Google Play Store
App Store

Koza Altın’ın Atikhisar Barajı’na 1400 metre mesafede planladığı projeye karşı direniş sürüyor. Yurttaşlar toplu itiraz dilekçesi verecek. İDA Dayanışma Derneği Başkanı Akgül, “Halk iradesini hep beraber yaratabiliriz” dedi.

Koza halkın suyunu istiyor
Fotoğraf: Çanakkale Gündem

Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’na yalnızca bin 400 metre mesafede planlanan altın-gümüş madeni projesine karşı yaşam savunucuları yeniden harekete geçti. Koza Altın’ın tüm yargı kararlarını hiçe sayarak sürdürdüğü proje için Bakanlık’tan alınan çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararına karşı 7 Ağustos Perşembe günü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne toplu itiraz dilekçesi verilecek.

İDA Dayanışma Derneği Başkanı Ekrem Akgül, BirGün’e yaptığı açıklamada süreci şöyle anlattı:

“Alamos Gold ile mücadele günlerinde, Serçiler Köyü kavşağında maden kamyonlarının hareketliliği dikkat çekmişti. Ancak yönetmeliğin dava açma süresini 60 günden 30 güne indiren değişiklik nedeniyle kurumsal olarak dava açamadık. Bu süreçte Koza sondajlara ve küçük çaplı ağaç kesimlerine başlamıştı. 2020’de Av. Cömert Uygar Erden’in yol göstermesiyle önce bireysel, sonra dernek olarak dava açtık. 2021’de bilirkişi raporları sonucu yürütmeyi durdurma ve ÇED iptal kararı aldık. Danıştay da şirketin itirazını reddetti.”

Ancak Koza Altın, bin 881 hektarlık ruhsat alanında bu kez daha büyük bir proje başlattı. İptal edilen proje 50 hektarlık alanda planlanırken yeni ÇED süreci önce 65, ardından 116 hektara çıkarıldı. Akgül, genişleyen proje ile ilgili, “Kentten Eskişehir’e her gün 150 kamyon cevher taşınacak, bu da karayollarına ağır bir trafik baskısı getirecek. Çanakkale’nin tek içme ve sulama kaynağı kaybedilecek, havzayı besleyen yüzey ve yeraltı su kaynakları kuruyacak. Tüm bu itirazlarımız İDK toplantısında görmezden gelindi ve ÇED olumlu kararı verildi.”

HALK İRADESİNİ YARATABİLİRİZ

Akgül, şöyle konuştu: “Bundan sonraki süreçte; yeni yasanın maden şirketlerine tanıdığı avantajlar halkın mülkiyetine, toprağına su kaynağına, ormanına, merasına büyük tehdit oluştururken, ülkemizin her yeri yanıp tutuşurken, yerellerde büyük mücadelelerin bizleri beklediğini biliyoruz. Çevre müdürlüklerine dilekçe vererek ve 10 günlük sürelerde itiraz noktalarını belirterek sonuç alınmayacağını da biliyoruz. Meşru zeminde, hukuk yolunu da ihmal etmeden, halkın sağduyusuna seslenerek, daha önce Kirazlı'da gösterilen halk iradesini yeniden hep beraber yaratabiliriz diyoruz.”