birgün

16° PARÇALI BULUTLU

RÖPORTAJ 20.11.2017 07:26

Küba Sinir Bilimleri Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pedro Antonio Valdes-Sosa: Türkiye’nin Küba’dan öğreneceği çok şey var

Türkiye’nin öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi konusunda Küba örneğini göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin Küba’nın özellikle zihinsel sağlıkla alakalı yapmış olduğu çalışmalardan istifade etmesi gerekiyor

Küba Sinir Bilimleri Merkezi Müdürü Prof. Dr. Pedro Antonio Valdes-Sosa: Türkiye’nin Küba’dan öğreneceği çok şey var

MELTEM YILMAZ @meltemmmylmz

Kanser, diyabet, menenjit gibi ağır sağlık sorunlarının ardından, Alzeheimer başta olmak üzere zihinsel hastalıklar konusunda da yaptığı çalışmalarla dikkat çeken bir ülke olan Küba’nın Sinir Bilimleri Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr. Pedro Antonio Valdes-Sosa, bu haftaki Pazartesi Söyleşisi’nin konuğu oldu.

Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) 16-17-18 Kasım tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği ‘Elektrik Elektronik Mühendisliği Kongresi 2017 (EEMKON 2017)’ için Türkiye’ye gelen Prof. Pedro Antonio Valdes- Sosa, Küba sağlık sistemi ve gelişmeleri ile Türkiye’nin bu alanda yapması gerekenler konusunda BirGün’ün sorularını yanıtladı.

Dünyanın pek çok ülkesine danışmanlık hizmeti de veren bilim adamı, “Türkiye’nin öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi konusunda Küba örneğini göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyorum. Bir de, Türkiye’nin Küba’nın özellikle zihinsel sağlıkla alakalı yapmış olduğu çalışmalardan istifade etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Gelecekte insan sağlığını tehdit edecek olan sağlık sorunlarının, zihinsel hastalıklar olduğuna dikkat çeken Prof. Valdes- Sosa, şöyle devam etti:

“Bugün 60 yaş üstünün yüzde 10’unda demans var. Dünyadaki sağlık sorunlarının dörtte biri zihinsel hastalıklar. Ekstra yüzde 10’u da hafif bilişsel bozukluk. Her demansı olan hastaya ek olarak ailede de tane depresyonlu var. Ancak burada önemli olan yaşam kalitesi, ölüm nedeni değil. Ölümleri önlemek kadar önemli olan şey yaşam kalitesini yüksek tutabilmek.”

Prof. Valdes- Sosa, Türkiye’de müfredattan evrim konusunun çıkarılmasını ise şöyle yorumladı:

“Fidel, güncel politikanın gereği olan konulara tabii ki gün boyu kafa yoruyordu ama gece olunca da gidip fizik, biyoloji, matematik dersleri alıp bilim konusundaki vizyonunu geliştiriyordu. Çünkü bilimin sadece doğruya ya da gerçeğe ulaşmanın yolu olmayıp aynı zamanda özgürlüğün de yolu olduğunu düşünüyorlardı.”

»Elektrik Mühendisleri Odası’nın konuğu olarak Türkiye’ye geldiniz. Öncelikle son dönem çalışmalarınızı okuyucularımızla paylaşır mısınız?
İleri derecede neröbilim araştırmalarının sonuçlarını, beyin fonksiyonlarının incelenmesinde ve günlük hayattaki beyinle ilgili problemlerin araştırılmasında kullanılır hale getirdik. Kullandığımız anahtar kavram “milletlerin zihinsel zenginliği”. İşte burada nörobilim ve nöroteknolojiyi kullanma gerekliliği devreye giriyor. Bu noktada, toplumlara özgü zihinsel sermayeyi nasıl koruyabileceğimizi araştırıyoruz. Zira bugün biyomedikal alanda yapılan araştırmalara harcanan fonun yüzde 80’inin, dünyadaki yüzde 20’li nüfusa hitap ettiği yönünde gerçekçi bir istatistik var. Bu dengesizliğin en temel sebeplerinden biri, araştırmayı yapan kurumların büyük ölçekli yayınları esas alıyor olmaları. Ama öte taraftan da şirketlerin kısa vadeli kar hedeflerinin olması, uzun vadeli işler yapmalarının önünde engel teşkil ediyor. Oysa ki uzun vadede bunun topluma dönüşü ve getireceği kar var.
kuba-sinir-bilimleri-merkezi-muduru-prof-dr-pedro-antonio-valdes-sosa-turkiye-nin-kuba-dan-ogrenecegi-cok-sey-var-387191-1.
»Biz hep sağlık hizmetlerinin farklı kesimlere hitap etmemesinden şikâyet ederiz ama söylediğiniz aslında çok daha dikkate değer bir açı. Araştırma aşamasında bile fonun yüzde 80’inin yüzde 20’lik bir kesime hitap ediyor olması çok ciddi bir sorun. Peki ne yapılabilir?
Genç araştırmacıları bu konuda bilinçlendirmek ve Küba, Çin ve Kanada’nın yaptığı gibi, araştırma- geliştirme aşamasını da sağlık sisteminin bir parçası haline getirmek. Aslında biliyor musunuz, orta ölçekli ülkelerin AR- GE çalışmalarını sağlık sisteminin içine yerleştirmeleri daha kolay oluyor. Ama daha ekstrem uçlarda duran, yani gelişmiş ya da gelişmemiş ülkeler bu tür inisiyatiflerine, sağlık programlarına yer vermiyor.

