak özellikleri sürpriz finaller. Okur her hikâyede beklemediği bir yerlerden gelen tokatları savuşturmak zorunda kalıyor. Melek Tokadı dediğimiz de bu olsa gerek sanırım?
Bakın ben pek bu açıdan düşünmemiştim ancak haklısınız. Aslında daha somut bir anlamı var 'Melek Tokadı'nın; Karadul adlı hikâyede geçen, yeşil reçeteyle satılacak kadar sağlam kafası olan bir sakinleştiricinin sokak satıcısı jargonu olarak bizzat vaftiz ettiğim ismidir. Tabii eser adı olarak onlarca alternatif arasında onu seçmiş olmam da bilinçaltımın dışa vurumu olabilir pekâlâ.

► Sırada nasıl bir kitap projesi var? Kısa öyküye devam mı?
Aslında niyetim üç ya da dört uzun öyküden oluşan bir mini novellalar kitabıydı. Uzun derken 'Melek Tokadı'ndakilerden uzun yani. Her biri otuzar-kırkar sayfa olacak, aralarında bir bağlam ilişkisi bulunacaktı. Ancak bir anda yön değiştirip ebadını henüz tahmin edemediğim bir roman yazmaya karar verdim, çünkü kurgu kafamda birden, kendi kendine dallanıp budaklanmaya başladı. Ben de hızla sinopsise giriştim. Herhalde dokuz ay ila bir yıla bitiririm. Bu seferki sanat dünyasından, yani yine iyi bildiğim bir konudan türeyecek ve 'Melek Tokadı’ndan farklı olarak daha hümoresk öğeler taşıyacak diyebilirim. Umarım alnımın akıyla çıkarım içinden, çünkü bazı özel araştırmalar yapmamı gerektiriyor ve araştırma yapmaktan biraz sıkılıyorum, doğruya doğru!

cukurda-defineci-avi-540867-1.