Google Play Store
App Store

Bale sanatının ölümsüz hikâyelerinden olan Kuğu Gölü, klasik formu koruyan çağdaş bir örnek olarak yeniden sahneleniyor. Ricardo Amarante “Vizyonumu bir aradalığın ruhuyla birleştiren bir prodüksiyon yarattık” dedi

Kuğu’nun ışıltısı yeniden sahnede
Fotoğraf: Murat Dürüm

Deniz Burak BAYRAK 

İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB), klasik bale repertuvarının en bilinen eserlerinden “Kuğu Gölü”nü bu sezon Brezilyalı koreograf Ricardo Amarante’nin yorumuyla sahneye taşıyor. Çaykovski’nin ölümsüz müziği eşliğinde izleyiciyle buluşacak olan eser, klasik yapısına sadık kalırken çağdaş bir sahne anlayışıyla yeniden kurgulandı.

İlk kez 1965’te Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eser, İstanbul’da ise 1971 yılında Güloya Gürelli’nin rejisiyle Maksim Sahnesi’nde seyirciyle buluşmuştu. Bu sezon sahneye konacak versiyon, Petipa ve Ivanov’un klasik koreografisinden ilham alırken, Amarante’nin dinamik ve anlatı odaklı sahne diliyle yeniden şekillendirildi.

Klasik bale geleneğinin önemli örneklerinden biri olan Kuğu Gölü, lanetlenmiş bir prensesin ve ona âşık olan prensin hikâyesi üzerinden aşk, ihanet ve özgürlük gibi temaları ele alıyor. Koreograf Ricardo Amarante, eserin bu evrensel temalarının bugünün dünyasında hâlâ geçerliliğini koruduğunu vurguluyor; “Aşk, ihanet, özgürlük ve dönüşüm hâlâ çok önemli. Bugün bunları, özgünlük ve değişim arayışımızın yansımaları olarak görüyorum” diyor.

Amarante, eser üzerinde bazı yapısal değişiklikler de yaptı. Özellikle birinci ve dördüncü perde ile toplu dansları daha kısa ve dinamik hâle getirdiğini belirten Amarante, eserin simgesel bölümlerine ise dokunmamış. “Beyaz Kuğu adagio’su ve bale topluluğunun saflığı gibi ikonik anları olduğu gibi korudum” diyor.

KLASİK YAPIYA SADIK KALDIM

Sahne dilinde modern anlatımı önceleyen Amarante, klasik yapıya sadık kalarak daha doğrudan bir ifade biçimi benimsediğini söylüyor. “Stilimi, klasik özü koruyarak ama daha doğrudan ve çağdaş hâle getirerek, net bir hikâye anlatımı ve dramatik niyetle entegre ettim” diye konuşuyor.

Müzikal yapı açısından bakıldığında ise Çaykovski’nin müziği koreografi sürecinin temel yol göstericisi olmuş. Amarante, duygusal yoğunluğu yüksek bu müzikle birebir diyalog kurduğunu belirtiyor: “Çaykovski'nin müziği tüm sürece rehberlik etti. Duygularını takip ettim: lirik kısımlardaki incelik, dramatik kısımlardaki yoğunluk.”

Yeni prodüksiyonun yaratım sürecinde İDOB dansçılarının katkısı da dikkat çekiyor. İstanbul’daki dansçıların yüksek enerjisi ve sanatsal yaklaşımlarının yaratıcı süreci olumlu yönde etkilediğini belirten Amarante, bu prodüksiyonu “bir aradalığın ruhunu taşıyan” bir çalışma olarak tanımlıyor. “İstanbul'daki dansçılar inanılmaz bir enerji ve bağlılık getirdiler. Zengin bir etkileşimdi ve vizyonumu bir aradalığın ruhuyla birleştiren bir prodüksiyon yarattık” diyor.

Yerel bir sahnede evrensel bir eseri yorumlarken kurduğu dengeye de dikkat çeken Amarante, “Kuğu Gölü evrenseldir, ancak her prodüksiyon kendi topluluğunu yansıtır” derken İstanbul’da sahneye koyduğu bu versiyonda hem klasik özü canlı tutmaya hem de yerel yorumlara alan açmaya özen gösterdiğini dile getiriyor.

Kuğu Gölü hem klasik bale tutkunlarını hem de çağdaş yorum arayan izleyicileri salonlara çekecek gibi görünüyor. Eser, 30 Ekim ile 1, 12 ve 13 Kasım tarihlerinde, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sahnelenecek.

Ricardo Amarante

Vizyoner ve yenilikçi adım

İDOB Bale Başkoreografı Ayşem Sunal Savaşkurt:

“Ricardo Amarante'nin “Kuğu Gölü” yorumu, İDOB için sadece bir prodüksiyon değil; vizyoner bir adım ve yenilikçi bir yaklaşımın temsili olarak öne çıkar. Klasik temellerin üzerine kurulu, modern anlatı teknikleriyle şekillenmiş bu eser, hem seyirciyi hem de sanatçıları dönüştürme gücüne sahiptir. Bu yeni yorumda amacım, klasik formun asaletiyle çağdaş bir duyarlılığı buluşturmak; seyircinin tanıdığı hikâyede yeni bir kalp atışı duyurmak oldu. İDOB olarak bu klasiği yeniden sahneye taşırken, geçmişin zarafetini bugünün enerjisiyle birleştirmeyi hedefledik.”