Kristal Kelepçe buraya
SEVİN OKYAY SEVİN OKYAY
Kristal Kelepçe Ödülleri sahiplerini buldu. Ahmet Ümit ‘Büyük Usta’ ödülüne layık görülürken ‘Yılın Polisiye Romanı’ ödülü, “Farahnaz’ın Çiçeği” adlı eseriyle Yaprak Öz’ün oldu. Törende ayrıca bana ve Erol Üyepazarcıya ‘Onur Ödülü’ verdiler.

İnsan hiç beklemezken ödül alınca bir tuhaf oluyor. Aslında Algan bana 5 Ekim’de İstanbul’da olmam için bu ödül meselesini çıtlatmıştı. “Valla abla, ben anlamam, sana ödül yaptırıyoruz” demişti. Ama hangi dalda olduğunu ‘heyecan olsun’ diye söylemedi. Böylece biz de bu yıl mutlaka Ayvalık’a gitme kararını (gene) cebimize koyup pazar günü Caddebostan Kültür Merkezi’nin (CKM) yolunu tuttuk. Yalnızca, Ahmet’in ‘Büyük Usta / Grand Master’ olduğunu biliyorduk ki, elhak öyledir.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği tarafından verilen Kristal Kelepçe Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Sunucumuz, yazar/oyuncu Ayşe Erbulak Özgürdal’dı. Pek güleryüzlüydü. Ayşe öyledir, neşeye neşe katar. Ahmet Ümit’in ‘Büyük Usta’ ödülünü ise Birlik Başkanı Algan Sezgintüredi verdi. Başkan, polisiye edebiyatın son yıllarda büyük çıkış yaşadığını söyledi ve bu ödüllerin polisiye yazarlarla yazar adaylarını teşvik etmeyi amaçladığını belirtti. Kendisi de ‘nev’i şahsına münhasır’ denen cinsten, çok iyi bir polisiye yazarıdır. Ahmet, ödülden onur duyduğunu söyledi, birliğimizi ve Türk polisiyesini onurlandırdı.

Onur demişken, bizim de ne ödülü aldığımız anlaşıldı. Genç polisiyeci Yaprak Öz (bir süre önce NTV Radyo’daki ‘Cinayet Masası’nın konuğu olmuştu), bana iltifatlar ederek, polisiyeye katkılarımdan dolayı Onur Ödülü’nü sundu. Diğer Onur Ödülü ise, böyle bir etkinlikte aramızda olmayınca kendimizi eksik hissettiğimiz Erol ağbimizindi. Ne yazık ki rahatsızdı, İstanbul’da değildi. Ödülünü, yetkin bir polisiyeciye, Ercan Akbay’a emanet ettik.

Gelelim ‘Yılın Polisiye Romanı’ ödülüne… Bu ‘taze’ ödül, “Farahnaz’ın Çiçeği” adlı eseriyle benim ödülümü veren Yaprak Öz’ün oldu. Düzenleyiciler hakikaten sırlarını saklamış. Yaprak adını duyunca kalakaldı. Sonra sahneye çıkıp, birliğin kurulmasında da büyük payı olan yazar Elçin Poyrazlar’ın elinden aldı. Cümle polisiye yazarlarına artık kendisini Londra’da değil Madrid’de bulabileceklerini açıkladı diye Elçin’i kıskandım doğrusu. Biz de Londra’da arkadaşımız var diye ince hesaplar kuruyorduk.

Şaka bir yana, bu gece beni ve hepimizi çok mutlu etti. Gerçi biz bizeydik, teker teker hepsine bildirilmiş olsa da basın organları bizlerle ilgilenmemişti. “Ben Birgün’e yazacağım,” diye teselli ettim onları. Ne de olsa, biz de gazeteciyiz. Öte yandan, meslek erbabının ilgisi yüksek düzeydeydi. Kongreye de katılım dörtte üçü geçmiş, ki bu da ayrı bir başarı. Gerçekten Algan’ı, Ercan’ı ve emeği geçen bütün arkadaşları kutlarım. O akşam hepsini bir arada, CKM’nin B Salonu’nda görmek, beni de ’ismimle müsemma’ olarak çok sevindirdi. Polisiye ile çocukluğumda kesişen yolum, sonra da hiç ayrılmamıştır.

Gene de ben yazımı, kitabıyla ilk yazar Kristal Kelepçe’sini alan Yaprak Öz’ün, sözleriyle bitireyim. Bunları pazar akşamı söylemedi Yaprak, Türkiye Polisiye Yazarları Birliği Temmuz 2017 sonuna doğru kurulduğunda söylemişti:

“Türkiye Polisiye Yazarlar Birliği, bu türe gönül vermiş biz yazarların kaynaşmasını ve dayanışmasını sağladı. Birbirimizi yakından tanımaya başladık ve bu da yaşamlarımıza müthiş bir zenginlik kattı. Ben, Birlik’teki renkli kişilikleri tanımaktan ve onlarla keyifli sohbetler yapmaktan çok hoşlanıyorum. Birlik’in güzelliklerinden biri, birbirimize polisiye türünde tavsiyede bulunduğumuz pek çok şey olması, birbirimize pek çok konuda danışma ve yardım olanağımız. Ancak tabii ki, en önemlisi, Türkiye’deki polisiye okurunun karşısına hep birlikte çıkmamız ve bu türün hakkını veren ama hak ettiği kadar tanınmayan pek çok eseri ön plana çıkaracak olmamız.”

Hadi hayırlısı, arkadaşlar. Nicesine!