»Dolayısıyla Küba’nın sağlık alanında, ABD’nin 10’da birinden az para harcayarak daha etkili sonuçlar elde etmesinin nedeni de bu mudur?
Evet, çünkü onlar araştırma sonuçlarını uygulanabilir, ucuz ve pratik uygulamaları yaratacak teknolojik çıktılara dönüştürebilecek bakış açısı geliştirmedikleri için, parayı çarçur ediyorlar. Ülkeler genelde sağlıkla ilgili modelleri incelerken, öncelikli olarak Amerika modeline bakıyorlar. Bu üst seviyedeki gelir gruplarına hitap eden kurumlar için anlamlı olabilir ama genel halk sağlığı açısından baktığımızda, Amerika iyi bir örnek değil.

»Peki bu bağlamda Türkiye nerede duruyor? Türkiye’nin, AR-GE konusundan başka, Küba sağlık sistemi ve uygulamalarından öğreneceği ne var?
Epey konu var. Türkiye’nin öncelikle koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi konusunda Küba örneğini göz önünde bulundurması gerektiğini düşünüyorum. Bir de, Türkiye’nin Küba’nın özellikle zihinsel sağlıkla alakalı yapmış olduğu çalışmalardan istifade etmesi gerekiyor. Zaten Türkiye’den Başbakan seviyesinde ziyaretler de oluyor. Son dönemde sanıyorum bebeklerdeki işitme problemlerinin taramalarıyla ilgili Türkiye ile Küba arasında istişareler oluyor. Ben de, Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’na veya sağlıkla ilgili kuruluşlara, özellikle sivil toplum örgütlerine bazen destek oluyor, onlara danışmanlık yapıyorum. Bir başka değişle Türkiye’nin, Küba’daki sağlık sistemine ve gelişmelerine duyarsız olduğunu söyleyemeyiz. Ama bizim projelerimizi bir başka ülkede uygulamamız için, öncelikle o ülkeden talep gelmesi gerekiyor.

»Küba’da zihinsel sağlık alanında yaptığınız çalışmaları ve özellikle Alzheimer alanındaki önemli gelişmeleri bizimle paylaşır mısınız?
Biz şu anda, Alzheimer gibi zihinsel hastalıkları erken yaşta belirleyebilecek bir sistem üzerinde epey yol almış bulunuyoruz. Ancak Alzheimer ile alakalı bir ilaç geliştirebilmemiz için 20 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor. Tabii dünyanın başka noktalarında üzerinde çalışılan ilaçlar var ama bunlar da en az 10 yıl sonra kullanılabilecek, yaygınlaşabilecek ilaçlar. Ve hastalığı iyileştireceklerine dair bir garantileri de yok. Avusturalya bu konuda uzun vadeli vizyonu olan ülkelerden biri. Alzheimer’ı10 yıl bile geciktirebilmenin ülkenin refahı gelişmesi açısından çok önemli bir etkisi olacağını ortaya koymuşlar. Geçen yıl, Dünya Sağlık Örgütünün zihinsel sağlık biriminden sorumlu başkanı ile beraber büyük bir toplantı yaptık. Dünyanın önde gelen ülkelerinin hepsinde beyin araştırmalarına ait büyük ölçekte bilim projeleri söz konusu. AB, Çin, Kore, Güney Kore, Amerika ve daha pek çok gelişmiş ülkede de çok büyük yatırımlı projeler mevcut ancak bugünkü koşullarda halen alzhemierla mücadelenin en önemli yolu erken teşhis.

»Peki anlatıklarınızdan şunu mu anlamalıyız: Yakın gelecekte insan sağlığını tehdit edecek olan sağlık sorunları, zihinsel hastalıklar mıdır?
Evet. Bugün 60 yaş üstünün yüzde 10’unda demans var. Dünyadaki sağlık sorunlarının dörtte biri zihinsel hastalıklar. Ekstra yüzde 10’u da hafif bilinşsel bozukluk. Her demansı olan hastaya ek olarak ailede de tane depresyonlu var. Ancak burada önemli olan yaşam kalitesi, ölüm nedeni değil. Ölümleri önlemek kadar önemli olan şey yaşam kalitesini yüksek tutabilmek.

