Kucaklaşma mesajının inandırıcılığı yok
Birgün Birgün Birgün Birgün
Yerel seçim sonrasında nasıl bir siyasi strateji izleyeceği merak konusu olan Erdoğan uzun bir aradan sonra ilk kez “birlik ve beraberlik” mesajı verip “önümüze bakalım” dedi. Aynı Erdoğan 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin akabinde “Yenikapı ruhu” adı altında milli bütünlük vaadinde bulunmuştu. Ancak o vaadin içinden demokrasi değil tek adam rejimi çıkmıştı. Referandum öncesinde Hayır cephesinin […]

Yerel seçim sonrasında nasıl bir siyasi strateji izleyeceği merak konusu olan Erdoğan uzun bir aradan sonra ilk kez “birlik ve beraberlik” mesajı verip “önümüze bakalım” dedi. Aynı Erdoğan 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin akabinde “Yenikapı ruhu” adı altında milli bütünlük vaadinde bulunmuştu. Ancak o vaadin içinden demokrasi değil tek adam rejimi çıkmıştı. Referandum öncesinde Hayır cephesinin tümünü “vatana ihanet” ile suçlayacak kadar ileri gidilmiş, aynı çizgi 24 Haziran ve 31 Mart seçimleri sürecinde de sürdürülmüştü. İmamoğlu başta olmak üzere seçilmiş başkanlara mazbata verilmemesi için yapılan bunca manipülasyon ortadayken “kucaklaşma” mesajına muhalefet cephesinde ikna olacak kimse yoktur sanırım. Üstelik Erdoğan bu seçimle beraber ipleri her istediğinde gerip-gevşetme konusundaki tekelini büyük ölçüde kaybetti.

Erdoğan’ın “kızgın demiri soğutma” söyleminin MHP’li ortağında hiçbir tesir yaratmamış olması da bunun kanıtlarından biri. Partisini yerel seçimin galibi ilan eden Bahçeli, İBB Başkanı İmamoğlu’ndan “mazbatalı şahıs” olarak bahsetmekle kalmadı, onu ve CHP’yi “toplumu kutuplaştırmak” ile itham etti. Sandıktan en çok oyu alarak çıkan bir adayın hakkını araması, seçmenin iradesine sahip çıkması hangi rejimde “gerginlik” nedeni sayılıyor sorusuna cevabı ise MHP Gen. Bşk. Yrd. Yıldırım vermişti zaten. Hem de CHP’nin demokrasiye geçiş vaatlerine müsaade etmeyeceklerini söyleyerek…

Ancak ne kadar hop oturup hop kalkarsa kalksınlar AKP belediyelerinin ve kayyımların geride bıraktığı borç batağı yeni seçilmiş başkanlar tarafından bir bir kamuoyunun bilgisine sunuluyor. Böylece “gönül belediyeciliği” dedikleri şeyin kendi gönüllerini hoş tutmaktan başka bir şey olmadığı da ortaya çıkıyor. Şatafatlı makam odaları, odaların içinde lüks banyolar, belediyeden maaşı ödenen hısım akrabalar… Nasıl olsa kimse hesap sormaz diyerek har vurup harman savurmuşlar. Kırşehir’de CHP’li belediyeye bırakılan borç tutarı 462 milyon, Dersim’de 68 milyon 350 bin, Cizre’de 220 milyon. İstanbul ve Ankara’da rakamlar da büyüyor. Bu yağmadan yararlananlar arasında başı çeken İslamcı organizasyonlar. İBB’den yalnızca 2018 yılında dini cemaatlerin dernek ve vakıflarına 340 milyon kaynak aktarılmış. Bu paranın hangi amaçlar için kullandığını tahmin etmek de zor değil.

Yavaş ve İmamoğlu başkanlık koltuğuna oturur oturmaz doğru bir hamle yaparak 25 yıllık rant ağının haritasını çıkarmaya çalışıyor. AKP’yi hem ideolojik hem de maddi olarak ayakta tutan bu kirlenmiş düzenin tekerine çomak sokuyor. Bu durumdan rahatsız olanların çeşitli kumpas arayışlarına gireceği ise aşikâr. Ancak bedeli ne olursa olsun her usulsüzlüğün, her yolsuzluğun üzerine gidilmeli. Sorumluları tüm siyasi bağlarıyla ortaya çıkarılmalı. Bu sayede geniş halk kesimleri “cennet tapusu” dağıtan, biz kaybedersek İslam kaybeder diyen siyasetçilerin ikiyüzlülüğünü bir kez daha görmeli.

AKP’nin İstanbul ve Ankara’nın kaynaklarını sömürmekle yetinmediği aynı zamanda kendi ideolojik hegemonyası için belediyeye ait tesisleri, etkinlikleri kullandığı da unutulmamalı. Seküler yaşam kodlarını dışlayan, yalnızca belirli bir kesimin ihtiyaç ve beklentilerine cevap veren bu tablo değiştirilmeli, demokratikleştirilmeli. Belediyelerin kültür işlerinin sığ bir yeni Osmanlıcılık saplantısından kurtarılarak cumhuriyet döneminin kültürel kazanımlarını kapsayan bir çizgiye kavuşması sağlanmalı.

Bugün lütuf ve iane üzerine kurulu AKP belediyeciliği yerine kolektif karar almaya öncelik veren, hak ve dayanışma temelli bir belediye anlayışına geçme zamanı. Bu sadece yerele dair bir vizyon da değil; böylesi bir yönetim anlayışı Türkiye’nin laik ve demokratik idare edilme iradesinin somutlaşmış bir örneğini oluşturacak.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız