Kral Midas’ın sesi beyaz perdede
Kadir Uluç’un ‘Ankara Tümülüsleri’ belgeseli, bozkıra yayılan zengin geçmişi seyirciye sunuyor. Aralarında Kral Midas’ın da olduğu 40’tan fazla tümülüsü kayda alan belgesel, tehdit altındaki kültürel mirasa dikkat çekiyor.

Tuğçe ÇELİK
Bu yıl 36’ncısı düzenlenen Ankara Film Festivali’nin özel seçkisinde yer alan yönetmen Kadir Uluç imzalı ‘Ankara Tümülüsleri’ adlı belgesel, tarihi milattan önce 3000 yılına kadar giden şehrin, hızla silinen hafızasına tutulan kısa ama etkili bir kayıt olarak dikkat çekiyor. İlk gösterimi Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde yapılan belgesel, 19 dakika sürmesine rağmen Ankara’nın çevresine dağılmış, içinde Kral Midas’ın da mezarının olduğu anıtsal Frig mimarisi örneği 40’tan fazla tümülüsü yeniden görünür kılıyor. Belgesel, Gordion Kazı Grup Başkanı Prof. Dr. Brian Rose ve ODTÜ Ankara Tümülüsleri Proje Başkanı Doç. Dr Ela Alanyalı Aral’ın danışmanlığında Friglerden Galatlara uzanan tarihsel katmanları gün yüzüne çıkarıyor.
Belgesel, Gordion’un eteklerinden Etlik’in sıkışık yapılaşmasına, Cengizhan ve Barın’ın neredeyse unutulmuş yükseltilerine kadar uzanıyor. Saha çalışmalarının izini süren anlatı, bu alanların bugün çarpık kentleşme, hazine arama, imar baskısı, hafriyat ve ilgisizlik nedeniyle nasıl birer ‘sessiz kayıp’a dönüştüğünü çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Kent büyüdükçe toprak nefesini kaybediyor ve film bu dönüşümü açıkça işaret ediyor. 'Ankara Tümülüsleri', kentin görünmeyen tarihine bakmanın önemini bir kez daha hatırlatıyor.
“Belgeselin amacı, Ankara’nın binlerce yıllık geçmişine ışık tutan tümülüsleri tanıtmak, koruma bilincini artırmak ve bu arkeolojik mirası görünür kılmak. Yalnızca tarihsel bilgiler vermekle değil; arkeologların, araştırmacıların ve bölge insanının deneyimleriyle bu mirası yaşayan bir anlatıya dönüştürmek istedim. Tümülüslerin bir ‘tepe’ değil, birer anıt mezar ve hafıza mekânı olduğunu anlatmak belgeselin merkezinde yer alıyor. Ankara’nın kültürel mirasını yalnızca arkeoloji çevrelerine değil, her yaştan izleyiciye ulaşan bir hikâyeye dönüştürmeyi amaçladım” diyen Uluç ile bu kısa ama çarpıcı eseri konuştuk.
ZAMAN KAPSÜLLERİ
Tümülüslerin uygarlığın taşıyıcı birer zaman kapsülüne benzediğine işaret eden Uluç, “Ankara’nın çevresinde sessizce duran tümülüslerin, kentin kimliğini ve geçmişini taşıyan birer zaman kapsülü olduğunu fark ettiğim anda belgesel çekme fikri gelişti” diyor ve ekliyor: “Çoğumuz her gün yanlarından geçiyoruz ama onların ne anlattığını bilmiyoruz. Bu sessiz tepelerin ardındaki tarih, bilim ve insan hikâyesini görünür kılma arzusu beni bu projeye yönlendirdi. Gordion’da başlayan belgesel çalışmalarım, Ankara çevresindeki tümülüslerin de aynı büyük tarihsel bütünün parçaları olduğunu gösterdi ve bu belgeselin bir ihtiyaç olduğuna inandım.”
Yönetmen Yassıhöyük'teki (Gordion) köklü ve zengin geçmişe vurgu yaparak şunları söylüyor: “Ankara çoğu zaman Cumhuriyet dönemiyle anılsa da, geçmişi çok daha derin ve katmanlı. Tümülüsler; Friglerden başlayarak Roma, Bizans ve Osmanlı’ya uzanan kültürel sürekliliğin en somut izleri. Bu belgesel, Ankara’nın yalnızca bir başkent değil, aynı zamanda önemli bir arkeolojik coğrafya olduğunu da hatırlatıyor. Kentin etrafındaki bu anıtlar doğru anlatıldığında, Ankara’nın kültür turizmine ve uluslararası bilinirliğine büyük katkı sağlayacak bir potansiyele sahip. Belgesel, bu potansiyelin de altını çizen bir kültürel farkındalık çalışması.”
Uluç, çekim sürecinde yaşadığı en büyük sorunun ise arşiv belgelerine ulaşmak olduğunu belirterek kent arşivi oluşturulmasının önemine dikkat çekiyor: “Belgeseli çekerken en büyük sıkıntım kaynaklara sağlıklı bir biçimde ulaşamamak oldu. Özellikle yakın dönemde yapılan kazılara ait fotoğraflara bile ulaşmanın bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. Bunun da sebebi Ankara ile ilgili bir kent arşivinin olmaması. Belgelerin toplandığı bir arşiv çalışması hayata geçirilmeli.”

∗∗∗
TÜMÜLÜS NEDİR?
Latince kökenli ‘tümülüs’ mezar ya da mezarlık içeren, toprağın yığılarak oluşturulduğu tepecikler anlamına gelir. Bu yapılara en fazla Anadolu’da rastlanır. Frigya Krallığı'nın başkenti olan Gordion şehrinin kalıntıları arasında Frig Kralı Midas’ın tümülüsü, 300 metrelik çapı ve 55 metrelik yüksekliği ile dikkat çeker. Anadolu’daki en büyük ikinci tümülüs olan Büyük Tümülüs ise M.Ö 740’ta Midas’ın babası için yapılmıştır. Bölgedeki en büyük tümülüs ise Lidyalılar’ın yaptığı Alyettes Tümülüsüdür. Günümüzde bu tümülüsler kaybolma tehdidi altında korunmayı beklemektedir.