»İşin kötü tarafı, geleceğin hastalıkları olan mental hastalıklara sahip olmanın hâlâ lekeleyici bir tarafı da var birçok kültürde.
Evet. Kalp krizi geçiren biri onu atlatırsa bundan övünç duyuyor ama depresyon geçiren biri bunu gizlemek istiyor. Çünkü bunu bir kusur gibi görüyor ve aslında bu bir kusur gibi yansıyor. O yüzden de bu sağlık sorunları hekimlere de yeterince yansımıyor. Toplum bunun bilincinde o kadar olamıyor.

***

ABD ambargosu, Küba’yı daha da geliştirdi

»ABD ambargosu Küba’da sağlık sistemini nasıl etkiliyor?
Olumlu ve olumsuz yönleri var. Olumsuz yönü, maddi zarar oluşması. Bugüne dek kanserden zarar gören birçok çocuk tedavi imkanlı ilaçlara erişim sağlayamadığı için büyük bir kayba uğradık. Ama öte taraftan da bu durum bizim yaratıcılığımızı ve hırsımızı arttırdı. Dolayısıyla kendimiz birtakım şeyleri yapmaya başladık. Ben 19 yaşındayken Amerikalı bir bilim adamı ile birlikte Küba’nın ilk bilgisayarını yapma işine soyundum. Bunun tek sebebi Amerikalı bilim adamının bir gece boyunca Fidel Castro’yla bu konuda hararetli bir tartışma yaşamış olmasaydı. Tabi bu konuşmanın sonucunda bilgisayar kullanımıyla, beyinle alakalı birtakım sorunların çözümüne yönelik imkânlar geliştireceği noktasına gelindi. Bunun sonunda Fidel, ABD ambargosuna rağmen bir bilgisayar yapmak konusunda biz genç araştırmacılardan yardım istedi. Biz de 10 aylık bir sürede ve Japonlarla eş zamanlı olarak bir bilgisayar üretmeyi başardık. Buna “devrimin bilgisayarı” denildi… Tabii kamu sağlıyla ilgili projelerin de aslında başlangıç noktasının çekirdeği buydu. Dolayısıyla bu konuda deneyimliyiz, eğer Trump ambargoda daha sıkı politikalar uygularsa biz de daha güçlü biçimde alternatifler üretebiliriz.

***

Fidel geceleri fizik, matematik çalışırdı

kuba-sinir-bilimleri-merkezi-muduru-prof-dr-pedro-antonio-valdes-sosa-turkiye-nin-kuba-dan-ogrenecegi-cok-sey-var-387193-1.

»Türkiye’de müfredattan evrim çıkarıldı. Evrimi bilmeyen bir birey nasıl tıp, bilim insanı olur?
Fidel, güncel politikanın gereği olan konulara tabii ki gün boyu kafa yoruyordu ama gece olunca da gidip fizik, biyoloji, matematik dersleri alıp bilim konusundaki vizyonunu geliştiriyordu. Çünkü bilimin sadece doğruya ya da gerçeğe ulaşmanın yolu olmayıp aynı zamanda özgürlüğün de yolu olduğunu düşünüyorlardı.

***

Kanser aşısı çok etkili

kuba-sinir-bilimleri-merkezi-muduru-prof-dr-pedro-antonio-valdes-sosa-turkiye-nin-kuba-dan-ogrenecegi-cok-sey-var-387192-1.

»Küba’da geliştirilen kanser aşısı, ülkeniz sağlık alanına ilişkin en popüler konulardan biri. Bu bir mit mi gerçek mi?
Bu aşıyı geliştiren kişi benim 11 yaşından beri yakın arkadaşım olan bir uzman. Oldukça etkili bir ilaç geliştirdi ve dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılmaya başlandı. Küba’daki temel yaklaşım, kanserin şeker gibi yaşanabilir bir hastalık haline gelmesi. Dolayısıyla kemoterapi, radyoterapi gibi değişik terapileri, geliştirdiğimiz ilaçla kombine etmeye çalışan bir yaklaşım sunuyoruz. Hatta Obama döneminde Amerika’da da bu konuda bir inisiyatif başlatıldı ve müzakereler halen sürüyor. Çin’de aşı şu anda üretiliyor. Küba’da şu anda farklı hastalıklarda üretilen 11 tane aşının yanı sıra, devam eden 30 araştırma projesi var. Ayrıca, bir o kadar da ticarileşme potansiyeli olan ilaç söz konusu. Bunların dışında, Küba’nın en popüler biyoteknoloji ürünü, şeker hastalığındaki diyabetik bacak sorununu önleyen bir ilaç. Bu ilaç şu an Küba’da, şeker kamışından daha fazla ihraç edilen bir ürün.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız